bread

  1. ekmek, yiyecek.
    French bread: francala.
    bread crumb: ekmek kırıntısı, ekmek ufağı.
    bread
    fresh from the oven: taze (fırından yeni çıkmış) ekmek.
    bread knife: ekmek bıçağı.
    loaf of bread: somun.
    new bread: taze ekmek.
    whole wheat bread: kara ekmek, kepekli undan yapılan ekmek.
  2. geçim, maişet.
    to earn one's bread: geçimini sağlamak.
    daily bread: geçim, maişet.
  3. (kiliselerde dinî tören için kullanılan) yufka, ince bisküvi.
  4. para.
  5. (aşçılıkta) üstüne ekmek kırıntıları serpmek, ekmek kırıntısına bulamak.
karşılık beklemeden iyilik yapmak, (fisebilillâh) hayır işlemek. “İyilik yap denize at, balık bilmezse hâlik bilir.”
karşılığını beklemeden iyilik etmek Verb
hayatını kazanmak Verb
geçimini sağlamak Verb
ekmeğini kazanmak Verb
rızkıni çıkarmak Verb
ekmeğini kazanmak Verb
konuya gelmek Verb
gerçek çıkarının nerede olduğunu bilmek Verb
kendi çıkarına bakmak Verb
menfaatinin nerede olduğunu bilmek Verb
çıkarını /menfaatini bilmek, gerçek çıkarının nerede/hangi tarafta olduğunu bilmek.
Ekmek, taze pastane ürünleri ve taze kek imalatı (NACE kodu: 10.71) Noun, Trades-Professions
günlük kazanç
kendi bindiği dalı kesmek Verb
kendi menfaatine halel getirmek Verb
Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalardaki ekmek, pastalar, unlu mamuller ve şekerli ürünlerin perakende
ticareti (NACE kodu: 47.24)
Noun, Trades-Professions
alnının teriyle para kazanmak Verb
(birinin) ekmeğini elinden almak, geçimine/nasibine engel olmak.
kârın/çıkarın nereden geleceğini bilmek.
günlük ekmeğini kazanmak Verb
paskalya çöreği
eulogia ile ayni anlama gelir. kutsal ekmek: Doğu kiliselerinde akşam duası veya takdis âyini
sonunda cemaate dağıtılan ekmek.
kara ekmek, çavdar ekmeği. Noun
(mısır, çavdar unu ve pekmezle yapılan) kara ekmek.
(a) yiyeceğini birisi ile paylaşmak.
yemek yemek, yiyeceği birlikte paylaşmak.
esmer ekmek, kara ekmek. Noun
Boston brown bread Noun
mısır ekmeği. Noun
ekmek parası
günlük geçim
günlük ekmek Verb
geçim
özel ekmek Verb
Fransız ekmeği.
Yarım ekmek hiç yoktan iyidir. Adjective
antidoron ile ayni anlama gelir. kutsal ekmek: Rum Ortodoks kiliselerinde âyin sonunda takdis
edilerek cemaate dağıtılan ekmek.
kutsal ekmek: kiliselerde Aşai Rabbani âyininde kullanılan ekmek.
carob Noun
elephant's-foot
ev ekmeği
şanssızlığa uğramak Verb
iyi durumda olmak Verb
mısır ekmeği. Noun
corn bread, (b) tuckahoe.
İtalyan ekmeği.
francala: beyaz undan yapılmış yumuşak ekmek. Noun
(a) baobap ağacı, ekmek ağacı, (b) maymun ekmeği, baobap meyvesi.
taze ekmek Verb
hardtack Noun
mısır ekmeği. Noun
rye ile ayni anlama gelir. çavdar ekmeği.
tuzlu mısır ekmeği. Noun
hamuru mayalayıp dinlendirmek.
peksimet.
yetersiz para meblağı
mısır unu, süt, yumurta ve yağ ile yapılan ekmek. Noun
kaşık tatlısı: hamuru kaşıktan tavaya dökülerek pişirilen tatlı. Noun
keçiboynuzu.
bayat ekmek Noun
sweetbread (1). Noun
hamursuz
white ile ayni anlama gelir. beyaz ekmek.
kepek ekmeği
borç nedeniyle bahse girmiş olanların iaşesine ilişkin kanunlar Noun
kişinin geçimini sağladığı biçim
kazanç ya da geçim yolu
sıradan
tereyağlı ekmek Verb
kişinin geçimini sağladığı en önemli iş
ekonomik günlük sorunlar Noun
günlük ekonomik sorunlar Noun
şükran mektubu.
müsbet kafalı program
tahıl ambarı
ekmek sepeti
görülmemiş şans
ekmek kuponu
ekmek karnesi
galeta unu Noun, Food-Kitchen
kendisinin ve onun eline bakanların geçimini temin eden kimse
ekmek bıçağı Noun, Food-Kitchen
parasız ekmek veya yemek almak için kuyruk
ekmek kuyruğu
açlık grevi
ekmekçi
ekmek kıtlığı
galeta
ekmek karnesi
ekmek karnesi
carob ile ayni anlama gelir. keçiboynuzu, harup ağacının meyvesi.
peynir ekmekle kahvaltı yapmak
ekmek ikmalinde arıza
boş gezenin boş kalfası olmak Verb
ekmek ve su ile yaşamak Verb
birinin ağzından lokmasını almak Verb
ekmek bayatlamış
ekmek bayatladı