jaw

  1. çene kemiği.
    the upper/lower jaw: üst/alt çene kemiği.
  2. çene.
  3. Machines (a) kıskaç, sıkmaç, pençe: mengene gibi aletlerin birbirine yaklaşarak aradaki parçayı sıkıştıran kısmı,
    (b) tutaç: birbirine veya benzer parçaya geçerek tutmaya yarayan çıkıntı.
  4. konuşma, lâf, dedikodu, gevezelik, çene çalma.
    None of your jaw! Kıs çeneni!
    Stop/hold your
    jaw! Sus! Kes sesini! Kapa çeneni! Çeneni tut!
  5. ayıp söz, açık saçık/müstehcen konuşma.
  6. konuşmak, çene çalmak, gevezelik etmek, dedikodu yapmak.
  7. azarlamak, haddini bildirmek, ağzının payını vermek.
dayanıksızlık, metanetsizlik, (boks) bir yumrukta devrilme. Noun
(boksör) bir yumrukta yere serilmek.
çeneni tut
uzun ve ince çene.
lantern-jawed: uzun çeneli.
alt çene Noun, Biology
actinomycosis Noun
gidiş noktasıyla dönüş noktasının farklı olduğu gidiş-dönüş yolculuğu ya da bileti
üst çene Noun, Biology
telaffuzu zor sözcük
jawbreaker ile ayni anlama gelir. kırma makinesi, konkasör.
ölümün pençesi