exposure

  1. Noun, Language-Literature sergileme
  2. Noun, Photography pozlama
  3. Noun açıklama, açığa vurma, (kötülükleri, rezaletleri vb.) açığa/meydana çıkarma, ifşa/teşhir etme.
    He
    continued his exposure of electoral frauds: Seçim yolsuzluklarını açıklamaya devam etti.
    I threatened him with the public exposure: Onu elâleme rezil etmekle tehdit ettim.
  4. Noun sergileme, gözönüne yayma/serme.
    Skillful exposure of goods in a store window.
  5. Noun sunma, takdim etme, gösterme.
  6. Noun maruz kalma/bırakma, duçar olma/etme.
    Years of exposure to the rain had ruined the machinery.
  7. Noun ortaya/meydana çık(ar)ma, keşfetme, bulup çıkarma.
    The exposure of the real criminal cleared the innocent man.
  8. Noun (halk huzuruna) çıkma, (TV vb. de) halka gözükme.
    His campaign manager thought he needed more TV exposure.
  9. Noun (belirli bir yöne) dönük olma/bakma, yönelme, cephesi … olma, nazır olma.
    a house with a southern
    exposure: cephesi güneye bakan bir ev.
    My bedroom has a western exposure: Yatak odam batıya bakar.
  10. Noun (çocuğu yalnız/kimsesiz) sokağa bırakma, terketme.
  11. Noun, Photography (a) ışınlama, ışıklama/duruş/poz (süresi). (b) poz, çekim.
    a film (roll) of 24 exposures. (c)
    filmin ışığa maruz bırakılması.
  12. Noun, Law mahrem yerlerini gösterme suçu.
  13. Noun açık(ta kalmış) yüzey.
toplam risk
maruz kalınan kredi riski Noun, Banking
bu varlıkların değeri yabancı ülkenin parasıyla orantılı olması nedeniyle risk doğar
bir dış ülkede aktif varlıklar bulundurmanın riski
donarak ölmek Verb
bir reklamın boyutu veya süresinin ya da tekrar sıklığının gazete okuyucusu
televizyon seyircisi vb'nin bilincinde etki uyandırma derecesi Noun
tehlikeli hava şartlarına maruz kalarak ölmek Verb
(yanlışlıkla bir negatife) iki resim çekme.
üstüste çekilmiş iki resim.
kuzeye bakan ev Noun
(kasten) ayıp yerlerini (topluma) gösterme/teşhir.
anında developman
en geniş çapta ürün dağıtımı ve perakende satışları teşvik çalışmalarıyla birlikte yoğun reklam kampanyası uygulaması
gece fotoğraf çekme
bir reklamın duyulması ya da görülmesi beklentisi
bir brokere şirketin performansı ile orantılı yüksek bir maaş ödeniyorsa ve bu kişi şirket hisselerinin
önemli bir bölümüne de sahipse
riske aşırı açık olma durumu
işlerin kötü gitmesi olasılığına karşı bu kişi aşırı risk almış demektir
poz süresi
ciddi olmakla beraber katastrofik niteliği olmayan olaylardan ileri gelen riziko
havacılık sigortasında kullanılan bir terim olup
ürün tanıtma
(evin) güneye bakması
suçunu açığa çıkarmakla birini tehdit etmek Verb
uzun pozlu resim.
güneş ışığına tutma
(yangın sigortası) hasar ihtimaline maruz kalma
ışıkölçer, poz ölçeği, pozmetre. Noun
ışıkölçer Noun, Photography
bir çocuğun terki
bir suikastin açığa çıkarılması
malların satışa arzı
poz verme cetveli
ışığa tutma
poz değeri
aktif döviz idaresi
gereksiz yere gönüllü olarak kendini tehlikeye atma Noun