1. düzeltmek, doğrulamak.
    Eyeglasses correct the vision.
  2. tashih/islâh etmek.
    The teacher corrected the examination papers.
  3. cezalandırmak, azarlamak, tekdir etmek.
    A mother should correct her children when they develop bad habits.
  4. gidermek, telâfi etmek.
  5. ayarlamak, aranan/standard koşullara uygun hale getirmek.
  6. doğru, tam, yanlışsız.
    a correct answer. It is correct that he was fired.
  7. uygun, münasip, dürüst, lâyık, şayanı kabul, yakışır.
    correct behavior/manners. It's not correct to
    speak while one's mouth is full.
doğru olmak Fiil
haklı olmak Fiil
doğru bulmak Fiil
haklı çıkmak Fiil
politik doğrucu Sıfat
politik olarak doğrucu Sıfat
doğru çıkmak Fiil
hizaya getirmek Fiil
bir yazıyı düzeltmek Fiil
yazıyı düzeltmek Fiil
bir metni düzeltmek Fiil
yanlışı düzeltmek Fiil
bir yanlışı düzeltmek Fiil
dizgi düzeltmek Fiil
bir beyanı düzeltmek Fiil
bir ifadeyi düzeltmek Fiil
hesabı düzeltmek Fiil
bir hesabı düzeltmek Fiil
hesap tutarını düzeltmek Fiil
bir hesap tutarını düzeltmek Fiil
hatayı düzeltmek Fiil
bir hatayı düzeltmek Fiil
doğru yanıt
doğru hesaplama
doğru tarif
doğru kıyafet
doğru bilgi
Yanlışsam düzeltin. Cümle
makûl akid fesih vadesi İsim
birinin hatalarını düzeltmek Fiil
doğru üslup
baskı provasını düzeltmek Fiil
doğru saat
tıpı tıpına doğru
doğru kullanış
bir şeyin doğru tahmininde bulunmak Fiil
bir şeyin doğru tahmin inde bulunmak Fiil
saat ayarı vermek Fiil
doğru liste