İngilizce-Türkçe Çeviri
  1. Sıfat farklı, birbirine benzemez. She's very unlike her mother: Annesine hiç benzemez. They're completely unlike (each other): Birbirinden tamamile farklıdırlar. The two problems are quite unlike.
  2. Sıfat eşit olmayan.
  3. Edat -den farklı. act unlike others: başkalarından farklı davranmak.
  4. Edat âdeti değil, genellikle … değil, … yakışmaz. It is unlike her to be cross: Genellikle huysuz değildir (Huysuzluk ona yakışmıyor). It's unlike him to be late: he's usually on time: Geç kalmak âdeti değildi, genellikle vaktinde gelirdi (Nasılsa bugün geç kaldı). That was most unlike him: O hiç de böyle değildi/yapmazdı.
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
İngilizce - İngilizce
  1. adjective. Not alike; different: For twins, they are very unlike.
  2. adjective. Not equal, as in amount.
  3. preposition. Different from; not like: She's unlike the rest of her family.
  4. preposition. Not typical of: It's unlike him not to call.