person

  1. Noun kişi, kimse, şahıs, zat.
    I know no such person: Böyle bir kimse tanımıyorum.
  2. Noun adam, insan.
  3. Noun beden, vücut, üst (elbise ile birlikte insan).
    He had no money on his person: Üstünde parası yoktu.

    have a commanding person: iriyarı/heybetli olmak.
  4. Noun birey, fert.
  5. Noun şahsiyet.
    be no respecter of persons: hatır gönül dinlememek, kimseye metelik vermemek.
  6. Noun, Grammar şahıs, kişi.
  7. Noun, Law özel/tüzel kişi, yasal görevleri olan kişi/toplum.
    natural person: hakikî şahıs.
    artificial/legal
    person: tüzel kişi, hükmî şahıs.
  8. Noun (üçlem inanışına göre) sıfat: Allahın üç sıfatından biri (baba, oğul, kutsal ruh).
Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesine Ek Protokol Noun, International Law
Herhangi Bir Biçimde Tutulan Veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü Noun, International Law
Ölen Kişilerin Mallarının Uluslararası Yönetimine İlişkin Sözleşme Noun, International Law
Ölen Kişilerin Malvarlıklarının Mirasçılarına İntikaline Uygulanacak Hukuka Dair Sözleşme Noun, International Law
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme Noun, International Law
Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşme Noun, International Law
Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme Noun, International Law
uluslararası hukuk kişiliği Noun, International Law
tüzel kişilik Noun, Law
gerçek kişi Noun, Civil Law
Birleşmiş Milletler Diplomasi Ajanları Dahil Olmak Üzere Uluslararası Korunan Kişilere Karşı İşlenen
Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme
Noun, International Law
muhasebeci (sorumlu tutulan şahıs ; hesap vermekle yükümlü kişi
sorumlu tutulan şahıs
hesap sorumlusu şahıs
bir şirketin hareket tarzını doğrudan etkileyebilecek güçteki kişi
mağdur kişi
TV veya radyo yayınını ya da programını koordine eden haber yayıncısı
duruşmada bulunan şahıs
tutuklu
tutuklanan kişi
(Br) sosyal yardım almak için başvuran yoksul kişi
sigortalı şahıs
şirket yetkilisi Noun, Management
yetkili kişi
yetkili şahıs
ortalama kişi
kefaletle tahliye edilebilecek bir suçtan tutuklu bulunan şahıs
bir barda hizmet eden kadın ya da erkek
tarafgir
âmâ
kabadayı
tenkitçi
öküz
ehliyetli şahıs
yetkili şahıs
(İskoçya) ortak
kendisine sır tevdi edilir şahıs
güvenilir şahıs
güvenilir kişi
kendisine güvenilir şahıs
özellikle Amerika B. Devletleri Kongresi üyesi
köpoğlu
ölmüş
müteveffa
ölü
miras bırakan
ölmüş kimse
bir kimsenin bakmakla mükellef olduğu şahıs
tutuklu kişi
sakat kişi
asayiş ve umumun rahatı için tehlikeli ve zararlı şahıslar
garip, sürgün: harp veya zulüm sebebiyle memleketini terk etmek zorunda kalan kimse. Noun
kederli kişi
maskara
boğulmuş şahıs
boğulmakta olan kişi
her şahıs
henüz doğmamış çocuk
şöhret
şişko (argo)
ahmak kimse
hukuki şahıs
ilk şahıs, mütekellim: dil bilgisinde konuşan şahsı gösteren adıl, fiil, vb.. Noun
sözcüklerin konuşan şahsı belirten şekilleri.
“ I, me, we, us are first person pronouns.” Noun
anlatımda sık sık ilk şahsın kullanılması.
a novel narrated in the first person. Noun
özürlü kimse
aceleci
ermiş
kötü şöhretli adam
şahsen, bizzat.
Give it to him in person: Bizzat kendisine ver.
(US) medeni haklarından mahrum kılınan şahıs
nüfuz sahibi
torpil (argo)
masum görünüşlü kişi
akıl hastası Noun
temyiz kudreti olmayan şahıs
kapalı kutu
önemsiz kişi
sigortalı şahıs
aydın kişi
sorumsuz şahıs
malumat sahibi
laik kimse
laik kişi
meslekten olmayan Noun
alaylı Noun
ters huylu
mızmız
şikâyetçi
bakımcı
kayıp şahıs
gerçek şahıs
hakiki şahıs
istihdam edilmeyen
ihtiyar
meclis dışındaki kimse
adam başına
kişi başı Noun
gerçek şahıs
fukara
hoş şahsiyet
özel şahıs
imtiyazlı kişi
himaye altındaki çocuk
egemen bir devletin temsilcisi
uzman kişi
ters adam
hakiki şahıs
ihbarda bulunan şahıs
yerleşik kişi
tekaüt
evliya gibi
satış elemanı Noun, Commerce
ikinci şahıs.
In English you is a second person pronoun.
serbest meslek sahibi
serbest çalışan kişi
(US) dikkafalı adam
hasta adam
hasta
basit kişi
sıradan kişi
bekar kişi
bekâr kişi
bekâr
uyruksuz
vatandaşlığını yitiren kişi
tabiyetsiz
üstün kişi
kuşku uyandıran şahıs
kabiliyet sahibi
sabit bir ikametgâhı olmayan şahıs
dümenci
tanınmayan şahıs
yetkili olmayan kişi
yetkisiz şahıs
yetkisiz kişi
istenmeyen kişi
işe alınamayacak şahıs
işsiz şahıs
sivri başlı
serkeş
inatçı
aranan şahıs
aranan şahıs (suçlu
(US) aynı ırktan kimse
(Br) genç
delikanlı
mahkeme huzuruna çıkan şahıs
veznedar
suçlu kişi
itham edilen kişi
töhmet altındaki kişi
ilgili kişi
hüküm giyen şahıs
mahkûm olan şahıs
borçlunun muayyen eşyaları üzerinde kanun veya sözleşme gereğince alacaklının kullandığı rehin veya hapis hakkı
çalıştırılan şahıs
istihdam edilen şahıs
hak sahibi şahıs
mağdur şahıs
sigortalı şahıs
ilgili şahıs
devletlerarası hukuk şahsiyeti
öldürülen şahıs
kendisine ihbarda bulunulan şahıs
bir kişi tarafından bir yıl içinde yapılan işe eşit iş birimi
ruhban sınıfına mensup olmayan Noun, Religion-Faith