sense

  1. Noun duyum, ihsas, duyu örgenlerimiz yoluyla beden alanı ya da dış çevreden toplanan uyarıcı.
    sense datum:
    (a) uyarıcı, duyulan nesne, (b) (bkz: datum ) (4).
    sense impression: sezgi, duyunun beyinde yaptığı izlenim.
    sense perception: duyum.
  2. Noun duyu, hasse: uyarımları alma yetkisi.
    sense organ: duyu örgeni.
    the five senses: beş duyu.
    a sense of color.
  3. Noun duygu, his, sezgi, zihnî algı.
    the moral sense: ahlâk hissi.
    a sense of duty: vazife hissi.

    a sense of security: güvenlik duygusu.
    the sixth sense: altıncı his.
  4. Noun anlayış, kavrayış, tefrik/temyiz kabiliyeti, anlama/takdir yeteneği.
    a sense of humor. a sense of the worth of a thing.
  5. Noun
    senses: akıl, mantık, doğru düşünme yeteneği.
    bring one to his senses: bir kimsenin aklını
    başına getirmek.
    Come to your senses: Aklını başına topla, makul ol.
    common sense: sağduyu, aklı selim.
    to talk sense: mantıklı konuşmak.
  6. Noun dirayet.
  7. Noun zekâ, muhakeme.
  8. Noun anlam, mana, meal, mefhum, kavram.
    You missed the sense of his statement.
  9. Noun kamu oyu, oy, düşünce, görüş.
    take the sense of a meeting: bir toplantıya hâkim olan genel görüşü anlamak; nabız yoklamak.
  10. Noun, Mathematics yön.
  11. Transitive Verb sezmek, hissetmek, farketmek, haberdar olmak.
    to sense a person's hostility. to sense danger.
  12. Transitive Verb anlamak, kavramak, idrak etmek.
  13. Transitive Verb, Information Technology okumak.
kendine fazla önem vermek Verb
yön duygusunu yitirmek Verb
bir kimsenin adalet duygusunu zedelemek Verb
mantıksızlık
işitme duyusu
anlamı olmak Verb
sağduyuya aykırı hareket etmek Verb
iş becerisi
sağduyu, aklıselim. Noun
genel kanı
sağduyuya aykırı
ahlakı bozuk
ahlâkı bozuk
sağduyudan yoksun
sağduyu
tat alma duyusu
tad alma duyusu
sağduyu, sezgi, aklıselim. Noun
daha geniş anlam da
dar anlamda
dar bir anlamda
bir bakıma, bir anlamda, yani.
in one sense: bir anlamda, bir bakımdan.
en geniş anlamıyla Adverb
bir bakıma Adverb
bir yerde Adverb
bir anlamda Adverb
mecazi anlamda
kanuni anlamda
sözcük anlamında
gerçek anlamda
tam anlamıyla
dar anlamda
devinim duygusu
kelime anlamı Noun
(kazanç) idare etmek Verb
anlamlı/manâlı olmak, manâ ifade etmek, makul/akla yakın olmak.
anlamlı/makul olmak, anlam/mana taşımak, anlam/mana ifade etmek.
ahlâkî sağduyu: doğru ve yanlış tutum ve davranışları ayırt edebilme yeteneği. Noun
kinesthesia Noun
dar anlam
en ufak bir sağduyu olmamak Verb
bir nebze sağduyu
sağduyuya karşı gelmek Verb
tam anlamı
yol duygusu
sezgi, altıncı his.
bir şeyi sözcük anlamıyla anlamak Verb
makul konuşmak.
görme duyusu
sağduyusuz
hiç anlamı olmama
kelime anlamı Noun
datum ile ayni anlama gelir. (bilgi kuramında) zihne arzedilen cisim veya bilgi.
... bilinci Noun
bir yere ait olma duygusu
yön duygusu: nerede olduğunu, ne yönde gittiğini bilme /anlama.
to lose one's sense of direction:
tersi dönmek, nerede olduğunu bilememek.
görev bilinci Noun
şeref duygusu
şakadan anlama, olayların gülünç yönünü görme yeteneği.
lacking in/devoid of humor = humour: nükteden anlamaz.
mizah duygusu Noun
espri anlayışı Noun
adalet duygusu
görev duygusu
(a) duruma göre davranma/hareket etme yeteneği, (b) olayları farklı ve doğru değerlendirme yeteneği.
kudret duygusu
gerçeklik duygusu Noun, Psychoanalysis
sorumluluk duygusu
güven duygusu
gençlik ruhu Noun
dokunma
reseptör
duyu organı
aklıselimine müracaat etmek Verb
milletin oyuna başvurmak Verb
iyi yön duygusuna sahip olmak Verb
çok iyi işitme duyusu olmak Verb
had hudut bilmez
...'e anlam veremedim.
kelimenin dar anlamında
büyük suçluluk duygusu
kendini mağdur hissetmek Verb
duygusunu yitirmek Verb
nisbet duygusunu yitirmek Verb
korkunç boyutlara varmak Verb
anlamak Verb
yorumlamak Verb
anlam/mana çıkarmak, mana vermek.
işaret algılama kartları Noun
bir şeyin anlamını saptırmak Verb
birine zorla biraz akıl sokmak Verb
birini görev duygusuna geri çağırmak Verb
ölçü dahilinde davranmayı bilmek Verb
Senato'nun fikrini almak Verb
Bu çok saçma.
...menin alemi yok. Sentence
...menin anlamı yok. Sentence
...menin manası yok. Sentence
bütün utanma duygusunu bir yana bırakmak Verb
birinin aklını başına getirmek Verb
bir metin parçasının anlamını bozmak Verb