1. Ocean.
  2. octavo.
  3. October.
  4. Ohio.
  5. Old.
  6. Ontario.
  7. Oregon.
(Askerî Postahane).
dinî/vicdanî inançlarına aykırı olduğunu ileri sürerek askerlik hizmeti yapmayı reddeden.
mail order.
medical officer.
money order.
O
Ey! Ya! (Resmî hitapta veya Tanrıya yalvarışta kullanılır)
O Turkish Youth!: Ey Türk Gençliği!

O Lord! Ya İlâhi! Ey Ulu Tanrı!
Exclamation
O
hayret ve şaşkınlık ifade eder:
O dear! NOT: Ünlem olarak
O yerine bazen
Oh
kullanılırsa da doğrudan doğruya hitapta genellikle kabul edilen şekil
O dur.
O daima büyük harfle yazılır ve hemen arkasından ünlem işareti konmaz.
Oh ise yalnız tümce başında iken büyük harfle yazılır ve hemen arkasından ünlem işareti veya virgül konur:
Oh! How could you?
Exclamation
O
oksijen Noun, Chemistry
petty officer.
postal order.
post office.
War Office.
warrant officer.
zikredilen eserde.
Latince: opere citato.
Doctor of Optometry.
(reçetelerde) sağ göz.
outside diameter.
overdraft/overdrawn.
= omissions excepted.
Old English.
omissions excepted Commerce
. = Old French.
tamam, doğru, iyi, geçerli, makbul, şayanı kabul, uygun, münasip, yolunda, peki, pek âlâ.
O.K., I'll
get it for you: Peki, onu sana alırım.
Everything is O.K.: Her şey yolunda.
The new schedule is O.K.: Yeni program uygundur.
That car goes O.K. now: O araba şimdi iyi işliyor.
onaylamak, tasdik etmek, “peki” demek, uygun/münasip/doğru bulmak.
izin, müsaade, onay, rıza, muvafakat, kabul, tasdik.
peki! olur! oldu! hayhay! kabul! tamam! Exclamation
(
owner's risk) zarar/ziyan sahibine ait. Commerce
(reçetelerde) sol göz.
Old School/Old Series/Old Style.
ordinary seaman
= Old Testament.
= knockout.
izinsiz görevden ayrılan kimse.
A/O
= account of.
saat beşte
saat birde
yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler için sorumluluk sigortası Noun
beş çayı
saat beş çayı
hafif ikindi yemeği
I/O
G/Ç Information Technology
I/O
Giriş/Çıkış Information Technology
küçük küçük parçalar halinde
(US) içi oyulmuş ve bir yanına insan yüzü şekli verilmiş balkabağı
gemici nuru
devletler hukuku
uluslararası hukuk
uluslararası özel hukuk
deli gibi
o'
bazı isimlerin başına gelen edat,
o'clock gibi. Adposition
o-
ob-. Prefix
o-
ortho-. Prefix
-o
“-li, … özelliğinde, … ile ilgili”: (a) sıfat ve isimlerin argo şeklini oluşturur:
cheapo, freako
gibi, (b) sıfatlardan argo isimler yapar:
weirdo, sicko gibi. (c) takdir, tasvip vb. bildiren sözcükleri kuvvetlendirmek için sonlarına takılır:
cheerio, righto gibi
Suffix
-o-
iki sözcüğü ekleyip bileşik sözcük yapar:
dunkometer, elastometer gibi.
O'
“oğlu”: bazı İrlandalı şahıs adlarının başına gelir:
O'Brian, O'Connor gibi. Prefix
Allah Allah
Hey gidi günler hey! Ne günlere kaldık! Nerede o eski günler, eski âdetler!
İngilizce alfabenin 15'inci harfi. Noun
O sesi. Noun
O şeklinde şey. Noun
sıfır. Noun, Mathematics
oksijen. Noun, Chemistry
Ohm. Noun, Electronics
o/a
= on or about.
saat (günün saatini/zamanını belirtir).
What time is it? It's 9 o'clock. Adverb
yön/doğrultu belirtmekte açı yerine kullanılır. Gözlemcinin bakış yönü 12 farzedilir.
Enemy aircraft
were approachin at 6 o'clock. NOT:
o'clock sözcüğü tam saatleri ifadede kullanılır. Saatle beraber dakika söylenirken kullanılmaz:
5 o'clock: saat 5 (tam).
half past 5: saat 5 buçuk.
10 past 8: sekizi on geçiyor.
Adverb
over
devletler kamu hukuku
uluslararası posta cevap kuponu
uluslararası sorumluluk
uluslararası kara taşıt trafik işaretleri Noun
uluslararası kara trafiği
Uluslararası Sağlık Kuralları Noun
uluslararası menkul değerler Noun
uluslararası yerleşme
Uluslararası Gemicilik Federasyonu
uluslararası durum
(US) uluslararası standartlar Noun
(US) uluslararası işlem gören menkul değerler Noun
İskoç beresi
devletler hukuku tahtında
V.O
. = very old (viski ve konyak için kullanılır).
w/o
without.
o
he
o
the
o
it
o
those
o
that
o
she
o
oh
O
ozone
ö
nineteenth letter of the Turkish alphabet
anything but
the same amount
as much
as much again
evidently Adverb
apparently Adverb
Apparently, ... Adverb
that's that
Who is it?
That's not the point.
What's stopping you?
the good old times Noun
eighteenth letter of the Turkish alphabet
thus far Adverb
to improvise Verb
words to that effect Noun
advertisement analysis
like anything
... of that ilk
thereabouts
That's one way to look at it.
hicksian demand function
there
then
at that time
cheap at the price
ever after
from that day on
thus far Adverb
around the same time Adverb
under the circumstances
if that is so Adverb
therefore
in that case Adverb
then
there
therein
don't get mixed up in it
just as … Adverb
It's that simple. Sentence
not as … as all that Adjective
not all that … Adjective
Don't sweat over it.
insomuch as that)
to such a degree that … Noun
to such an extent that … Noun
insomuch as … Noun
to such extent that … Noun
insomuch that … Noun
That's it?
Is that all? Sentence
to let it go at that Verb
to leave at that Verb
to let it go at that Verb
that's water under the bridge
therein
about that
that's water under the bridge
anything but
there
(Lat.) sine qua non
causa sine qua non
to end up that way Verb
surrounding circumstances Noun
thereabouts
as far as he is concerned
thereby
in that case Adverb
if that is so Adverb
thus far Adverb
around the same time Adverb
special to that country
then
in that case Adverb
if that is so Adverb
therein
thence
thither
to ostracize Verb
thereby
thither
if that is so Adverb
then
in that case Adverb
thenceforth
Very well.
Fair enough.
reportedly Adverb
either

o
Latin asıllı ... sekizinci harfi
o
Tekil üçüncü şahsı gösterir
o
Oksijen elementinin simgesi
o
Başına getirildiği ... anlamı kuvvetlendirir
ö
Mîde bulandırıcı, ... karşısında kullanılır
ö
Latin asıllı ... dokuzuncu harfi