injury

  1. Noun zarar, ziyan, hasar, mazarratlık.
  2. Noun üzgü, eza, incinme.
    injury to one's pride: gururun incinmesi.
  3. Noun haksızlık.
    You did me an injury when you said I lied.
  4. Noun yara(lanma).
    He received a serious injury in the accident: Kazada ciddî bir şekilde yaralandı.
  5. Noun, Law mağduriyet, haksızlığa uğrama, hakların ihlâli.
  6. Noun iftira, karalama.
  7. Noun şöhretin ihlâli, manevî zarar.
    The accident will certainly be an injury to the reputation of the airline:
    Kaza muhakkak ki havayollarının şöhretine halel getirecek.
birinin itibarına verilen zarar
üyelik hakları ihlali
kazada alınan yara
gücendirmek yetmiyormuş gibi bir de hakaret etmek (Hem dövmek/incitmek, hem de hakaret etmek).
bedensel eza ve zarar ika etmek niyetiyle tecavüz
otomobil kazasında yaralanma
düşman ateşinden alınan yara
bedenen yaralı
bedensel zarar
yaralanma nedeni
ferde yapılan zarar
bireye yapılan zarar
ferdi hakların ihlâli
dava edilebilecek hasar
dava zarar ziyan
dava edilebilecek zarar ziyan
tazmin edilebilecek zarar ziyan
(US) iş esnasında veya iş sebebi ile yer alan yaralanma (yaralanan işçinin lehine tazminat hakkı doğurur
telafi edilebilecek zarar ziyan
süren hasar
hasar tarihi
kaza tarihi
sakat bırakan yara
hasara uğramak Verb
yaralamak Verb
bir kanun ihlalinin sonuçları Noun
ağır yara
ölümle sonuçlanan yara
don hasarı
ağır yaralanma Noun, Criminal Law
büyük haksızlık
kafa yaralanması
yaralamak Verb
ışınların doğurduğu yara
telafisi olanaksız ziyan
onarılmaz iş kazası hasarı
telafisi imkansız zarar Noun, Law
telafi edilemeyecek zarar Noun, Law
dışardan belli olmayan yara
başkasına zarar veren kanunsuz hareket
iş kazasına bağlı işgücü kaybı
bir şey için özür dilemek Verb
kastı yaralama
maddi zarar
psişik hasar
hafif yara
taksirli yara alma
meslek kazası
iş kazası sonucu meydana gelen yara
ömür boyu sakatlık
bedeni zarar
yaralanma
şahsi zarar
beden yarası
maddi zarar
bedensel yaralama
bedeni hasar
direkt hasar
doğrudan hasar
radyasyon yarası
maddi hasar
maddi zarar
bedeni yaralanma
taksirle yaralama Noun, Criminal Law
uğranılan bir zararı tazmin ettirmek Verb
tazmin edilebilir hasar
haksız fiilin acısını çıkarmak Verb
sıyırmak Verb
ağır yara
ciddi zarar Noun
ciddi yaralanma
hafif yara
ferdi hakların ihlali için dava açmak Verb
yaralanmak Verb
incinmek Verb
yara almak Verb
tahkir
hakaret
savaş zararı
whiplash ile ayni anlama gelir. ense sarsılması: otomobil çarpışmasında olduğu gibi başın ileri-geri
hızla sarsılmasından ileri gelen boyun ârızası.
mutazarrır
zarar vermek kastıyla
yaralanmakla sonuçlanan kazalar Noun
iş sırasında alınan yara
(Br) kaza yardımı
kazanın neden olduğu yara
donun yaptığı hasar
zararlı çıkmak Verb
onarılması olanaksız hasar
onarılması olanaksız hasar
malların uğradığı hasar
görev sırasında alınan yara
uzatma süresi Noun, Sports
bir binaya yapılan zarar ziyan
sağlığa zararlı
şahsın uğradığı zarar
malın uğradığı zarar ziyan
malın uğradığı
birinin itibarına verilen zarar
araba lastiğinin yara alması
ferdi kaza sigortası Noun
bedeni hasarlara karşı sigorta
bedeni hasara karşı sigorta
birinin duygularını rencide etmek Verb
(Br) iş kazası tazminatı
iş kazası tazminatı
iş başında kazadan dolayı emekliliğe ayrılma
bedeni zarara karşı sigorta poliçesi
dava edilebilir dolaylı hak ihlali
bir hasarı faiziyle ödemek Verb
üçüncü şahıslara karşı bedeni zarar verme mali mesuliyeti
üstüne üstlük, … Adverb
birine rağmen
birinin rağmına