fresh-

  1. Prefix “taze, yeni”.
    fresh-picked fruit: taze/yeni koparılmış meyve.
taze, körpe, yaş.
fresh fruit/vegetables. fresh coffee. fresh foot-prints.
en son, yeni gelen, henüz gelmiş/mezun olmuş, çiçeği burnunda.
fresh news.
a youngster (just)
fresh from school: çiçeği burnunda bir lise mezunu.
yeni.
form fresh friendships: yeni arkadaşlar edinmek.
a fresh approach: yeni bir yaklaşım.

to seek fresh experiences.
ek, ilâve, yeni baştan.
fresh supplies: ek malzeme/erzak.
make a fresh start: yeni baştan başlamak.
(su vb.) tatlı, tuzsuz, iyi.
fresh water: tatlı/iyi su, memba suyu.
fresh butter: tuzsuz tereyağı.
taze, bozulmamış, ekşimemiş, bayatlamamış.
fresh bread. Is the milk still fresh?
taze: konserve vb. değil.
fresh vegetables. fresh tomatoes.
canlı, dinlenmiş.
solmamış, körpe, terütaze, taravetli.
as fresh as a daisy: terütaze.
dinç, genç, zinde.
(hava vb.) serin, temiz.
let some fresh air into a room: odayı havalandırmak.
get some fresh
air: biraz (temiz) hava almak.
in the fresh of the morning: sabah serinliğinde.
a fresh white shirt: temiz beyaz bir gömlek.
sert, şiddetli, kamçılayan (rüzgâr).
a fresh breeze: serin/tatlısert rüzgâr. Meteorology
acemi, tecrübesiz.
fresh recruits.
küstah, arsız, yılışık, saygısız, cür'etkâr,
argo sulu.
get/be fresh with someone: (birine)
sulanmak, yılışmak, sarkıntılık yapmak.
(inek) yeni doğurmuş/buzağılamış.
a fresh cow.
canlı, parlak, renkli.
fresh-colored: renkli/sıhhatli (yüz).
fresh complexion: (cilt/yüz)
tazelik, körpelik, taravet.
serinlik, tazelik.
memba, su kaynağı.
başlangıç.
freshet.
tazeleş(tir)mek, tazelik vermek, yenile(ş)mek, körpeleş(tir)mek.
temiz
odayı havalandırmak Verb
taptaze, tertemiz, gıcır gıcır, pırıl pırıl.
bir şeyde acemi olmak Verb
şehre ilk kez gelmek Verb
hafızasında hâlâ taze olmak Verb
tazelenmek tazeleşmek Verb
belleğinde hâlâ canlı tutmak Verb
(a) çığır açmak, yepyeni bir şey yapmak /meydana getirmek, yenilik yaratmak, (b) ilk adımını atmak, başlamak.
üniversiteyi yeni bitirmiş olmak Verb
birini yeni bir kavgaya sokmak Verb
(hisseler) yeni bir fiyat düşmesine uğramak Verb
yeni bir dilekçe verme
temiz hava
temiz hava deliği
acemi çırak
yeni yaklaşım
terütaze, sağlıklı ve cevval, iyice dinlenmiş.
He woke up fresh as a daisy after his long sleep.
taze hava
yeni sermaye
yeni bölüm
yeni gelen
yeni sözleşme
yeni kopya
yeni alınan kredi
yeni talep
günlük yumurta
yeni delil
yeniden haciz
çayır
kolejden yeni mezun
yemiş
serinyel: Beaufort ölçeğine göre saatte 63-74 km hızla esen yel. Noun
yeni gelmiş olmak Verb
yeni itham nedenleri Noun
(hisse senedi) yeni seri
taze ürünler pazarı
taze et
taze para
ek sermaye
yeni haber
yeni çıkan roman
bir salgının yeniden patlak vermesi
yangının yeniden alevlenmesi
yeni sürülmüş boya
düzgün
satırbaşı
yeni (ek) ödeme
yeni ödeme
yeni merak
sıcak takip Noun
yeni kaynaklar Noun
yeni tasarruf sermayesi
yeni hisse senedi
yeni kâğıt
yeniden başlama
(US) yeni hisse senetleri Noun
yeni hisse senetleri Noun
yeni açılan dava
yeni gelen mallar Noun
yeni mal tedariki
yeni asker birlikleri Noun
destek birlikleri Noun
taze sebze
tatlı su, memba suyu. Noun
nehir/göl suyu, tuzsuz su. Noun
tanınmamış kolej
tatlı su balıkçılığı
acemi denizci
tatlı su kaynağı Noun, Environment-Ecology
(bir kuruma/işe alınan) taze/yeni/genç elemanlar.
dirilmek Verb
birine karşı küstahlık etmek Verb
satışlara yeni bir teşvikte bulunmak Verb
bir şeye yeni bir şevk katmak Verb
biraz hava almaya çıkmak Verb
yeni bir suç işlenmesi halinde
yeni bir suç vukuunda Noun
açık havada
yeni mal tedarikinde bulunmak Verb
Ekmek, taze pastane ürünleri ve taze kek imalatı (NACE kodu: 10.71) Noun, Trades-Professions
yeni kimselerle tanışmak Verb
yeni delil ibrazı
bir şeye taze bir hava katmak Verb
askerleri yeniden cesaretlendirmek Verb
taze taze
yeni riziko sermayesi bulmak Verb
hayata karşı yeniden ilgi duymak Verb
bir konuya yeni ışık tutmak Verb
taptaze
temiz hava esintisi