art

  1. sanat.
    the fine arts: güzel sanatlar.
    applied arts: uygulamalı sanatlar.
    a work of art:
    sanat eseri.
    the plastic arts: yoğrumlu sanatlar.
  2. sanat eserleri (mimarî hariç).
    a museum of art: sanat eserleri müzesi.
    an art collection:
    sanat eserleri kolleksiyonu.
    art and architecture: sanat ve mimari.
  3. hüner, maharet.
    the black art: büyü.
    the noble art (of self defense): boks.
    I had no
    art or part in it: Ben o işin içinde değilim (benim bunda dahlim yok).
  4. zanaat.
    art and commerce: zanaat ve ticaret.
    arts and crafts: sanatlar ve elişleri.
  5. (üniversite öğreniminde) güzel sanatlar ve toplumsal bilimler.
    Arts Faculty: Edebiyat Fakültesi.

    He is studying art: Resim tahsil ediyor.
  6. to be fiili şimdiki zamanının ikinci tekil şahsı. Thou art: sen … sin. Bu gün bunun yerine
    you are denilmektedir.
soyut sanat Noun, Art
akademik sanat Noun, Art
analitik sanat Noun, Art
tatbiki sanat
tatbiki sanat
uygulamalı sanat
“aşırı, müfrit, ziyadesiyle”: bir şeyi istenmeyecek tarzda aşırı yapan kimse anlamı katar.
ör.: drunkard,
sluggard, coward, braggart.
Suffix
büyü(cülük), sihir(bazlık). Noun
anıtsal sanat yapıtı
güzel sanatlar yapıtı
reklamcılık (sanatı).
bilgisayar sanatı Noun, Art
kavramsal sanat Noun, Art
bir sanat yapıtını yok etmek Verb
dijital sanat Noun, Art
sayısal sanat Noun, Art
sanat eserleri sergisi
sanat dünyası Noun
figüratif sanat Noun, Art
gotik sanat Noun, Art
grafik sanatı
sanat tarihi
aktörlük sanatı
ev idaresi.
sanayi grafiği
net sanatı Noun, Art
İnternet sanatı Noun, Art
hurda resim/sanat: hurda eşya ile yapılmış üç boyutlu resim.
devim-sanat: hareketli gözüken sanat eseri (heykel vb.).
sanatsever
sade sanat: gayrı-şahsî bir üslûpla işlenmiş geometrik şekillerden oluşan resim/heykel.
müzik sanatı
naif sanat Noun, Art
İnternet sanatı Noun, Art
net sanatı Noun, Art
sanat eseri Noun, Art

Fr. sanat eseri. Noun
yanılsatıcı sanat: uzay ve şekilleri yanılsatıcı devinim ve görünümler şeklinde düzenleyen soyut resim
üslûbu.
op ile ayni anlama gelir.
op artist: yanılsatıcı sanatkâr.
Noun
op sanatı Noun, Art
görümsel resim: geometrik çizgiler kullanarak görümsel etki (hareket vb.) uyandırmayı amaç edinen resim sanatı.
bir sanatta normal beceri
ham sanat Noun, Art
sanat dünyasında etkili kişiler Noun
sanat dünyasında etkili olan şahıslar Noun
piksel sanatı Noun, Art
görsel sanat
popüler sanat: karikatür ve ilân resimleri. Noun
pop sanatı Noun, Art
elişleri, el sanatları.
tekniğin bilinen durumu Noun, Law
süreç sanatı Noun, Art
Romanesk sanat Noun, Art
sanat okulu
(teknoloji/sanat) gelişme seviyesi, ulaşılan en yüksek düzey.
state-of-the-art: en son teknolojik gelişmelere uygun. Noun
sokak sanatı Noun, Art
kusursuz bir şekilde
teknik terim
sanat eseri, şaheser.
The new bridge is a work of art. Noun
sanat ve mekanik
bir reklamı üretmek için gerekli olan grafik malzeme
işin içinde olma
reklamların yapımında kullanılmak üzere sanat işleri ve fotoğraflar sağlamaktan sorumlu olan reklam ajansı
ya da ticari stüdyo çalışanı
sanat işleri satın alıcısı
bir reklamcılık şirketinde sanat işleri ya da fotoğraflar satın alınmasından sorumlu kişi
sanat takvimi
televizyona
televizyonda
siyah zeminin üzerinde açık tonda harfler ya da çizimlerin bulunduğu karton levha
siyah zemin üzerinde açık tonda harfler ya da çizimlerin yer aldığı karton tabela
üzerine resim yapılan karton
sanat merkezi
sanat koleksiyonu
sanat yapıtları koleksiyoncusu
sanat koleksiyoncusu
sanat yapıtlarından anlayan uzman
sanat eleştirmeni
sanat eleştirisi
sanat eleştiricisi
süsleme sanatı: 1920-30 yıllarında moda olmuş ve 1960 yıllarında yeniden canlandırılmış kübik geometri
şekillerini model alan tezyinî sanat.
Noun
grafiker atölyesi
sanat tasarımı
sanat tasarımcısı
sanat yönetmeni: sahne, kostüm, ışık vb. gibi bütün dekoru düzenleyen yönetmen. Noun

art editor ile ayni anlama gelir. bir yayın veya ilân kurumunda resim, grafik vb.'nin seçim, yapım
ve dizimi ile sorumlu kimse.
Noun
artistic director Noun
sanat yöneticisi: tiyatro, bale veya operanın sanat işlerindeki baş yöneticisi. Noun
sanat yönetmeni Noun, Cinema
art director ile ayni anlama gelir. bir yayın veya ilân kurumunda resim, grafik vb.'nin seçim,
yapım ve dizimi ile sorumlu kimse.
resim sergisi
sanat sergisi
sanat uzmanı
sanat ifadesi Noun
sergi evi
galeri Noun
resim galerisi
resim ve heykel müzesi
sanatkârane işlenmiş renkli cam. Noun
bu camdan yapılmış eşya (bardak, lamba, vazo vb.). Noun
Sanat Tarihi Bölümü Noun, Education-Training
sanat dergisi
sanat birliği
güzel sanatlar müzesi
sanat müziği Noun, Music
art nouveau Noun, Art
yeni sanat Noun, Art
sanat eseri Noun, Art
ikna sanatı
kuşe kâğıt
kuşe kâğıdı
sanat dönemi
sanat eseri Noun, Art
sanat zenginlikleri Noun
sanat zenginlikleri Noun
sanat baskısı
sanat eserleri ve mücevherat sigortası Noun
sanat yapıtları yayıncısı
(Br) röprodüksiyon
sanatçı temsilciliği
sanat temsilciliği
sanat temsilcisi
sanat yapıtları açık artırması
güzel sanatlar okulu
sanat servisi
reklamlarda uygulanan sanatın yaratılmasıyla görevli bağımsız servis
sanat hizmetleri (reklamlarda uygulanan sanatın yaratılmasıyla görevli bağımsız bir kuruluş
tablo satan dükkân
antikacı
resim sergisi
sanat yapıtları kaçakçılığı
sanat yapıtı kaçakçılığı
güzel sanatlar öğrencisi
reklam bürosu Noun
sanat eki
sanat öğretmeni
resimci
sinema (özellikle yabancı ve deneysel filmler gösteren). Noun
sanat yapıtı hırsızlığı
sanat hazineleri Noun
sanat hazineleri Noun
sanat değeri
sanat işi
sanat yönetmeni asistanı Noun, Cinema
Sanat Tarihi Bölümü Noun, Education-Training
sanat galerisinde tablo sergilemek Verb
sanat eserleri sergisi
son kroki
güzel sanatlar galerisi
mükemmel sanat yapıtı
saten kâğıt
dövüş sporu
güzel konuşma sanatı
  1. Noun rear
  2. Noun back
  3. Noun backside
  4. Noun behind
  5. Noun hind end
  6. Noun rear end
  7. Noun end
  8. Noun posterior
  9. Noun butt
  10. Noun stern
  11. Noun tail end
  12. Noun heel
  13. Noun breech
  14. Noun bottom
successively Adverb
sequentially Adverb
consecutively Adverb
to pummel pommel Verb
art deco Noun, Art
ulterior motives Noun
Post-Impressionism Noun, Art
reversionary heir
remainder man
reversionary succession
pillion seat
substitute in an entail

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Arka taraf, arka