duty

  1. Noun, Law resim
  2. Noun görev, vazife.
    to do one's duty: görevini yapmak.
    to fail in one's duty: görevini yapmamak/ihmal
    etmek/savsamak.
    It's my duty to help you.
    enter upon/take up one's duties: göreve başlamak.
    from a sense of duty: görev gereğince, görev aşkı ile.
  3. Noun sorum(luluk), vecibe.
    It is your duty to obey the laws.
  4. Noun ödev.
    Your duty as a reporter is to cover the meetings of the city council.
    duty-officer: nöbetçi subayı.
  5. Noun saygı, hürmet, nezaket.
    duty-call: nezaket ziyareti.
    pay a duty visit.
  6. Noun itaat, boyun eğme.
    He acted from a sense of duty although he was afraid.
  7. Noun borç, yüküm.
  8. Noun, Military (a) askerî görev/hizmet.
    He was on radar duty for two years. (b) mecburî askerlik hizmeti.
    After
    graduation, he began his duty.
  9. Noun
    duties: resim, gümrük resmi.
    Duties are paid on goods entering the country.
    duty-free:
    gümrükten muaf.
    duty-paid: gümrük resmi ödenmiş.
    liable to duty: gümrük resmine tâbi.
  10. Noun vergi.
    income duty: gelir vergisi.
    death duty: veraset vergisi.
  11. Noun, Machines (a) motorun sarfettiği yakıt birimine karşılık yaptığı iş.
    heavy duty: ağır (iş görebilen), çok
    sağlam.
    This vehicle has heavy duty tires. (b) verim, randıman.
  12. Noun (tarım) belirli bir yüzölçümündeki arazinin bir ürün dönemindeki su ihtiyacı.
görevini ihmal etmek Verb
(US) görevini ihmal etmek Verb
görevini ihmal etmek Verb
bir şeyi kendi görevi saymak Verb
görevinden kaçmak Verb
görevini terk etmek Verb
görevini yerine getirmek Verb
görevinıyapmak Verb
vazifesini yapmak Verb
göreve başlamak Verb
görevini yapma
vazifesini yapmamak Verb
görevini ihmal etmek Verb
görevleri arasında olmak Verb
görevini yerine getirmemek Verb
görevini yerine getirmek Verb
görevini yapmak Verb
görevini yapmak Verb
zorunlu olduğundan fazlasını yapmak Verb
bir görevin ihmali
görevini yanlış yorumlamak Verb
görevinden hiçbir zaman kaçınmamak Verb
bir kimsenin belirlenen bir yerde günlük çalışma süresi Noun
görevini yerine getirmek Verb
görevini yapmak Verb
ödev bilmek Verb
görevini azimle yapmak Verb
görevini yerine getirmemek Verb
göreve başlamak Verb
görevinıihmal etmek Verb
(Br) (menkul eşya için) veraset vergisi
veraset ve intikal vergisi
ek gümrük vergisi
ek gümrük resmî
tarım gümrük vergisi
damping vergisi
anti-damping vergi
bazı ithal mallarının memleket içinde üretilen mallardan daha ucuz fiyata satılmasını önlemek için ithal mallarına konulan vergi
anti-damping vergisi
geriye dönük vergi
geçmişte üzerinden vergi alınmamış mallara ya da kârlara uygulanan vergi
iç hizmet
önemli sorumluluk
emisyon vergisi
vergi yüklemek Verb
vatandaşlık ödevi
yurttaşlık görevi
yerli ve yabancı mallar arasındaki farkı telafi eden gümrük resmi
birleşik gümrük vergisi
bileşik gümrük resmi (ağırlık üzerinden alınan gümrük resmine değer üzerind
bileşik gümrük vergisi
bileşik gümrük resmi
ağırlık üzerinden alınan gümrük resmine değer üzerinden alınan bir resmin eklenmesiyle meydana gelen çifte vergi
evlilik görevi
karı kocalık görevi
karıkocalık görevi
ek gümrük resmi
munzam gümrük vergisi
(Br) veraset vergisi
munzam gümrük resmi
telafi edici vergi
telafi edici gümrük vergisi
gümrük resmi
gümrük vergisi
gümrük resmi
gümrük resimleri Noun
farklı landırılmış gümrük tarifesi
farklılandırılmış gümrük tarifesi
malların menşeleri ülkelere göre değişen oranları olan gümrük vergisi
ayırımcı gümrük tarifesi
ayırımcı vergi
ucuz mallar için muvazene gümrük vergisi
seçme görevi
(Br) eğlence vergisi
gümrük giriş vergisi
giriş vergisi
refakat görevi
intikal vergisi
veraset vergisi
ahlaki görev
fazla ödenmiş vergi
ihraç resmi
ihracat vergisi
ilave görev
munzam vergi
kıta hizmeti
evlatlık görevi
gümrük resmi
sabit tarifeli vergi
her bin adet veya ağırlık birimi üzerinden sabit bir miktardan alınan vergi
tam yükümlülük
garnizon görevi
güç
ağır hizmet
ağır hizmet
işe dayanıklı
emlak vergisi
zorunlu görev
ithalat vergisi
kanuni görev
(Br) veraset vergisi
(Br) veraset ve intikal vergisi (miktarı akrabalık derecesine göre değişir
kanuni görev
kanuni yükümlülük
vergi almak Verb
vergi koymak Verb
muharip sınıf görevi
bir sanayi kolunu dış rekabetten korumak amacıyla konulan gürmük vergisi
askerlik görevi Noun, Military
bakanlık görevi
karışık değerlerdeki eşyaların vergisi
ipotek harcı
gece nöbeti
fazla ödenen vergi
ödenmiş gümrük vergisi
müruriye
köprü geçit parası
bilet vergisi
harç ödemek Verb
cezalı gümrük
sigorta vergisi
bazı mallarına uygulana düşük gümrük tarifesi
belirli ithal mallarından alınan gümrük vergisi
(Br) veraset vergisi
veraset vergisi
mesleki görev
yüksek gümrük vergisi
nöbetçilik
himayeli gümrük resmi
koruyucu vergi
rıhtım resmi
karşılıklı görev
gümrük vergisini affetmek Verb
bazı dış ülkelere karşı kullanılan misilleme gümrük vergisi
damga harcı
(Br) gümrük koruması
tuz vergisi
görevden kaçmak Verb
indirimli gümrük vergisi
gümrük vergisi
spesifik tarifeli vergi (her bir adet veya ağırlık birimi üzerinden sabit bir miktarda alınan vergi
damga resmi
(askerlik) nöbetçilik görevi
kanuni yükümlülük
veraset ve intikal vergisi
veraset vergisi
nezaretçilik
(İskoçya) kira bedeli
gümrük tarifesi
gümrük vergisi tarifesi
intikal vergisi
transfer vergisi
senet transferi üzerine uygulanan vergi
(Br) senet transferi üzerine uygulanan vergi
münakale resmi
bir örnek gümrük vergisi
iskele resmi
şarap vergisi
temsil masrafları ödeneği
görev başına çağrı
nezaket ziyareti
gümrük vergisinde değişiklik
alınacak vergiler
gümrük vergisi hesaplama
gümrük vergisini geri verme
vergisiz
gümrüksüz
(askerlik) görev listesi
görev listesi Military
gümrük damgası Noun
gümrük vergisi alınmış
gümrük vergisi alınmamış
nöbetçi subay
nöbetçi subayı
görev cetveli Military
İngiltere'de gereksinimi olanları temsil etmek üzere hükümet tarafından atanan avukat
gümrük damgası Noun
(askerlik) görev
mevki
görev yeri Noun, Military
görev mevkii
görev ekibi
bildirme görevleri Noun
ödenmemiş gümrük vergisi
spesifik tarifeli vergi (her adet mal ya da ağırlık birimi üzerinden sabit olarak alınan vergi ; damga
vergisi ; (Br) gayri menkuller için veraset ve