1. İsim el. (İlgili sıfat:
    manual).
    right/left hand: sağ /sol el.
    have/hold in one's hands:
    elinde tutmak.
    to take someone's hand: birinin elinden tutmak.
    to lead someone by the hand: birisini elinden tutup götürmek, yol göstermek.
    He's very good/clever with his hands: Çok beceriklidir/elinden iyi işgelir.
    clean hands: dürüstlük.
  2. İsim ele benzer uzuv: yüksek omurgalılarda ön ayağın uç kısmı.
  3. İsim (hayvanlarda) pençe, kıskaç vb.: tutunma/tırmanma/yakalama organı.
  4. İsim ibre, gösterge, müş'ir, ele benzer şekil.
    The hands of the clock (or watch) show the time.
    hour
    hand: akrep.
    minute hand: yelkovan.
    second hand: saniye ibresi.
  5. İsim (bkz: index )1 (6).
  6. İsim işçi, amele.
    a field/farm hand: tarla/çiftlik amelesi.
    a factory hand: fabrika işçisi.
  7. İsim maharetli/hünerli kimse.
    She is a great hand at thinking up new games.
    an old hand = a good
    hand: tecrübeli/yetenekli/mahir/ehil kimse, usta, kurt.
    An old hand at the job is one who is very familiar with it through long experience.
  8. İsim hüner, maharet, yetenek, kabiliyet.
    The artist's work showed a master's hand.
  9. İsim (belirli bir iş yapan) kimse.
    a poor hand at running a business.
  10. İsim tayfa, bir topluluğun/takımın bir üyesi.
    All hands on the deck! All hands cooperated.
    The ship
    was lost with all hands: Gemi bütün tayfaları ve yolcularıyla beraber kayboldu.
  11. İsim
    hands: yetki, salâhiyet, kudret, kontrol, sorumluluk, görev, mülkiyet.
    Get/become out of hand:
    kontrolu dışına/çığırından çıkmak.
    The property is no longer in my hands: Mülk elimden çıktı (artık benim malım değil).
    The meeting is getting out of hand: will everybody stop talking at once.
  12. İsim (pazarlık, müzakere vb.'de) durum.
    an action to strengthen one's hand: birinin durumunu kuvvetlendirecek girişim.
  13. İsim vasıta, el ile yapılan iş.
    death by his own hand: kendi eliyle ölüm (intihar).
  14. İsim yardım, himmet, işe karışma.
    give/lend a hand to: yardım etmek.
    Give me a hand: Bana yardım et/yardım elini uzat.
  15. İsim yön, cihet, taraf, yan.
    The house is on the right hand: Ev sağ taraftadır.
  16. İsim el yazısı (şekli/üslûbu).
    a legible hand. He writes a clear hand.
  17. İsim imza.
  18. İsim alkış tufanı.
    give a good/big hand to: çok alkışlamak.
    The crowd gave the winner a big hand.

    get a big/good hand: çok alkışlanmak.
  19. İsim vaat, (evlenme vaadi vb.).
    He won her hand: Ondan evlenme vaadi aldı.
  20. İsim karış: atın yüksekliğini ölçmekte kullanılan ≈ 10 cm.'lik ölçü.
    This horse is 18 hands high.
  21. İsim (iskambil) (a) el, (b) sıra, (c) oyun.
  22. İsim hevenk, (meyve/yaprak vb.) demet.
  23. İsim
    handle ile ayni anlama gelir. dokuntu, temas: elle dokununca kumaşın bıraktığı izlenim.
    the smooth hand of satin.
  24. İsim kaynak, mehaz, bilgi/malzeme kaynağı olan şahıs.
    She heard his story at first hand. A book written by several hands.
  25. İsim rol, dahl, sorumluluk, pay, bir işin yapılmasına karışma.
    We all had a hand in it.
  26. İsim yan, taraf, nokta-i nazar, cihet, bakım.
    on the one hand : bir taraftan/bakıma.
    on the other
    hand: diğer taraftan.
    At her left hand stood two men : Sol tarafında iki adam duruyordu.
  27. Fiil (el ile/elden) vermek, uzatmak.
    hand me that book, please. Please hand me the butter.
  28. Fiil yardım etmek, el vermek, elinden tutup götürmek.
    He handed the elderly woman cross the street. To hand a lady into the bus.
  29. Fiil, Denizcilik (a) yelken istinga edip sarmak, (b) çekerek taşımak.
  30. Sıfat el.
  31. Sıfat el yapısı, el ile işlenmiş.
  32. Sıfat elde taşınan, ele giyilen.
  33. Sıfat el ile işleyen.
  34. handle ile ayni anlama gelir. dokuntu, temas: elle dokununca kumaşın bıraktığı izlenim.
avucunun içinde.
her şeye eli yatmak Fiil
kendi eliyle
kendini öldürmek Fiil
birine tamamen güvenmek/bel bağlamak, her dediğini yapmak, bir dediğini iki etmemek, mutlak itaat göstermek.
herşeye boyun eğmek, (bir kimsenin) her dediğini yapmak, eline ayağına kapanmak, her isteğine/emrine
uymak, dize gelmek.
I'll soon have him eating out of my hand: Yakında onu dize getiririm.
(a) (hayvan) yemini avuçtan almak, (b)
mec. pek uysal olmak, birinin avucunun içine bakmak, yuları ele vermek.
kendi çıkarı için savaşmak Fiil
kendi çıkarı için
(a) zorlamak, icbar etmek, (b) ne yapacağını/niyetini açıklamak.
bir işi üzerine almak Fiil
eli alışmak, usta olmak.
bir şeyi ele almak Fiil
(a) bir şeyi başından atmak/savmak, (b) bir şeyden kurtulmak, (işi) tamamlamak.
elini çekmemek, devamlı meşgul olmak.
bir pazarlığı tokalaşarak sonuçlandırmak Fiil
el sıkarak anlaşmak, mutabık kalmak.
evraklarını avukata teslim etmek Fiil
istifasını vermek Fiil
birine kartıni vermek Fiil
birine kartını vermek Fiil
yetkisini devretmek Fiil
malını mülkünü birine devretmek Fiil
vergi işlerini birine havale etmek Fiil
evraklarını avukata teslim etmek Fiil
el inde boş bir ev olmak Fiil
iyi nişancı olmak Fiil
eli kolu bağlı olmak Fiil
birini avuç unda tutmak Fiil
bir işe girişmemek Fiil
(birisini) avucunun içine almak, bir kimse üzerinde büyük nüfuz ve kudreti olmak.
elinde, uhdesinde, yetkisi dahilinde.
in someone's hands: birisinin uhdesinde/ihtimamı altında.

in good hands: emin/güvenilir ellerde.
kendi el inde
kendi elinde
elini oyundan çekmemek Fiil
formunu bozmamak Fiil
pratiğini kaybetmemek Fiil
bir şeye katlanmak Fiil
kozlarını elinde tutmak Fiil
ilgisini/alâkasını devam ettirmek, ilgisini kesmemek, bir işle sürekli olarak meşgul olmak, hünerini/melekesini
kaybetmemek, üstünde devamlı çalışmak.
bir şehri avucunun içi gibi bilmek Fiil
bir şehri avucunun içiymiş gibi tanımak Fiil
şehir hrii avucunun içiymiş gibi tanımak Fiil
birine el kaldırmak Fiil
kâr etmek Fiil
kâr elde etmek Fiil
elini uzatmak Fiil
yapabileceğinden fazlasını vadetmek veya yapmaya kalkışmak, boyundan büyük işe girişmek.
elini cebine daldırmak Fiil
eline mikrop kaptırmak Fiil
matbaa harfi bir adresi matbaa harfleriyle yazmak adını matbaa harfleriyle
elini cebine atmak Fiil
keseyi açmak Fiil
elini (para için) cebine atmak Fiil
işi ele almak Fiil
bir işi ele almak Fiil
işi ele almak Fiil
işe girişmek Fiil
bismillah deyip işe başlamak Fiil
bir işe gayretle girişmek.
birine el kaldırmak, dövmeye yeltenmek.
bir belgeye imza atmak Fiil
bir belgeyi imzasıyla tasdik etmek Fiil
(gerçek niyetini/maksadını) açıklamak/açığa vurmak/ifşa etmek.
kendi eliyle imzalamak Fiil
kendi eliyle imza atmak Fiil
durdurmak Fiil
engellemek Fiil
birini engellemek Fiil
birinin birşey yapmasını engellemek Fiil
birini durdurmak Fiil
durumunu kuvvetlendirmek Fiil
yenilgiyi/mağlûbiyeti kabul etmek, pes demek, vazgeçmek.
ümitsizce bırakmak.
(or
mitt)
argo farkında olmadan/istemeyerek sırrını açığa vurmak, baklayı ağzından çıkarmak.
para çalarken/suç üstü yakalanmak.
dokunmak Fiil
denemek, gayret etmek, çalışmak.
After trying his hand at politics, he soon went back into business.
(ilk defa olarak) bir işe girişmek, yapıp yapamayacağını denemek.
dergi çıkarmaya kalkmak Fiil
(a) öğrenmeye/alışmaya çalışmak, (b) bir işi ele almak, (c) becerikli olmak, eli her işe yakışmak.
eli her işe yatkın olmak Fiil
elini bir işe atmak Fiil
bir işe koyulmak Fiil
bir şeyi eliyle tartmak Fiil
kendi eli ile
mektubu kendi eliyle yazmak Fiil
her şeyi kendi eliyle yazmak Fiil
bir şeyi kendi el yazısı ile yazmak Fiil
bir şeyi kendi eliyle yazmak Fiil
ustabaşı
okunaklı yazı
zabitten ayrı güverte bölümünde çalışan tayfa
tapacı
yedek işçi
fabrika işçisi
aylakçı
tarım işçisi
simge
serbest el
tasarım
güzel el yazısı
akıcı el yazısı
yardımcı
yardım
tiranlık
yelkovan
görülmeyen el
görünmez el (rasyonel özçıkar peşinde koşmanın toplumca arzu edilen sonuçlar doğuracağı kavramı
metrdotel
kâtip
sol el
genç ama becerikli el
iyi kazanç umudu
aylakçı
irticalen
açık el
ocak işçisi
çok deneyimli adam
işlek yazı
titrek el
normal el yazısı
yedek adam
ustalık İsim
gayri menkule
özellikle de konuta tecavüz eylemlerinde suçun şiddet ve zor kullanarak ya da çok sayıda kimselerle işlenmesi
kıskaçlı büyüteç İsim
basit el yazısıyla
havaya kalkmış el
emektar işçi
ardiye işçisi
el yazısı
el atlası
el freni
el ile dizme
ırgat
nüans
ince fark
manyeto
el bombası İsim
bucurgat
üç ayaklı sepha kullanılmadan elde çekilmiş film
(a) el ele, (b) elbirliğiyle, işbirliğiyle, beraber, yanyana.
Doctors and nurses work hand in hand
to save lives. Dirt and disease go hand in hand.
faturaların muamelesini yapmak Fiil
el bagajı İsim
el çantası İsim
kulaçlama yüzme
zarif kaliteli yazı kâğıdı
elle toplamak Fiil
dikkatle seçmek Fiil
seçilmiş
alınlık
el tulumbası İsim
el delgisi
el ile dizme
yumruk yumruğa, göğüs göğüse.
to fight hand to hand.
el aleti
matbaacılıkta el yapımı baskı klişesi
avadanlık
işarî oy Siyaset-Ulusl. İlişkiler
işaret oyu Siyaset-Ulusl. İlişkiler
göğüs göğüse dövüşmek Fiil
elden ele.