cow

  1. Noun inek.
  2. Noun dişi fil, dişi balina, iri memeli hayvanların dişisi.
    a cow elephant: dişi fil.
    buffalo cow: dişi manda.
  3. Noun çok şişman/hantal kadın.
  4. Transitive Verb korkutmak, yıldırmak, sindirmek.
    The government tried to cow the opposition by imprisoning a number of politicians.
  5. Transitive Verb budamak, kısa kesmek, güdük bırakmak.
nakit ineği
vay canına! bak hele! vay! bana bak! (hayret, memnuniyet, öfke vb. bildirir.
holy cow! You can't do
that! holy cats! What a beautiful garden!
sağmal inek
kolay kazanç kaynağı
dokunulmaz, eleştirilemez, tenkit edilemez (kişi, kurum, vb.). Noun
yüksek tarım/ziraat okulu.
köy koleji: şehirden uzak, kırsal bölgedeki yüksek okul.
gebe inek.
yıldırarak boyun eğdirmek Verb
mandıracı
sığır katili karınca
(Dasymutilla occidentalis): G ve D ABD'de bulunan ve dişisinin zehirli iğnesi
olan iri bir cins karınca.
Noun
yaban maydanozu
(Anthriscus sylvestris).
inek havucu
(Heracleum sphondylium, H. lanatum): havuçgillerden iri bileşik yapraklı, beyaz morumsu
çiçekler açan kalımlı bitki.
Noun
sığırtmaç atı: kovboyların sığırları otlatırken bindikleri at. Noun
altı-yarıklı balık
(Hexanchus griseus): sıcak ve ılıman denizlerde bulunan ve her iki tarafında
altışar solungaç deliği bulunan iri köpekbalığı.
Noun
altı yarıklı canavar Noun, Animal Species
sığır kasabası: B ABD'de sığır yetiştiren ufak taşra kasabası. Noun
inek sütü Noun, Food-Kitchen
deli dana hastalığı