1. Sıfat meşgul.
    He's busy with his work/with reading/writing.
    to keep oneself busy: kendine uğraş/meşgale bulmak.
  2. Sıfat işi var olan, boş olmayan, boş değil, boş zamanı yok.
    He is too busy to see visitors: Ziyaretçi
    kabul etmek için zamanı yoktur.
  3. Sıfat faal, çalışkan, hareketli.
    a busy life: hareketli bir hayat.
    a busy day.
    as busy as
    a bee: arı gibi çalışkan.
    a busy man: faal/çalışkan bir adam.
    He's a real busy bee: Arı gibi çalışkandır.
  4. Sıfat (telefon hattı) meşgul, başkası tarafından kullanılmakta.
    busy signal: meşgul işareti, aranan
    telefonun meşgul olduğunu belirten kesik düdük sesi.
    I'm sorry sir, the (telephone) line is busy.
  5. Sıfat işgüzar, herşeye burnunu sokan, müdahaleci.
  6. Sıfat aşırı süslü, cicili, bicili, çok teferruatlı.
    The rug has a busy design.
  7. Sıfat işlek.
    a busy street: işlek bir cadde.
    busy hour: en işlek saat.
  8. Sıfat meşgul olmak, (bir işle) uğraşmak.
    to busy oneself (with) doing something: bir işle meşgul olmak.

    In summer he busied himself keeping the garden in order.
bir şeyle meşgul olmak Fiil
meşguliyet
(işe) başlamak Fiil
oyalamak Fiil
çok meşgul görünmek Fiil
hat meşgul
işe koyulmak/girişmek.
meşgul
arı gibi
işin yoğun olduğu gün
çok meşgul kişilerin buluşma noktası İsim
trafiğin yoğun olduğu saatler İsim
hareketli büyük bir kentin gürültüleri İsim
çalışmayla geçen ömür
(US) meşgul telefon hattı
bir şeyle meşgul olmak Fiil
faal dönem
işin yoğun dönemi
meşgul dönem
(US) zaman bakımından dar gezi programı
ticaretin en faal olduğu mevsim
şehrin işlek mahallesi
meşgul sinyali Telekomünikasyon
meşgul sesi Telekomünikasyon
kalabalık cadde
birşeyle oyalanmak Fiil
birşeyle uğraşmak Fiil
işlerin sıkı zamanı.
arı gibi çalışan
iştigal etmek Fiil
yazı işleriyle meşgul olmak Fiil
iştigal
meşgul işareti
işlek cadde üzerinde oturmak Fiil
cadde üzerinde oturmak Fiil
satışların yoğun olduğu mevsimde yüksek fiyat istemek Fiil
çok/devamlı çalışmak.