attorney

  1. Noun vekil, avukat, dava vekili, yetkili temsilci.
ABD Savcı Yardımcısı Noun, Law
avukat Noun, Law
genel vekaletname Noun, Law
özel vekaletname Noun, Law
mahkemede vekaleten temsil edilmek
vekilini göndererek kendini temsil ettirme
avukat vasıtasıyla mahkeme huzuruna çıkma
vekaleten duruşmada bulunma
tasdikli vekâletname
tasdik vekâletname
tasdikli vekâletname
tam vekâletname
bir vekâletnameyi iptal etmek Verb
kaza dairesi savcısı
(US) kaza dairesi savcısı
(US) şehir hukuk müşaviri
ortak vekâletname
(US) hazine avukatı
kaza bölgesi savcısı
savcı, müddeiumumi.
bir vekâletnameyi düzenlemek Verb
vekâletname düzenlemek Verb
vekâletnamenin şümulü
federal savcı
(US) federal savcı
baş savcı
başsavcı
umum vekaletname
umumi vekâletname
umumi vekaletname
tevkil etmek Verb
birine vekâlet vermek Verb
iyi şöhreti olmayan avukat
(US) avukat tutmak Verb
vekaletname sahibi
(US) bir avukatı tevkil etmek Verb
ortak avukat
müdahil avukat
ortak vekâletname
temsil yetkisi
vekâletname
mahkemenin bulunduğu yerde avukatlık eden avukat
düzenleme şeklinde vekaletname
karşı tarafın avukatı
tutulmuş avukat
patent hakları avukatı
(US) patent avukatı
devamlı vekâletname
davacı avukatı
vekâletname, temsil yetkisi.
vekâletname. Noun
vekaletname Noun, Law
hususi vekil
vekâletname ibraz etmek Verb
vekâletname vermek Verb
savcı, müddei umumî. Noun
(US) hazine avukatı
vekâletname tahtında yapılan bir satışı tasdik etmek Verb
vekâletname ile yapılan bir satışı tasdik etmek Verb
bir vekâletnamenin feshi Noun
bir vekâletnamenin fesih feshi Noun
bir vekâletnameyi iptal etmek Verb
(US) savcı
(US) vergi davaları avukatı
vergi davaları avukatı
vekâletnamenin feshi Noun
umumi vekaletname
mahkemede temsil vekâletnamesi (borçlunun bir avukata verdiği , borç için açılan davada kendisini temsil
edebileceğini belgeleyen vekâletname
bir vekâletnamenin iptali Noun
avukat (Av.) Noun, Law
belli bir dava için özel olarak tutulan avukat
özel bir maksat için tayin olunan vekil
sureti mahsusada tayin edilen mümessil
avukatlık ücreti Noun, Law
savunma avukatı
karşı taraf avukatı
başsavcı. Noun
Adalet Bakanı. Noun
başsavcılık dairesi
başsavcılık makamı
ticari işlerde başkan hesabına hareket eden temsilci
özel bir dava vekili olup
müvekkili tarafından belli bir amaçla tutulabileceği gibi
ticari işlerde başkan hesabına hareket eden vekil
ticari işlerde başkası hesabına hareket eden kimse Noun, Law
hukuki nitelikte olmayan bir muamele için de tutulabilir
hukuki işlemde başkası namına hareket eden kimse
hukuki olmayan işlerde vekil Noun, Law
bir müvekkilin bir dava veya kovuşturmadaki işini takip için tuttuğu avukat
müvekilin bir dava veya kovuşturmadaki işini takip için tuttuğu avukat
avukatlık ruhsatı
belli davalar ya da belli bir dava için atanan avukat
İngiltere'de avukattan kesilen yıllık verginin ödendiğini belgeleyen makbuz
avukat ruhsatı
yardımıyla kurtarılan paradan gelir vergisine tabi masraflarını mahsup etme hakkı
bir avukatın
vekalet ücreti Noun, Law
avukatlık ücreti Noun, Law
vesikaları Noun
verdiği mesleki hizmet karşılığı müvekkilinin kendisine borçlu olduğu meblağın teminatı olarak
menkul değerleri ve parayı mesleğini icra ederken alıkoyma hakkı
vekil hapis hakkı
defterleri Noun
vekilin hapis hakkı
müvekkiline ait olan bütün evrakları Noun
avukatlık mesleği icabı
onun arzusu hilafına bile yapılan bu fiiller müvekkilini bağlayıcıdır
ancak bu fiiller davanın sebebine değil halline matuf olmalıdır
müvekkiline danışmadan
baroya kabul edilmesi üzerine mahkemenin bir avukata verdiği avukatlık ruhsatı
avukatın belgeler üzerinde rehin hakkı
avukatlık yemini
hukuki görüş
avukatın tutuklanmama ayrıcalığı
bir avukatla müvekkili arasındaki dava vekaleti sözleşmesi
avukatla vekil arasındaki vekâlet sözleşmesi
pay akçesi
savunmanın konuşması
(US) savunmanın konuşması
birinin vekâletnamesine sahip olmak Verb
(US) Br avukatlık yapmak Verb