promise

  1. söz (verme), vaat (etme), taahhüt.
    keep one's promise: sözünü/vaadini tutmak.
    hold/keep someone
    to his promise: birini sözünü tutmaya mecbur etmek.
  2. ümit verici şey/nitelik, istikbalde başarı ve mükemmeliyet vadeden belirti.
    He shows great promise:
    İstikbali parlak/ümit verici görünüyor.
    a boy of promise: kendisinden çok şey beklenen çocuk
  3. söz verilen/vadedilen şey.
  4. vadetmek, söz vermek, taahhüt etmek.
    to promise oneself (to do) something: bir şey yapmayı aklına
    koymak.
    He promised to go tomorrow. to promise help.
  5. ümit vermek.
  6. göstermek, delâlet etmek, … olacağa benzemek, … olacak gibi görünmek, emarelerini taşımak.
    The sky
    promises a storm : Gökyüzü, fırtına çıkacağını gösteriyor.
    It promises to be a fine day: Güzel bir gün olacağa benziyor.
  7. temin etmek, söz/teminat vermek.
    I won't go there again, I promise you that.
  8. evlenmeye söz vermek.
    breach of promise: evlenme sözünden cayma.
sözünde durmak Verb
söz üyle yükümlülük altına girmek Verb
sözüyle yükümlülük altına girmek Verb
vaadi yerine getirmemek Verb
sözünü tutmamak Verb
vaadini yerine getirmek Verb
sözünü yerine getirmek Verb
sözünü tutmamak Verb
vaadini yerine getirmekte kusur etmek Verb
sözünü tutmamak Verb
sözünde durmamak Verb
sözünde durmamak Verb
sözünü tutmak Verb
vaadi yerine getirmek Verb
sözünde durmak Verb
sözünü tutmak Verb
sözünü tutmak Verb
vaadinden caymak Verb
baştan savma iş yapma
sözünde durmak Verb
mutlak vaat
sözüne bağlı kalmak Verb
soyut borç vaadi
boş vaat
bağlayıcı vaat
evlenme vaadini bozma, sözünden dönme.
caymak Verb
seçim kampanyası vaadi
bir vaadi yerine getirmek Verb
taahhüdünü yerine getirmek Verb
bir vaadi gerçekleştirmek Verb
asıl taahhüt sahibi ile birlikte
fakat ikinci derecede taahhüt altına girme
şartlı vaat
sözleşme vaadi
akit vaadi
bir taahhüdü yerine getirmek Verb
bir vaadi yerine getirmek Verb
iskonto vaadi
sözünde durmamak Verb
seçim kampanyası vaadi
seçim vaadi
açıkça verilen söz
boş vaat
birine boş vaatlerde bulunmak Verb
sözünü yerine getirmek Verb
sözünü yerine getirmek Verb
söz almak Verb
resmen söz vermek Verb
asılsız vaat
birine sözünü tutturmak Verb
ortak vaad
ortak yükümlülük
ortak vaat
sözünü tutmak Verb
birine sözünü tutturmak Verb
vaadini yerine getirmek Verb
sözünü tutmak Verb
Promised Land
yarım yamalak, baştan savma, gelişigüzel, üstünkörü.
give oneself a lick and promise: kendine biraz çeki düzen vermek.
sözünü tutmak Verb
vaat etmek Verb
vaatte bulunmak Verb
söz vermek Verb
ant and verdirmek Verb
evlilik sözü
karşılıklı söz
karşılıklı vaad
karşılıklı vaat
birine sözünü tutturmak Verb
borcunu ikrar etme
borcun ikrarı
pek ümit verici görünmemek Verb
şifahen verilen söz
verilmiş bir sözü yerine getirmek Verb
bir sözün yerine getirilmesi
birine sözünü tutturmak Verb
seçim öncesi vaadi
vaadini yerine getirmek Verb
sözünü tutmak Verb
bir vaadin yerine getirilmesi
bir vaadi yerine getirme
bir vaadi yenilemek Verb
resmi vaat
bir taahhüdü yerine getirmek Verb
bir sözü yerine getirmek Verb
bir vaadi yerine getirmek Verb
kayıtsız şartsız ödeme vaadi
kanuna aykırı yapılan vaat
birini sözünü tutmaya zorlamak Verb
kesin olmayan vaat
boş vaat
ima edilen vaat
teminat garantisi
çok şey vaat eden yazar
siparişin alınmasından itibaren bir hafta içinde teslimi vaat etmek Verb
siparişin alınmasından itibaren bir hafta içinde teslimi vaadetmek Verb
sözleşmek Verb
mucizeler vaat etmek Verb
kredi vaadi
yardım vaadi
evlilik vaadi
ödeme kefaleti
ödül vaadi
andetmek Verb
sır saklama sözü vermek Verb
birine olmayacak şey vaat etmek Verb
bir davete gitmeyi vaat etmek Verb
finanse etmek vaadi
finanse etme vaadi
armağan verme vaadi
ödeme vaadi
satış vaadi Noun, Law
noter huzurunda söz verme
ümit vermek Verb
iyi şeyler va'detmek, umut vermek.
The plan promises well: Plan çok umut verici görünüyor.
This
doesn't promise well: Bu pek umut verici değil.
nişan bozulduğunda açılan tazminat davası Noun
birini bir şey için ümitlendirmek Verb
emin ol, hiç şüphen olmasın, hiç şüphesiz.
The work won't be easy, I promise you!
birinden bir vaat koparmak Verb
resmen söz verme
yazılı kayıtsız şartsız vaat
yazılı kayıtsız şartsız vaadi