failure

  1. Noun, Construction yenilme
  2. Noun başarısızlık, muvaffakiyetsizlik, beceremeyiş, (okul) sınıfta kalma.
    His plans ended in failure. She
    had many failures before finding the right method.
  3. Noun bozukluk, bozulma, arızalanma, çalışamama.
  4. Noun yetersizlik, kifayetsizlik, kıtlık, noksanlık, fıkdan.
    The failure of crops.
  5. Noun zeval, inkıraz, zail olma, zayıflama.
  6. Noun bitme, tükenme, kaybolma.
  7. Noun iflâs, batkı.
    The failure of a bank/of a company.
  8. Noun başarısız/başarı kazanamayan (kimse/şey).
    He is a failure. As a writer he was a failure. The picnic
    was a failure because it rained.
  9. Noun ihmal, savsama.
    failure to do: yapmama, yapmakta kusur etme.
    failure to obey the law may cost
    you dear: Yasaya itaatsizlik pahalıya mal olabilir.
  10. Noun, Medicine sekte, yetersizlik.
    a heart failure: kalp yetersizliği.
yükümlülüklerini yerine getirmeme
başarısızlığa uğramaya mahkûm plan
bankanın iflası
bankanın faaliyetinin tatili
bankanın batması
tam bir başarısızlık halinde olmak Verb
simsarın iflası
komisyoncunun iflası
işin bozulması
kalp yetmezliği Medicine-Health
bereketsiz mahsullü
bereketsiz mahsul
cereyan arızası
tam fiyasko
fiyasko
fiyasko ile sonuçlanmak Verb
başarısızlıkla sonuçlanmak Verb
fiyasko vermek Verb
motor arızası
ekipman arızası
teçhizat arızası
mali başarısızlık
kalp sektesi, kalbin durması, ölüm. Noun
kalp yetersizliği, kalbin yeteri kadar kan dolaşımı sağlayamaması hali. Noun, Pathology
kalp yetmezliği Noun, Medicine-Health
ateş almama
yanlış yatırım
böbrek yetmezliği Medicine-Health
piyasa aksaklığı Noun, Competition Law
piyasa başarısızlığı Noun, Economics
evliliğin başarısızlığa uğraması
Allah utandırmasın
başarısız olmak Verb
başarıya ulaşamamak Verb
başarısızlığa uğramak Verb
polisin görevini yerine getirmemesi
elektrik kesintisi Noun
elektrik kesilmesi Noun, Energy-Resources
başarısızlığı önceden tahmin etme
bir iş başarısızlığından belini doğrultmak Verb
böbrek yetmezliği Noun, Medicine-Health
kirayı ödememe
kirayı ödeyememe
başarısızlıkla sonuçlanmak Verb
kendinden bekleneni yapamama duygusu duymak Verb
başarısızlığa mahkûm olmak.
sınavda başarısızlık
kısmen yerine getirmeme
gelir vergisinde düşüş
(US) şirketin performansının düzeleceği beklentisiyle işleri kötü giden şirketlerin hisse senetlerini satın alma uygulaması
yenilme yükü Noun, Construction
arıza (hata) kaydetme (kaydı
akümülatörün çalışmaması
taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi Noun
fotoğrafın iyi çıkmaması
bir suikastin boşa çıkması
bedelin ödenmemesi
mahsulün bereketsiz olması
delil yetersizliği
vârissizlik
adli hata
bellek hatası Noun
delil kifayetsizliği
davalının defi yoluyla dermeyan ve istinat ettiği vesikaları ibraz edememesi
arıza tahmini
(önceden) arıza tahmini
kabul etmeme
hareketsizlik, işlemden kaçınma
eylemde bulunmama
yoklamada bulunmama
toplu pazarlığa girmeme
itaat etmeme
zaman sınırını aşma
işbirlikte bulunmama
açıklamama
hakkını kullanmama
gelir vergisi beyannamesini vermeme
beyanda bulunmama
ihbarda kusur etme
sözünü etmeme
nisap oluşturamama
emre itaatsizlik Noun, Military
tüzüğe riayet etmeme
ödememe
senedin karşılığını ödememe
bir taksidi ödememe
kocanın karısına ve çocuklarına bakmaması
rapor vermeme
önemli haber sağlayamama
karar alamama
hareketsizlik davası Noun
çok çalışarak başarısızlığa uğramaktan kaçınmak Verb
avukat olarak başarısız olmak Verb
bir tasarıyı başarısız kılmak Verb
mirasçısızlık
hiçbir kanıt bulunmaması veya kanıtların tamamıyla yetersiz olması durumu