boost

  1. desteklemek, itmek, (arkasından/altından iterek) kaldırmak/yükseltmek.
  2. lehinde konuşmak, övmek, methetmek, lehinde konuşarak ilerletmek/yükseltmek.
    He always boosts his
    home town: Daima doğduğu şehri över.
  3. artırmak, yükseltmek.
    to boost prices: fiyatları yükseltmek.
  4. (yardım için) itme, destekleme, kaldırma.
    to give someone a boost (up): bir kimseyi yukarıya doğru itmek.
  5. art(ır)ma, yüksel(t)me, artış, yükseliş.
    There has been a tremendous boost in food prices: Gıda
    fiyatlarında müthiş bir artış oldu.
  6. övme, methetme, lehinde konuşma, sitayişle bahsetme, maneviyatını yükseltme.
    to give a product a boost:
    bir ürünün reklamını yapmak.
    to give a boost to someone's morale: birinin maneviyatını kuvvetlendirmek/yükseltmek.
rekabet tahriki
maliyetin birden yükselmesi
maliyetin aniden yükselmesi
hızla artan vergi geliri
bir ürünün reklamıni yapmak Verb
maaş zammı
prim yükseltme
fiyat yükselmesi
verimlilik artışı
maaş artışı
(US) maaş artışı
(US) ücret artışı
akümülatör doldurmak Verb
kısa sürede güçlü şarj etmek Verb
adaya destek olmak Verb
atıl piyasayı canlandırmak Verb
iş hayatına canlılık getirmek Verb
güveni desteklemek Verb
kazancı artırmak Verb
maaşta artış
vergi artışı
askeri harcamayı artırmak Verb
fiyatları artırmak Verb
fiyatları yükseltmek Verb
satışları artırmak Verb
birinin bir mevkie gelmesine yardım etmek Verb
çalışma moralini yükseltmek Verb
moralini yükseltmek Verb
talebi destekleme
ihracatı destekleme
(US) maaş artışı istemek Verb
birine moral vermek Verb
maaş artışı istemek Verb