figure

  1. Noun, Textile Industry desen
  2. Noun rakam.
    The symbols 1, 2, 3, etc. are called figures.
  3. Noun sayı, adet.
    The price is too high, ask a lower figure.
  4. Noun miktar, çokluk, kemiyet.
  5. Noun değer, fiyat, rakamla ifade edilen herhangi bir çokluk.
    at low figure: ucuz fiyatla.
    We'll
    sell at that figure: Şu fiyata satacağız.
  6. Noun şekil, biçim.
    In the darkness she saw dim figures moving.
  7. Noun endam, boybos, vücut yapısı.
    keep one's figure: endamını muhafaza etmek, şişmanlamamak.
    a graceful
    figure: zarif bir endam.
    to do exercices to improve one's figure.
  8. Noun şahsiyet, karakter.
    Atatürk is a great figure in Turkish history.
  9. Noun yüz, çehre, gösteriş, görünüş.
    a fine figure of a man/woman: yakışıklı erkek/güzel (vücutlu) kadın.

    cut quite a figure = cut a fine/good figure: güzel görünmek, iyi etki bırakmak.
    cut a poor/sorry figure: kötü etki bırakmak.
  10. Noun resim, suret.
  11. Noun simge, sembol, timsal, remiz.
    The dove is a figure of peace.
  12. Noun (edebiyatta) mecaz, istiare.
  13. Noun (dans) figür.
    figure dancer: figür yapan dansör/dansöz.
    figure skating: figür yaparak paten kayma.
  14. Noun, Music başlıbaşına ayrı bir etki uyandıran notalar dizisi, melodi.
  15. Noun, Geometry şekil.
    The circle, square and triangle are plane figures.
  16. Noun, Logic tasım şekli.
  17. Noun hayalet, tayf, hayal, kuruntu.
  18. Verb
    figure up: hesaplamak, hesap etmek.
    to figure up a total.
  19. Verb sayı ile/rakamlarla ifade etmek.
  20. Verb tasvir etmek, resmetmek.
  21. Verb mecaz yolu ile anlatmak/ifade etmek.
  22. Verb şekil çizerek göstermek.
  23. Verb düşünmek, tasavvur etmek, hükmetmek, sonucuna varmak, tahayyül etmek, hayalinde canlandırmak.
    figure
    to yourself a happy family, secure in their own home.
  24. Verb, Music süslemek.
  25. Verb görünmek, bulunmak, göze çarpmak, bâriz/âşikâr olmak.
    His name doesn't figure on this list. The names
    of great leaders figure in the story of human progress.
  26. Verb (durum, eylem vb.) anlamlı olmak, anlam ifade etmek, mantıkî/makul olmak, anlam taşımak, anlaşılmak.

    That figures!: Anlaşıldı/anlaşılıyor/tevekkeli değil!
    It doesn't figure: Olur şey değil/manasız/saçma.
ortalama sayı
aşağı yukarı bir rakam Noun
yaklaşık rakam Noun
kabaca bir rakam Noun
tahmini bir rakam Noun
temel rakam
temel rakam (istatistikte , öteki rakamların kıyaslandığı bir rakam
kötü yazılmış
okunmayan rakam
okunması zor rakam
parantez içine alınmış rakam
yüksek fiyata satın almak Verb
düşük fiyata satın almak Verb
tavan rakamı
(oyun) baş aktör
daireye alınmış rakam
şifre rakamı
(tahmin) güven derecesi
güven derecesi
(tahmin) emniyet derecesi
iyi görünmek Verb
zavallı rolü oynamak Verb
sersefil görünmek Verb
kendini acındırmak Verb
rezil olmak, yüzüne gözüne bulaştırmak.
vitrine konan manken
önemli kişilik
hâkim şahsiyet
manevî baba, ideal baba, baba yerine konulan adam. Noun
yüksek fiyat istemek Verb
brüt kazanç rakamı
ithalat rakamı
rakam
dört haneli rakam
(ağaçtan) insan modeli, manken, kukla, cansız model. Noun
önemsiz kişi,
mec. sarı çizmeli Mehmet Ağa. Noun
dört haneli rakam
dergi okuyan kişi sayısı
dergi okuyan sayısı
azami rakam
asgari rakam
rakam hatası Noun
anne figürü Noun, Psychology
güzel endam
belli bir meblağın üzerinde kredi vermemek Verb
rantabl bir şekilde üretmek Verb
üretim sınır rakamı
halkın gözündeki şahıs
halkın tanıdığı kişi
halkın yakından tanıdığı kişi Noun
oran rakamı
hatırı sayılır miktarda satış yapmış olmak Verb
okur sayısı
yuvarlak rakam/sayı. Noun
epey yüksek bir rakam tutmak Verb
pahalıya gitmek Verb
ucuz satmak Verb
çizgi resim, çocukların yaptığı basit çizgilerden oluşan resim. Noun
(romanda) silik şahsiyet, sathî olarak belirtilen karakter. Noun
depo değeri
figüran
kendine … süsü vermek.
birine başka biriymiş gibi görünmek Verb
şekil açıklaması Information Technology
şifre kodu
telgraf kodu
havada 8 rakamı şeklinde yörünge çizerek yapılan manevra. Aviation
buz üzerinde 8 çizerek kayma.
8 şeklinde düğüm/sargı vb.
çift ilmekli düğüm.
seçime aday olarak katılmak Verb
bir memuriyete girmeye çalışmak Verb
hesaba katmak, (hesaba) dahil etmek.
Have you figured in the cost of the hotel? Otel masrafını da hesaba kattın mı?
tarihi rol oynamak Verb
gazetelerde çıkmak Verb
basında sözü edilmek Verb
büyük rol oynamak Verb
havada 8 rakamı şeklinde yörünge çizerek yapılan manevra. Aviation
buz üzerinde 8 çizerek kayma.
8 şeklinde düğüm/sargı vb.
çift ilmekli düğüm.
mecazlı konuşma: teşbih, istiare, mecaz, kinaye vb. gibi edebî sanatlara başvurarak dolaylı yollardan
konuyu daha ilginç hale getirme.
Noun
konuşma biçimi Noun, Language-Literature
(a) güvenmek, dayanmak, bel bağlamak.
I am figuring on (getting) a $200 pay increase. (b) planlamada)
gözönünde tutmak, nazarı itibara almak, hesaba katmak.
You had better figure on running into heavy traffic leaving the city: Şehirde yoğun bir trafikle karşılaşacağını kesaba katmalısın.
listede olmak Verb
listede adı bulunmak Verb
bir listede adı bulunmak Verb
(US) başarıyla sonuçlanacağını beklemek Verb
birinin daha erken geleceğini hesaplamış olmak Verb
hayalinde canlandırmak Verb
(a) hesaplamak, hesap etmek.
He figured out how much it would cost. (b) düşünmek, tasavvur etmek,
anlamak, kavramak.
We must figure out how to do it.
bir sorunu çözmek Verb
düşünerek bir sonuca varmak Verb
hesaplamak Verb
masrafını hesap etmek Verb
masrafların hesabını yapmak Verb
artistik patinaj
birinde alacağı olmak Verb
hesap etmek, toplama yapmak.
masrafları hesaplamak Verb
maskara olmak Verb
beş hanelik gelir
çağının en önemli şahsiyeti
narhın üstünde satmak Verb