criminal

  1. cinaî, suç+, cürüm+, ceza+.
    criminal code: ceza kanunu.
    criminal law: ceza hukuku.
    criminal
    lawyer: (ağır) ceza avukatı.
    criminal investigation department: emniyet cinayet dairesi.
  2. suç niteliğinde, suç sayılan.
    a criminal act.
  3. suçlu, kabahatli, cani, suç/cinayet işleyen kimse.
    The judge sent the criminal to the prison for 12 years.
  4. manasız, saçma, yazık, günah.
    It's criminal to waste so much time. It's criminal that some people
    should have 4 houses while others have nowhere to live.
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesine Ek Protokol Noun, International Law
hukuk hakimi, hukuk mahkemesi hakimi Noun, Law
hukuk hakimi, hukuk mahkemesi hakimi Noun, Law
ceza davası Noun, Law
ceza yargılaması Noun, Criminal Law
aynı fiilin iki ülkede de suç olması Noun, Criminal Law
suç işlemek amacıyla örgüt kurmak Verb, Criminal Law
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi Noun, International Law
Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi Noun, International Law
Ceza Kovuşturmalarının Aktarılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi Noun, International Law
suçlu damgası yemek Verb
kanlı katil
bir suçlunun yakalanması
rastlantısal olarak suç işleyen kişi
sık sık suç işleyen suçlu
bir suçluyu gizlemek Verb
bir suçluyu gizleme
tehlikeli suçlu
pranga kaçağı
tehlikeli mücrim
bir suçluyu hile ile yakalamak Verb
bir suçluyu idam etmek Verb
idam edilen suçlu
kaçak suçlu
(US) bir suçluyu sorguya çekmek Verb
sabıkalı
itiyadi suçlu
ısrarla suç işleyen kişi
kaşarlanmış sabıkalı
bir suçluyu yakalayıncaya kadar peşini bırakmamak Verb
suçluyu aramak Verb
bir suçlunun teşhisi
sabıkalı
birini suçlu olarak damgalamak Verb
suçluyu yakalamak Verb
bir suçluyu yakalamak Verb
yakalanmamış suçlu
kaçak mahpus
bir suçluyu yakalamak Verb
adı çıkmış suçlu
kiralık katil
bir suçluyu yakalamak Verb
suçlu yu köşeye sıkıştırmak Verb
bir suçluyu köşeye sıkıştırmak Verb
suçluyu aramak Verb
bir suçluyu aramak Verb
bir suçluyu bulmak Verb
bir suçlunun izini bulmak Verb
suçlunun izini bulmak Verb
devlet haini
bir suçluyu teslim etmek Verb
belalı suçlu
suçlu yu izlemek Verb
bir suçluyu izlemek Verb
bir mahkûmu sürgüne göndermek Verb
bir suçluyu iple bağlamak Verb
savaş suçlusu
görevi sırasında yasaları çiğneyen ticaret ya da meslek adamı
cezalandırılacak bir fiil
suç fiili
kamu davası Noun, Criminal Law
ceza davası Noun, Criminal Law
ceza davası temyizi
(a) ırza tecavüz, (b) tecavüz.
müessir fiil suçu
suç girişimi
cezai ehliyet
suçluluk hayatı
suç hayatı
ceza davası Noun, Criminal Law
kamu davası Noun, Law
ithamname
iddianame
suçluluk isnadı
ceza kanunu Noun, Criminal Law
suç duyurusu Noun, Law
birine karşı ihbaratta bulunma
suç sayılacak davranış
bir suç işleme konusunda anlaşma
mahkemeye saygısızlık/itaatsizlik suçu.
conversation ile ayni anlama gelir. zina.
ağır ceza mahkemesi.
ceza hakimi, ceza mahkemesi hakimi Noun, Law
sulh ceza mahkemesi Noun, Criminal Law
cezai ehliyet
suç işleme eğilimi
suç işlemeye eğilim
ağır cezaya giren dolandırıcılık
cezai ağır ihmal
bir tahkikat jürisine havale olunmadan doğrudan doğruya devletin görevli memurunca açılan ceza davası Noun
suç ihbarı
cezai ehliyet
suç işleme niyeti
suç niyeti
cürüm kastı
cürmi kasıt
kastı cürmü
cezai soruşturma Noun, Law
ceza soruşturması Noun, Law
(Br) suç araştırma emniyet dairesi
(Br) ceza araştırma şubesi Noun
ceza hakimi Noun, Law
ceza hakimi, ceza mahkemesi hakimi Noun, Law
suçluları yargılama yetkisi
ceza davalarıyla ilgili kaza yetkisi
suçluları muhakeme yetkisi
ceza davalarına ilişkin kaza yetkisi
cezai adalet
ceza yasası Noun, Criminal Law
ceza hukuku Noun, Criminal Law
ceza hukukçusu
ceza avukatı
suç işlemeye eğilimli olma
suç işleme eğilimleri Noun
cezai sorumluluk Noun, Law
cezai mesuliyet
ceza sorumluluğu Noun, Law
hakaret
cezayı gerektiren iftira
fesatçılık
kışkırtıcılık
(US) suç sayılacak haince davranış
arabozuculuk
kanunsuz hareket
cezayı müstelzim
kötü idare
bir kimseyi suç işlemeye iten neden
ceza gerektiren ihmal
ağır kusur
cezayı gerektiren suç
cürüm Noun
cezayı gerektiren hareket Noun
çocuk aldırma
organize suç örgütü Noun
suç örgütü Noun, Criminal Law
adli polis
cezai usul hukuku
ceza davası usulü
suç işlemeye eğilimli
ceza davası usulü
ceza muhakemeleri usulü Noun, Law
cezai yargılama usulü Noun, Law
ceza muhakemesi hukuku Noun, Law
ceza takibatı
cezai kovuşturma
kamu davası Noun, Criminal Law
cezai takibat
ceza davaları ile ilgili olarak yapılan her nevi tebligat
ceza takibatı Noun, Law
kanuni takibat Noun, Law
ceza kovuşturması Noun, Law
amme namına açılan ceza davaları Noun
cezai takibat Noun, Law
cezai kovuşturma Noun, Law
sabıka
suç kaydı
sabıka kaydı Noun, Criminal Law
adli sicil kaydı Noun, Criminal Law
mahkûmiyet kayıtları Noun
adli sicil Noun, Criminal Law
cezai mesuliyet
cezai müeyyide Law
cezai yaptırım Noun, Criminal Law
mahkûmiyet kararı
suç istatistiği
ceza kanunu
(US) kanun dışı birlik
ceza davası duruşması
ceza duruşması
silahlı organize suç örgütü Noun, Criminal Law
dokunulmazlığı olmak Verb
adli mahkeme Noun, Law
cezaî ve hukukî sorumluluk Noun, Law
adli dava Noun, Law
adli dava Noun, Law
toplu asliye ceza mahkemesi
ceza temyiz mahkemesi
sabıka kaydı olmak Verb, Law
ağır ceza mahkemesi Noun, Criminal Law
suç takibatında bulunmak Verb
uluslararası ceza hukuku Noun, Law
cezai takibatın zamanaşımı uğraması
cezai takibatın zamanaşımına uğraması
sabıkasız
çıkar amaçlı suç örgütü Noun, Criminal Law
maddi ceza hukuku Noun, Law