occupy

  1. Verb işgal etmek, (bir yer) tutmak/kaplamak.
    His books occupy a lot of space.
  2. Verb (zihni/kafayı/bedeni) meşgul etmek, uğraştırmak, vakit geçirmek.
    He occupied himself in/with collecting
    stamps. Worries about the coming exams occupied her mind.
    How dou you keep occupied all day? Bütün gün nelerle uğraşıyorsun?
    keep one's mind occupied: zihnini meşgul etmek.
  3. Verb zaptetmek, işgal/istilâ etmek, ele geçirmek.
    The invading army soon occupied the city and its suburbs.
  4. Verb (yer/mevki) almak/tutmak/işgal etmek.
    The parents occupied the back half of the seats at the school play.
  5. Verb (ev vb. de) oturmak, ikamet etmek, meskûn olmak, işgal etmek.
    occupy a house/a bed/a railway carriage.
  6. Verb mülkiyetine geçirmek, kendine maletmek.
vaktini almak Verb
tutmak Verb
iki sıfatı birden taşımak Verb
sosyetede yüksek yeri olmak Verb
yüksek toplumsal bir mevkii olmak Verb
bir evde oturmak Verb
bir evi işgal etmek Verb
toplumda mütevazı bir yeri olmak Verb
mevki işgal etmek Verb
bir mevkii işgal etmek Verb
mevkii işgal etmek Verb
bir mevki işgal etmek Verb
bir yer işgal etmek Verb
bir dairede oturmak Verb
önemli bir mevki işgal etmek Verb
toplumda önemsiz yer işgal etmek Verb
bir mevki işgal etmek Verb
iştigal etmek Verb
kürsüyü işgal etmek Verb
başkanlık etmek Verb
düşmanın başkentini işgal etmek Verb
başa geçmek Verb
zemin katında oturmak Verb
üç saatini almak Verb
fazla yer işgal etmek Verb
birinin mülkünde kirasız oturmak Verb
birinin mülkünde kirasız oturmak Verb
bir yer işgal etmek yatar koltuk