tan.

  1. Adjective (bkz: tangent )
tan
sepilemek, tabaklamak, debagat etmek, güneşletmek, güneşte karartmak. Adjective
tan
güneşte yanıp esmerleşmek. Adjective
tan
kamçılamak, kırbaçlamak, dayak atmak. Adjective
tan
esmer, güneş yanığı, güneşte yanmış ten rengi, açık kahverengi. Adjective
tan
tanen, mazı tozu. Adjective
tan
sepicilikte kullanılan. Adjective
tan
sarımsı kahverengi Adjective
tabaklamak Verb
esmerleşmek Verb
siyah-kahverengi tüylü köpek.
ihtilâl ayaklanmasını bastırmak için İngilterenin 1920 Haziranında İrlandaya gönderdiği 6000 kişilik
ordu (üniformalarının rengi dolayısıyla bu ad verilmiştir).
bu ordunun herhangi bir ferdi.
yarı yarıya karıştırılmış normal ve siyah bira.
şeklinde de yazılır. sayı sırasına göre oynanan bir iskambil oyunu (kâğıtları önce biten oyunu kazanır).
bronzlaşmak Verb
güneşte yanma/bronzlaşma, güneş yanığı ten.
sepilemek Verb
adamakıllı dövmek, pestilini çıkarmak.
birine sopa çekmek Verb
dayak atmak Verb
birisini dövmek/pataklamak/dayak atmak, tepelemek.
Get out of here or I'll tan your hide! Defol karşımdan yoksa tepelerim!
tan
daybreak
tan
down
tan
dawn
tan
first light
interest which accrues from January 1st
providential
god fearing
before Christ (B . C
before day
to dawn Verb
(day) to break Verb
daybreak
foregleam Noun

tan
Güneş doğmadan ... karanlık, fecir
tan
Kınama, ayıplama, yerme, zemmetme