judge

  1. yargıç, hâkim
    . a judge of the high court.
  2. yargıcı, hakem, arabulucu.
  3. bilirkişi, uzman.
    a good judge of men: adam sarrafı.
    a good judge of horses/of cattles: at/sığır uzmanı.
  4. Yahudi tarihinde krallardan önce hüküm süren hâkimlerden biri.
  5. hükmetmek, hüküm vermek.
    Don't judge a (of) man by his looks.
  6. yargılamak, muhakeme etmek.
    Who will judge the next case? God will judge all men.
  7. bir konuda fikir edinip karar vermek/hükme varmak.
    to judge the merits of a book. You can't judge
    a book by its cover. judge whether he's right or wrong.
  8. bir davayı çözmek, halletmek, karara bağlamak.
  9. düşünmek, istidlâl etmek, sonuç çıkarmak, sonuç ve kanaatine varmak.
    I judged, from his manner, that he was guilty.
  10. tahmin/takdir/tasavvur etmek, tahminde bulunmak.
    We judged the distance to be about 3 kilometers.

    I judged him about 50: Onu 50 yaşlarında tahmin ettim.
  11. (İbrani hâkimleri hakkında) hüküm sürmek.
  12. tenkit/muaheze etmek, çıkışmak.
    You had little cause to judge him so harshly: Onu bu denli şiddetle
    muaheze etmene pek sebep yok.
idarî hakim Noun, Administrative Law
yargıç önüne çıkarılmak Verb, Law
hukuk hakimi, hukuk mahkemesi hakimi Noun, Law
hukuk hakimi, hukuk mahkemesi hakimi Noun, Law
hukuk hakimi, hukuk mahkemesi hakimi Noun, Law
ceza hakimi, ceza mahkemesi hakimi Noun, Law
ceza hakimi, ceza mahkemesi hakimi Noun, Law
ceza hakimi, ceza mahkemesi hakimi Noun, Law
hüküm Noun, Law
yetkili hâkim
asıl hâkime vekâlet eden hâkim
anlayabildiğim kadarıyla
apayık olmak Verb
hâkim yardımcısı
yardımcı hâkim
hâkim muavini
toplu mahkeme üyesi
hâkim rolü üstlenmek Verb
hâkim rolü üstlenmek Verb
hâkim atanmak Verb
hâkim tayin olmak Verb
uzmanı olmamak Verb
yargıçlık
bir hâkimi reddetmek Verb
hâkimin reddi
hâkimi reddetmek Verb
reddedilen hâkim
(US) başhâkim
baş hâkim
gezginci yargıç, seyyar mahkeme hâkimi. Noun
sulh hâkimi
(US) sulh hâkimi
mahkemeye çıkmak Verb
hakim huzuruna çıkmak Verb
ticaret hâkimi
yetkili hâkim
birini hâkim olarak atamak Verb
birini hâkim tayin etmek Verb
bir hâkime rüşvet vermek Verb
rüşvet alan hâkim
temyiz hâkimi
ceza hakimi Noun, Law
hâkimin kararı
hâkimin kararı
hâkimin fikirleri Noun
yardımcı hâkim
bir hâkimi görevinden almak Verb
hâkimin takdir yetkisi
bir hâkimi ehliyetsiz kılma
hâkimi görevinden azletmek Verb
bir hâkimi hâkimlikten azletmek Verb
(US) bölge hâkimi
bölge hakimi
kaza dairesi hâkimi
bölge hâkimi
boşanma hâkimi
hâkimlik cüppesini giymek Verb
mahkemeye çıkarmak Verb
yumuşak hakim Noun, Law
federal hakim
federal hâkim
(US) federal hâkim
orta hakemi. Noun
asliye mahkemesi hâkimi
bir yargıcının işlevi
gol hakemi
sert hâkim
hoşgörülü hâkim
tetkik hakimi Noun, Law
sorgu yargıcı Noun, Law
belli bir bölge içinde yer yer dolaşan hâkim
çocuk yargıcı Noun, Law
laik hâkim Adjective, Law
hukukçu olmayan hâkim yardımcısı
jüri üyesi
(US) laik hakim
bilgili hâkim
takdiri okura bırakmak Verb
takdiri okura bırakmak Verb
çizgi hakemi Noun, Football
sulh hakimi Noun, Law
birini hakem yapmak Verb
hâkimlik makamı
taraf tutan hâkim
(US) sulh hâkimi
mahkeme başkanı
mahkeme reisi
davaya bakan hâkimlerin başkanı
mahkeme reisi
mahkeme heyeti başkanı Noun, Law
mahkeme başkanı Noun, Law
veraset mahkemesi hâkimi
(US) veraset mahkemesi hakimi
(US) vesayet mahkemesi hâkimi
vesayet mahkemesi hâkimi
(US) veraset hakimi
meslekten yetişmiş hâkim
muvazzaf hâkim
hâkim yardımcısı
hâkim olmak Verb
bir hâkimi reddetmek Verb
redd-i hâkim Noun, Law
istinabe hâkimi
kıdemli hâkim
baş hâkim
acımasız hâkim
hâkime saygı göstermek Verb
hâkim muavini
tek hâkim
ciddi hâkim
tek hâkim
hâkim vekili
vergi davaları hakimi
vergi davaları hâkimi
bir hâkimin yetki bölgesi
(US) asliye mahkemesi hâkimi
asliye mahkemesi hâkimi
tek hakim karşısında yargılanma
(US) asliye mahkemesi yargıcı
davanın esasına bakan hâkim
asliye hakimi Noun, Law
duruşma hâkimi Noun, Law
adil hâkim
(Br) tatil zamanı hâkimlik eden hâkim
tatil zamanı hâkimlik eden hâkim
adli tatil sırasında nöbetçi hâkim
(Br) adli tatil sırasında nöbetçi hâkim
rüşvet yiyen hâkim
(delil) hâkimi etkilemek Verb
mesafeyi tayin etmek Verb
mesafeyi tahmin etmek Verb
askeri adli hâkim

staff judge advocate ile ayni anlama gelir. askerî savcı. Noun

trial judge advocate ile ayni anlama gelir. sıkıyönetim savcısı. Noun
askerî başsavcı. Noun
(US) Baş Askeri Hukuk Müşaviri
görünüşe bakarak hüküm vermek Verb
görünüşe göre hüküm çıkarmak Verb
bir başka hâkime vekâleten görev başında bulunan hâkim
tarafsız bir şekilde yargılamak Verb
tarafsızlıkla yargılamak Verb
iflas davası hâkimi
kapalı bir oturumda tek hâkim
vesayet mahkemesi hâkimi
aleyhinde bir üst mahkemeye başvurulamayan karar veya yüküm
bir şey yapmayı gerekli görmek Verb
insan karakterinden anlayan
seçim hâkimi
(US) seçim hâkimi
infaz hâkimi Noun, Law
resmen atanarak fiilen göreve başlayan
ancak henüz yasal yemin yükümlülüğünü yerine getirmemiş hâkim
asliye hâkimi Noun, Law
Hayretimi tasavvur et!
(Iskoçya) sulh ceza hâkimi
başkalarını kendi niteliklerine göre ölçmek Verb
geçici yetkili hâkim
geçici yetkili hâkim
işine gelen hakimi seçme Noun, Law
görev başında hâkim
görev başında hâkim
görev başında hâkim
birini hareketlerine göre yargılamak Verb
birini dış görünüşüyle yargılamak Verb
birini dış görünüşüyle yargılamak Verb
temyiz siz yargılamak Verb
temyizsiz yargılamak Verb
hâkim cübbesi Noun
hâkimin talimatı
hâkim cübbesi Noun
(Br) sorgu kuralları Noun
(Br) sorgulama kuralları Noun
bir şey hakkında iyi hüküm vermek Verb
bir şeyden iyi anlamak Verb
attan anlamak Verb
bir şeyden iyi anlamak Verb
insanları iyi tanımak Verb
değerleri iyi takdir edememek Verb
değerleri iyi takdir edememek Verb
birini ahlak hocası yapmak Verb
bir hâkimden merhamet dilemek Verb
bir hakimin talimatlarını hiçe saymak Verb
judge advocate ile ayni anlama gelir. askerî savcı.
yargıç tarafından jüri üyelerine verilen talimat
judge advocate ile ayni anlama gelir. sıkıyönetim savcısı.