servant

  1. Noun hizmetçi, uşak.
    servant boy: uşak.
    servant girl: hizmetçi kız.
    general servant:
    her işe bakan hizmetçi.
    servant's- hall: hizmetçiler odası.
  2. Noun köle, kul.
  3. Noun besleme, yanaşma.
  4. Noun memur, görevli.
    a public servant: devlet memuru.
    civil servant: sivil memur.
(Br) devlet memuriyetine girmek Verb
cariye, köle. Noun
ücretsiz hizmetçi. Noun
(US) kaydı hayat şartıyla memuriyet
sivil memur, mülkiye memuru Noun
devlet memuru Noun, Law
sömürge devlet memuru
şirket memuru
devlet memuru
gündelikçi
gündelikçi
bir hizmetçiye yol vermek Verb
hizmetçiyi kovmak Verb
hizmetçi kız
hizmetçi
hizmetçi tutmak Verb
çiftlik uşağı
kapı yoldaşı.
(Br) her hizmete koşulan hizmetçi
hizmetçi kiralamak Verb
gündelikçi
hizmetçi
sözleşmeli hizmetçi: 17-19 yüzyıllarda Amerikaya gelip birisine (genellikle 7 yıl) sözleşme ile hizmet eden kimse. Noun
bulunmaz hizmetçi
uşak tutmak Verb
eski bir hizmetkârı çalıştırmaya devam etmek Verb
(Br) işveren-işçi ilişkileri kanunu
işveren-işçi ilişkileri kanunu
üniformalı uşak
küçük devlet memuru
hizmetçi kız
uşak
emekli devlet memuru
dış işlerde kullanılan uşak
(Br) posta memuru
devlet memuru
kamu görevlisi Noun, Public Administration
bir memuru işten çıkarmak Verb
efendisinin uşağı ile olan ilişkisi Noun
efendinin uşağı ile olan ilişkisi Noun
bir memuru işten çıkarmak Verb
emekli memur
yüksek mevkili devlet memuru
bir hizmetçiye iş akdini feshettiğini bildirmek Verb
bir hizmetçiye iş akdini feshettiğini bildirmek Verb
bendeniz, kulunuz.
bendeniz, kulunuz.
uşak
hizmetçi kız
şirket üyesi
hizmetçi ücretleri Noun
uşağın kusurunu efendiye yüklemek Verb
bir hizmetçiyi yeniden işe almak Verb
bir hizmetçiye bonservis vermek Verb
bir uşağa bonservis vermek Verb
bir hizmetçiyi kovmak Verb
hizmetçiye evi teslim etmek Verb
işveren (efendi)- uşak ilişkisi
bir iş yerinde işveren tarafından işyeri veya işçilere nezaret ve idare amacıyla tayin olunan diğer bir
işçinin kusuru sonucu işçilerden herhangi biri