assault

  1. saldırı, saldırış, saldırma.
  2. Military hücum, taarruz.
    to take/carry a town by assault: bir şehri hücumla almak.
    He led an assault
    against the castle: Kaleye yapılan taarruzda en önde idi.
    to commit an assault: taarruz etmek.
  3. Law
    assault of/at arms: silahlı tecavüz.
    criminal assault: caniyane tecavüz.
  4. ırza tecavüz, zorla ırza geçme.
    indecent assault: ırza/namusa tecavüz.
  5. saldırmak, hücum/savlet etmek, taarruz/tecavüz etmek.
mevsuf tecavüz
utanç verici saldırı
utanç verici tecavüz
ağırlaştırıcı sebepler taşıyan saldırı
tehlikeli bir silahla yapılan taarruz
kadın ve çocuklara karşı işlenen edepsizce
tehlikeli veya öldürücü bir silahla yapılan saldırı
nitelikli cinsel saldırı Noun, Law
hücumla ele geçirmek Verb
rakip saldırı
(a) ırza tecavüz, (b) tecavüz.
mazeret nedeniyle saldırı
adam öldürme kastıyla saldırma
ahlâksızca saldırı, namusa tecavüz.
cinsel taciz Noun, Law
bir saldırıya karşı koymak Verb
cinayet suçlamasını ağır tecavüz suçuna indirmek Verb
cinsel saldırı Noun, Law
adi taarruz
teknik saldırı
bir müstahkem mevkie saldırı
sarkıntılık etmek Verb
etkili eylem, müessir fiil.
hücum çıkarma botu: hücum birliklerini nehirden geçiren veya gemiden karaya taşıyan bot.
sahra kablosu Noun
hücum çıkarma aracı: hücum birliklerini ve malzemeyi karaya taşıyan araç.
ikinci derecede fiili tecavüz
birinin itibarına halel getirmek Verb
birine saldırmak Verb
kişinin şerefini lekelemek için saldırıda bulunma
saldırı müfrezesi
adam öldürmek kastıyla tecavüz
cinayet işlemek kastıyla tecavüz
ırza geçmek niyetiyle tecavüz
soygun niyetiyle tecavüz
bedensel eza ve zarar ika etmek niyetiyle tecavüz
bedensel eza ve zarar ika etmek niyetiyle tecavüz
ağır cezayı gerektiren taarruz
ağır cezayı gerektiren mevsuf tecavüz
ağır cezayı gerektiren müessir fiil
sakatlamak ve yaralamak suretiyle yapılan müessir fiil
müessir fiil suçu