cup

  1. fincan, kahve/çay fincanı.
  2. Sports kupa.
    Our team won the cup this year.
  3. fincan dolusu.
    a cup of tea. Add one cup of flour to half a cup of sugar and mix.
  4. hacim/kapasite ölçüsü: 8 ons = 236.6 ml. veya 16 çorba kaşığı.
  5. şarapla çeşitli maddeleri karıştırarak yapılan içki.
    claret cup.
  6. Aşai Rabbani âyininde kullanılan şarap veya kadeh.
  7. sevinç veya keder/ıstırap payı.
    a bitter cup: felaket.
    His cup was full (to overflowing):
    Saadeti/kederi tamam olmuştu.
  8. fincana benzer alet/organ/parça/boşluk vb..
  9. (a) çukur, (b) çukur içindeki madenî kap.
  10. (bkz: cupping glass ).
  11. fincana koymak/doldurmak.
  12. (avucunu) çukurlaştırmak, çukur bir şekil vermek.
    to cup one's hands.
    He sat with his chin
    cupped in his hand: Çenesini avucunun içine almış oturuyordu.
  13. Medicine hacamat yapmak, şişe/vantuz çekmek.
sarhoş, ayyaş.
(bir kimse için) uygun, münasip, çekici, sevilen/arzu edilen şey.
Playing cards isn't my cup of tea,
let's watch television instead: İskambilden hoşlanmam, onun yerine televizyon seyredelim.
maşrapa
kâğıt bardak, karton bardak Noun, Food-Kitchen
çalenç kupası Noun
çelenc kupası Noun
Bordo şarabı, soda, limon suyu, konyak, meyve ve şekerle yapılan buzlu içki.
kahve fincanı
fincan
ölüm mantarı
(Amanita phalloides): beyaz, zeytunî veya koyu kahverengi başlı çok zehirli bir mantar.
sofrada şerefe içilen son içki/kadeh.
yağdanlık, gres kutusu. Noun
mürekkep hokkası Noun
çok kulplu şarap tası (eskiden dostluk/veda toplantılarında elden ele dolaştırılırdı). Noun
(ödül olarak verilen) kulplu kupa. Noun
ölçü kabı/bardağı, dereceli bardak.
ölçü kabı Noun, Food-Kitchen
bıyıklılar için özel fincan.
kınalı yüksük
(Castilleja linariaefolia): GB ABD'de yetişen, parlak renkli çiçekler açan bir bitki.
allı fırça
(Castilleja). Sıracagillerden parlak kırmızı çiçekler açan çeşitli bitkiler. (K. Amerika).
kâğıt bardak, karton bardak Noun, Food-Kitchen
plastik bardak Food-Kitchen
ata bindikten sonra içilen veda kadehi/içkisi.
Dünya Kupası Noun, Sports
top-çomak: birbirine bağlı yuvalı çomakla top (oyuncak). Noun
kupa finali
(özellikle futbolda) final maçı
donyağı
gres
çöküntü
gözde, hoşa giden konu/şahıs vb.
It's not my cup of tea: Bu bana göre değil/ işime gelmez/hoşuma gitmez.
(a) kader, mukadderat, (b) şüpheli/çekinilmesi gereken kimse/şey.
rosinweed (1). Noun
bardak kılıfı Noun, Food-Kitchen
(futbolda) kupa maçı
biçmek Verb
bir kimsenin tam beğendiği şey olmak Verb
(nahoş bir şeyi) denemek, tadına bakmak, yaşamak.
benim zevkime göre değil
bir fincan çay için neler vermek mezdim
İleride ne olacağı bilinmez.
  1. flop

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Suya düşen ... çıkardığı ses