king

  1. kral. (ilgili sıfat:
    regal).
    the king of Sweden. King Edward.
  2. bir konuda en usta/en zengin/en başta olan kimse.
    an oil king: petrol kralı.
    the king of beasts:
    hayvanlar kralı.
    a cattle king .
  3. (iskambilde) papaz.
  4. (satrançta) şah.
  5. damaya çıkan taş.
  6. krallık etmek/yapmak, hüküm sürmek.
  7. (dama vb.) kral çıkmak.
Kimseyi hakir görme/En hakir gördüğün insanın bile bir hakkı vardır/Kendini bukadar büyük görme.
mantar, yenibahar ve yeşil biberli bir sos ile yapılmış tavuk veya balık yemeği.
chicken à la king.
konken
birini kral ilan etmek Verb
dolar kralı
krallara layık
gol kralı Noun, Sports
yasal kral
meşru kral
(Br) vatana ihanet etmek Verb
petrol kralı
gölge kral
Aslan Kral Noun, Cinema
Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü Proper Name, Cinema
taçsız kral
şah (satranç) Noun
siyah-esmer tüylü İngiliz spanyeli. Noun
dev kobra
(Ophiophagus hannah): GD Asya ve Hindistanda bulunan dünyanın en iri zehirli yılanı. Uzunluğu 4.5 m.'yi geçer. Noun
iri yengeç
(Limulus polyphemus): üst kabuğu nal biçiminde, karnının en son oynak kısmı kuyruk gibi uzamış bir yengeç.

horseshoe crab ile ayni anlama gelir. nal-yengeç: yengece benzer kabuklu nal şeklinde bir deniz hayvanı. Noun

Alaskan crab ile ayni anlama gelir. iri-yengeç
(Paralithodes camtschatica): Alaska ve Japonya
kıyılarında avlanıp eti yenen iri bir yengeç.
Noun
krallık taslamak.
Kutsal Kitabın 1611'de yapılan İngilizce tercümesi.
King Kong Proper Name, Cinema

kingfish ile ayni anlama gelir. iri uskumru
(Scomberomous cavalla): Atlas Okyanusunun batı kıyılarında avlanır.
aslan, hayvanlar kralı. Noun
iri penguen
(Aptenodytes patagonicus) Antarktik kuşağını çevreleyen adalarda yaşayan büyük cins penguen. Noun
kavrama mili
king pin ekseni Noun, Transport
çatının orta direği, baba. Noun
(satrançta) şahın bulunduğu sıra. Noun
chinook salmon
büyük boy
ejder yılanı
(Lampropeltis getulus): G ABD'de bulunan, fare ve yılanları yiyen zehirsiz yılan. Noun
ana kiriş. Noun
krala ait
(İngilterede vaktiyle kralın bizzat başkanlık ettiği) yüksek mahkeme heyeti: halen
High Court of Justice'in
bir bölümü.
Court of King's Bench ile ayni anlama gelir. Hükümdar kraliçe ise:
Queen's Bench.
Noun
kobalt mavisi. Noun
krallık arması: İngiliz bahriyesince merasimlerde kullanılan beyaz üzerine krallık markasını taşıyan bandıra.
(İngiliz ordusu) alay sancağı.
İngiliz kralının bulunduğu yere asılan ve krallık armasını taşıyan bir çift ipek bayrak.
King's colour,
King's Colour şeklinde de yazılır. Kraliçe için:
Queen's colour.
krallık hukuk danışmanları kurulu. Noun
krallık hukuk danışmanı/müşaviri. Kraliçe için:
Queen's Counsel. Noun
(İngilterede) resmî İngilizce. Kraliçe hükümdar ise:
queen's English denir. Noun
savcılık delili: savcının sanık aleyhinde ileri sürdüğü delil. Kraliçe hükümdar ise:
queen's evidence
denir.
turn king's evidence
Brit. cezayı hafifletmek için suç ortağı aleyhinde tanıklık yapmak, suç ortağını ele vermek.
sıraca (hastalık). Noun
kıng kanunu
çok büyük para, muazzam para. Noun
devlet yolu: İngilterede millî hükümet, Kanadada provens hükümeti tarafından yaptırılan geniş karayolu.
Kraliçe hükümdar ise:
Queen's highway.
Noun
prest ile ayni anlama gelir. eskiden İngiliz ordusuna yazılana verilen ilk harçlık.
arı gümüş: çok pahalı gümüş takımları yapmakta kullanılan arı/saf ve yumuşak gümüş. Noun
muazzam/külliyetli para.
cost a king's ransom: muazzam paraya mal olmak.
be worth a king's
ransom: paha biçilememek, çok değerli olmak.
Yüksek Mahkeme
(İngilterede) baş yargıç.
bir krala tahtı iade etmek Verb
vatana hıyanet davası Noun
vatana ihanet davası Noun
Fransa kralı/elçiliği.
suç ortaklarını ihbar etmek Verb
Br US suç ortaklarının aleyhine tanıklık etmek Verb
(ABD'de:
State's)
evidence (of a criminal): suç ortakları aleyhinde tanıklık etmek, suç ortaklarını ele vermek.
king pin axis Noun, Transport
king's law