phase

  1. Noun, Physics faz
  2. evre, safha, aşama, kademe, devre, dönem.
    a new and dangerous phase in relations between the two nations.
  3. görünüş, hal, şekil.
  4. Astronomy görünüm: ay veya başka bir gezegenin değişik görünüşlerinden herbiri.
    the phases of the moon.
  5. Biology (a) evre: göze bölünüm evrelerinden herbiri, (b) bir canlının büyüme/gelişme/yaşama devrelerinden herbiri.

    The pupa is a phase in the life cycle of the moth.
  6. Zoology (bkz: color phase ).
    The blue goose is a color phase of the snow goose.
  7. Chemistry evre: dengedeki bir dizgede fiziksel özellikleri farklı ve kesin yüzeylerle sınırlanmış tektürel bölge.

    The solid, liquid and gaseous phases of a system.
  8. Physics evre, faz: eşsüreli bir olayın keyfî bir başlangıca göre belirlenen anlık durumu.
    phasemeter:
    evre-ölçer, faz-metre: aynı frekanslı iki elektrik çokluk (akım/gerilim) arasındaki evre farkını ölçen alet.
    in/opposite phase (with): (… ile) eş/zıt evreli.
  9. Geology asçağ.
  10. evrelemek, kademelendirmek: bir nesneyi gerektiği anda istenilen miktarda hazır olacak şekilde sıralamak/planlamak/düzenlemek,
    kademeli olarak yapmak.
    a phased withdrawal of troops: askerlerin kademeli olarak çekilmesi.
    They phased the modernization of the factory: Fabrikanın modernleştirilmesini kademelendirdiler.
  11. eşlemek, eşsüremlemek, eş evreli yapmak, senkronlamak, senkronize etmek, aynı faza getirmek.
yaşamının yeni bir dönemine girmek Verb
borsada fiyatların yükselme dönemi
renk başkalaşımı: deride veya hayvanın tüylerinde kalıtımsal renk değişimi. Noun
kalıtımsal renk değiştiren hayvan. Noun
hayvanın yaş ve mevsime göre aldığı renklerden herbiri. Noun
trifaze
konjonktürün düşme safhası Noun
yeni bir safhaya girmek Verb
genişleme safhası Noun
eş-evreli, eş fazlı, aynı fazda.
refah dönemi
direnç dönemi: sinir ya da kasların bir bölümüne uygulanan bir uyarıdan sonra bu bölümün kısa bir süre
ikinci bir uyarana karşı duyarsız kalması.
çift fazlı
yükselme aşaması
yükselme aşaması
faz ayarı
faz diyagramı
faz farkı
faz distorsiyonu
yavaş yavaş/tedricen azaltmak.
aşamalamak, aşamalarla/kademe kademe devreye sokmak/işletmeye açmak, azar azar/tedricen kullanmaya başlamak.

phase in new machinery.
(askerlik) ara hedef
evre kiplenimi, faz modülasyonu. Noun
bir kimsenin mesleğinin bir aşaması
bir hastalığın safhası Noun
tarih dönemi
aşamalarla/kademeli olarak/yavaş yavaş durdurmak/son vermek/bitirmek/servisten veya işletmeden çıkarmak.
bir projeyi tamamlamak Verb
bir vergiyi kademeli olarak kaldırmak Verb
bir vergi muafiyetini kaldırmak Verb
kâr oranı düşük ürünlerin üretimindeki payına son vermek Verb
vergi indirimlerini kaldırmak aşamalı ya da bölgesel dağıtım
ulusal dağıtım ağı kurulmadan önceki bir bölgeye ya da bir grup müşteriye yapılan mal dağıtımı
{Örneğin buz, su ve buhar karışımından oluşan bir dizgede C=1 (su), P=3 (evre sayısı) olup bu kurala
göre V=0 dır, yani bu dizge başka bir hale dönüşemez}.
Noun
milli ekonomiye ayak uyduramamak Verb
trifaze cereyan
monofaze akım
trifaze akım