cotton

  1. Noun, Textile Industry pamuk
  2. pamuk.
  3. pamuk bitkisi
    (Gossypium).
  4. pamuklu (bez, kumaş vb.).
    printed cotton: (pamuklu) basma.
    bring up a child in cotton:
    bir çocuğu pek nazlı büyütmek.
  5. pamuk ipliği.
  6. (başka bitkilerde üreyen) pamuğa benzer beyaz, yumuşak herhangi tüylü madde.
  7. iyi geçinmek, birbiriyle anlaşmak.
  8. zenginleşmek, refaha ulaşmak, başarmak.
cotton wool: emici/hidrofil pamuk: cerrahlıkta kullanılan, doğal zamkı çıkarılarak soğuruculuğu artırılmış pamuk.
Mısır pamuğu
Pima pamuğu: GB ABD'de Mısır pamuğundan türetilmiş bir pamuk türü.
Pima ile ayni anlama gelir. Noun
uzun elyaflı pamuk. Noun
kütlü pamuk Noun, Agriculture
dikiş ipliği
ipek pamuğu: bazı bambu ağaçlarının tohumlarını örten ve yastık doldurmakta kullanılan pamuk gibi madde.

silk cotton tree: ipek pamuğu ağacı
(Ceiba pentandra).
kütlü pamuk Noun, Agriculture
yayla pamuğu: GD ABD'de yetişen kısa elyaflı pamuk.
patiska
idrofil pamuk, yara vb. üzerine konulan yumuşak tabaka halinde pamuk. Noun
pamuk ekim bölgesi
pamuk yetiştirilen bölge (Güney ABD). Noun
çiğit küspesi. Noun
keten helvası. Noun
pamuk şeker Adjective
dokuma
pamuklu kumaş Noun, Textile Industry
pamuk borsası
pamuklu kumaş. Noun
dokuma Noun, Textile Industry
iki yüzü tüylü pamuklu kumaş. Noun
Canton flannel Noun
pamuk çırçırı: pamuk elyafını tohumdan ayıran makine. Noun
gin ile ayni anlama gelir. çırçır, çiğidi pamuktan ayıran makine.
pamuk lular Noun
pamuklular Noun
pamuk otu
(Eriophorum) . Noun
pamukçu
tüy-yapraklı
(Nyssa aquatica): GD ABD bataklıklarında yetişen yaprakları tüylü bir ağaç. Noun
pamuk sanayii Noun
pamuk piyasası
pamuklu bez fabrikası. Noun
ağızda kuruluk Noun, Medicine-Health
ağız kuruluğu Noun, Medicine-Health
kuru ağız Noun, Medicine-Health
farkına varmak, nihayet anlamak/kavramak.
He'd been speaking for half an hour before I cottoned on (to what he meant).
bir şeye kendini vermek Verb
Çin ebegümeci
(Hibiscus mutabilis) : geceleri koyu kırmızıya dönen pembe-beyaz çiçek açar.
pamukçu
pamuk-kirleten
(Dysdercus suturellus): pamukları yiyen ve sarı-kırmızı renkte çıkmaz bir leke bırakan böcek. Noun
Alabama (takma ad). Noun
pamuk ipliği
(a) hoşlanmak, kanı ısınmak, sevmeye başlamak.
He cottons to people easily. (b) doğru/uygun bulmak,
onaylamak, tasvip/tasdik etmek, aynı fikirde olmak.
pamuk kadife
üstüpü. Noun
ham pamuk. Noun
absorbent cotton Noun
amerikan bezi Noun, Textile Industry