reckoning

  1. Maritime Traffic punt
  2. Noun hesap(lama), hesap etme.
    to be out in one's reckoning: hesabında yanılmak, yanlış hesaplamak, hesabı yanlış çıkmak.
  3. Noun hesaplaşma, hesap görme, hesabı tasfiye etme, borç ödeme.
  4. Noun hesap pusulası, fatura, ödenecek hesap özeti.
  5. Noun alınan/yapılan işlerin müfredatı.
  6. Noun zan, tahmin.
    It's only a rough reckoning: Sadece kaba bir tahminden ibarettir.
    To the best
    of my reckoning: zannedersem, zannıma/tahminime göre.
hesabında yanılmak Verb
hesabında yanılmış olmak Verb
hesabında yanılmak Verb
benim tahminime göre
hesap günü: bir kimsenin yaptıklarının hesabını verme günü. Noun
mahşer/kıyamet günü. Noun
kıyamet günü, hesaplaşma günü.
The day of reckoning with him had not come yet: Onunla hesaplaşma günü henüz gelmedi.
kaba kompas hesabı, parakete hesabı, pusula ile seyrüsefer hesabı, rasatsız mevki tayini. Noun
bu hesapla tayin edilen mevki. Noun
parakete hesabı.
masraf hesaplama
hesaba katmak Verb
masrafı hesaba katmak Verb
iskonto
hesabı görmek Verb
enlem ve boylam dairelerine göre geminin bulunduğu yeri saptamak Verb
yarından itibaren saymak arsak
yolculuk masraflarını saymazsak