penetration

  1. Noun delme, içine girme/ işleme, nüfuz etme.
  2. Noun içine geçme/ girip dağılma, sinme, hulûl etme.
  3. Noun feraset, nüfuzu nazar, (keskin) görüş/ zekâ, (çabuk) anlayış.
    a mind of great acuteness and penetration.
  4. Noun etki, tesir.
  5. Noun, Physics girim: parçacıkların ve ışınımların özdek içine derinliğine sokulabilme özelliği.
ekonomik haklar elde etmek suretiyle yabancı bir ulusun nüfuz elde etmesi
ekonomik nüfuz
bir memlekette stratejik yatırımlar yapmak Verb
piyasaya nüfuz (genellikle yüzde ile ifade edilen bir ürün ya da reklamın toplam kullanıcılar tarafından kabul görme derecesi
piyasaya nüfuz
barış niyetiyle bir ülkeye girme
barış niyetiyle bir memlekete girme
satış nüfuzu (bir piyasada , bir ürünün tüketicisi ya da bir hizmetin kullanıcısı durumuna gelmiş kişilerin
o piyasadaki toplam nüfusa oranı
satış nüfuzu
girme fiyatı
girme fiyatı
en kısa sürede pazarın büyük hissesini ele geçirmek amacıyla ürünün başlangıç fiyatını düşük tutma stratejisi