course

  1. Noun, Education-Training kurs
  2. Noun, Aviation rota
  3. Noun gidiş, ilerleme, (zaman/mekân içinde) sürekli hareket, esna, sıra, süre.
    in full course: bütün
    hıziyle.
    During the course od flight we shall be serving meals and drinks: Uçuş esnasında yiyecek ve içecek ikram edeceğiz.
  4. Noun yön, cihet, doğrultu, istikamet.
    Our course is directly West: Tam batı doğrultusunda gidiyoruz.
  5. Noun mecra, yatak.
    the course of a river.
  6. Noun, Sports pist, koşu/yarış yolu.
  7. Noun akış, geçiş, seyir, cereyan, devam müddeti.
    in the course of a year: bir yıl içinde.
    The enemy
    should be defeated in the course of this year: Düşmanı bu yıl içinde yenmeliyiz.
  8. Noun sıra, teakup, birbirini izleme sırası.
  9. Noun hareket tarzı, yol, tavır, tutum, davranış.
    Your best course of action is to forget about the unfortunate
    matter: Senin için en iyi hareket tarzı bu müessif olayı unutmaktır.
    evil courses: ahlâksız/kötü davranışlar.
    take one's own course: bildiği gibi hareket etmek.
  10. Noun çare, yol, yöntem.
    There was no course to me but to run away: Benim için kaçmaktan başka çare
    yoktu.
    course of treatment
    tıp tedavi yöntemi.
    Try another course of action: Başka bir yönteme başvur.
  11. Noun seri, dizi.
    a course of lectures.
  12. Noun ders, kurs.
    a French course: Fransızca dersi.
    an evening course: gece kursu.
    crash course:
    yoğun (kısa süreye sıkıştırılmış) kurs.
  13. Noun öğrenim.
    a 4-year history course.
  14. Noun (yemek) kap, tabak, servis.
    We had a three-course dinner: the first course was soup, the second meat
    and potatoes, and the third baked apples and cream.
  15. Noun rota, geminin/uçağın izlediği yol.
    hold on one's course: tuttuğu yoldan/rotadan ayrılmamak.
    set
    the course: yön vermek, rotayı tayin etmek.
  16. Noun, Maritime Traffic alt yelken.
  17. Noun (inşaatta) tuğla/taş dizisi.
    a course of bricks: bir sıra/dizi tuğla.
  18. Noun (örgü) sıra, bir sıra örgü.
  19. Noun
    courses: (kadınlarda) aybaşı, âdet, hayız.
  20. Noun (turnuvada) şövalyelerin hücumu.
  21. Noun (avda) köpeklerin (koku ile değil) görerek kovalaması.
  22. Noun
    golf course ile ayni anlama gelir. golf alanı/sahası.
  23. Noun yarış.
  24. Verb akmak, akıp gitmek, dolaşmak.
    Tears coursed down his cheeks. Blood courses through the veins.
  25. Verb kovalamak, takip etmek.
  26. Verb (tazı ile) avlamak, (koku ile değil, görerek) av peşinden koşmak.
  27. Verb (av köpeğini) av peşine salıvermek/koşturmak.
  28. Verb (duvarcılıkta) tuğla/taş örmek.
  29. Verb (bir yol) izlemek, (belirli bir yola) yöneltmek, sevketmek.
  30. Verb hızla koşmak.
işinin normal gidişi gereği davranmak Verb
rotasını değiştirmek Verb
gidişatını değiştirmek Verb
yönünü değiştirmek Verb
gideceği yolu saptamak Verb
eski gidişatına devam etmek Verb
yoluna devam etmek Verb
rotasını izlemek Verb
çalışıldığı süre içinde
yolundan ayrılmamak Verb
olimpik yüzme havuzu Noun, Sports
normal yoluna gitmek Verb
ev yolunu tutmak Verb
yarı olimpik yüzme havuzu Noun, Sports
kendi bildiği yolda gitmek Verb
yeni bir seyir takip etmek Verb
uçak rotası Noun
yolunu değiştirmek Verb
rotayı değiştirmek Verb
mahkemeden izin almadan taraflardan birinin dava dilekçesinde isteyerek yaptığı değişiklik
kursa gitmek Verb
temel kurs
temel bilgiler
doğru yoldan ayrılmak Verb
rotasından çıkmış olmak Verb
bağlama sırası
alt tabaka
işin seyri
kanun yoluyla
bir yol çizmek Verb
Roma Hukuku
yüksekokul kursu
çarpışma/ihtilâf yolu: değiştirilmediği takdirde çarpışması/ihtilâfa düşülmesi muhakkak olan seyir yolu
veya karşıt fikirler.
be on a collision course: (uçak/gemi) çarpışmaya doğru gitmek, kesin ihtilâfa yol açmak.
ticari yazışma kursu
olgunlaşma kursu
mektupla ders.
yoğun kurs
yoğun kurs
hızlandırılmış
hızlandırılmış kurs
hızlandırılmış dil kursu
konjonktürün seyri
tecrit tabakası: nemin tuğladan geçmesini önleyecek malzeme. Noun
tecrit tabakası: nemin tuğladan geçmesini önleyecek malzeme. Noun
işgünü kursu
bir kursa vermek Verb
yolundan sapma
sürücü kursu
konjonktürün seyri
seçmeli ders Noun, Education-Training
İngilizce kursu Noun
bir kursa yazılmak Verb
kursa yazılmak Verb
oryantasyon kursu
ileri kurs
seyir çizgisi tespit etme
bir şeyi takip etmek Verb
politik davranmak Verb
zikzak yapmak Verb
bir yıllık kurs
rotadan çıkmak Verb
kurs izlemek Verb
course ile ayni anlama gelir. golf alanı/sahası.
golf alanı/sahası.
üniversite mezunu için kurs
(uçak/gemi) büyük çember boyunca uçuş/sefer, yeryüzünde (havadan/denizden) bir noktadan ötekine en kısa yoldan gidiş.
şipşak kurs, az gayret gerektiren kolej/üniversite dersi. Noun
lise dersleri Noun
bir rotada gitmek Verb
(üniversitede) üstün ders, uzmanlık dersi: üstün başarılı öğrencilere mahsus ve bitirenlere şeref derecesi veren üniversite kursu. Noun
ilerleme kursu
şirket içinde verilen kurs
(büyük daire seyrinde) başlangıç rotası Noun
başlangıç kursu
orta yoldan gitmek Verb
mıknatıssal rota: mahallî manyetik meridyene göre belirlenen rota.
asıl yemek (ordövr veya tatlı değil). entrée. Noun
ana yelken. Noun, Maritime Traffic
bir güzergâh tespit etmek Verb
orta yol
tıp eğitimi
tıbbi eğitim
orta yol
yeni bir yol
ücretsiz kurs
engelli talim yeri, manialı talimgâh: hendek, duvar, çit vb. gibi aşılması gereken çeşitli engellerle dolu askerî talim alanı.
elbette, kuşkusuz, şüphesiz, muhakkak. Adverb
doğal/tabiî olarak, tabiatiyle, beklendiği gibi. Adverb
direkt yol
normal vadesinde ödeme
başlangıç kursu
doktora dersi
hazırlık kursu
gerçekçi bir yol izlemek Verb
gerçekçi bir tutumu olmak Verb
koşu yeri
eski bilgileri anımsayıp yenilikleri öğrenmek için yapılan çalışma
(US) bilgileri tazeleme kursu
bilgileri tazeleme kursu
normal seyrini izlemek Verb
birbiri ardınca teorik ve uygulamalı ders.
okul kursu
sekreterlik kursu
(Br) büyükler için yıllık kurs
uzmanlık kursu
söz söyleme sanatı kursu
kordon
pervaz
orta yoldan gitmek Verb
orta yoldan gitmek Verb
ortasını bulmak Verb
doğru yol tutturmak Verb
teknik kurs
televizyon kursu
son kurs
üç kap yemek
dolambaçlı yol
stajyer kursu
eğitim kursu (Kaynak: CEDEFOP) Noun, Education-Training
başka bir yol denemek Verb
daktilo dersi
üniversite dersi
(US) ileri kurs
kolay zafer kazanmak Verb
nehir yatağı
suyolu
su yatağı Noun, Geography
akarsu yatağı Noun, Geography
(politika) dolambaçlı yol
kurs :: almak Verb
hareket tarzı
muamele
davranış
prosedür
hastabakıcılık kursu
ders notu Noun, Education-Training
ders gereçleri Noun
yol haritası Noun
işlerin seyri
hastalığın seyri
normal çalışma düzeni
olayların gelişimi
mahkeme usulü
kanun yolu
hayatın gidişi
yolculuğun güzergâhı
ticaretin gidişi
ders programı Noun, Education-Training
ders programı Noun, Education-Training
... konusunda taktik değiştirmek Verb
... konusunda tavır değiştirmek Verb
... konusunda ağız değiştirmek Verb
... konusunda fikir değiştirmek Verb
işlerin normal seyri Noun, Law
hayatın doğal akışı Noun, Law
halka hitap etme kursu
olayların seyri
üç kap yemek