1. kesilmiş parça, kırpıntı.
  2. kesen şey.
  3. kesme, kesip çıkarma.
  4. Elektrik-Elektronik otomatik devre açıcısı: akım belirli bir değeri geçince devreyi kendiliğinden açan koruma düzeni.
    cutout
    switch: devre açıcı, dijonktör, şalter
  5. patlamalı motorda susturucusuz çıkış borusu.
  6. eski/modası geçmiş (ucuz fiyata satılan) plak/teyp vb..
  7. doğuştan yetenekli/kabiliyetli.
    Not cutout to be a lawyer: Avukat olmaya yeteneksiz.
(a) (metinden) çıkarmak/silmek, (b) (hayvanı) sürüden ayırmak, (c) (trafikte) sıradan/şeritten ayrılmak,
sollamak, (d)
argo birdenbire ayrılmak/gitmek, (e) terketmek, bırakmak.
My doctor says I must cut out smoking. We cut out the party and went home. (f) kesip çıkarmak, oymak, biçmek.
He cut the advetisement out of the mewspaper. (g)
mec. yapmak, yaratmak, meydana/vücuda getirmek.
The rain and wind have cut out a dip walley. (h) son vermek, bırakmak.
Let's cut out the talking and get back to work. (i) (motor) birdenbire durmak.
Every time I got my car started the engine cut out after a few minutes. (j)
cut out (the) dead wood
k.d. islâhat yapmak, bir şeyin (özellikle kurumun) verimsiz/gereksiz kısımlarını ayıklamak, (k)
have one's work cut out for one
k.d. çok işi olmak, fazlasıyla meşgul olmak, işi başından aşmak.
I have my work cut out for me. (l)
to be cut out for a job: işine yakışmak, işinin ehli olmak, tam bu işin adamı olmak, … için biçilmiş kaftan olmak.
He is cut out for this job: Tam bu işin adamıdır/Bu iş onun için biçilmiş kaftandır.
It was clear very early that he was cut out to be an engineer: Daha küçük yaştan mühendis olacağı belli idi. (m)
cut someone out: bir işte birinin yerini almak.
oymak Fiil