dignity

  1. Noun vakar, şeref, onur, haysiyet, izzeti nefis.
    He replied with dignity that he was not interested in
    their scheme.
    It is beneath your dignity to accept it: Onu kabul etmek şerefinize yakışmaz.
  2. Noun asalet.
  3. Noun paye, derece, yüksek mevki/rütbe/makam.
  4. Noun değer, kıymet, itibar, kadir.
  5. Noun (a) mevki sahibi/ileri gelen kimse, (b) ileri gelen kimseler, zevatı muhterem.
bir kimsenin işgal ettiği makamın saygınlığını bozmak Verb
zor durumlarda saygınlığını yitirmemek Verb
haline vakur bir şekilde katlanmak Verb
saygınlığını yok etmek Verb
bütün itibarını bir kenara bırakmak Verb
şerefini/itibarını korumak, mevkiine göre muamele beklemek.
vakarla davranmak Verb
insanlık onuru Noun
haysiyet
krala yakışır saygınlık Noun
saygın bir görünüm almak Verb
insanın saygınlığı
ruhun vakarı
birine paye vermek Verb
devletin bütün ileri gelenleri Noun
Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları Hassasiyetinin Korunması Sözleşmesi Noun, International Law