measure

  1. Music ölçü
  2. Noun ölçme, ölçüm, mesaha.
  3. Noun ölçü.
    angular measure: açı ölçüsü.
    full measure: tam ölçü.
    liquid measure: sıvı
    (oylum) ölçüsü.
    short measure: eksik ölçü.
  4. Noun ölçü aleti.
    tape measure: şerit metre, mezür, mezura, ölçü şeridi.
  5. Noun ölçü birimi.
    An hour is a measure of time.
  6. Noun (bir) miktar (ölçüsü belli).
    to drink a measure of wine.
  7. Noun ölçü sistemi.
  8. Noun ölçek, mikyas, ölçek (ölçü kabı).
    a full measure of wheat.
  9. Noun derece, mertebe.
    He has not become rich in business, but he has had a certain measure of success/some measure of success.
  10. Noun (makul) had/miktar, itidal, ılımlılık.
    Talkative beyond all measure.
  11. Noun sınır, hudut, limit.
    to know no measure: sınır tanımamak, aşırı gitmek, ifrata kaçmak.
  12. Noun yasa, tüzük, nizam, kanun, karar.
    a senate measure: Senato kararı.
  13. Noun
    measures: önlem, tedbir.
    hard/strong measures: zorlayıcı önlemler, sert/zecrî tedbirler.

    to take measures to avert suspicion: şüphe uyandırmayacak önlemler almak.
    take measures to relieve suffering: ağrı dindirici tedbirler almak.
  14. Noun vezin, ölçü.
  15. Noun, Music ölçü, mezür.
  16. Noun ağır dans.
    tread a measure
    esk. dansetmek.
  17. Noun, Geology damar, tabaka, katman.
  18. Verb ölçmek, mesaha etmek.
    to measure a distance/weight/time/volume. to measure current/voltage/frequency/force/power.
  19. Verb
    measure off/out: ölçerek ayırmak/kesmek/işaretlemek, belirli miktarda ölçmek.
    He measured off
    5 meters of material. She measured out flour, butter and sugar, and started to mix a cake.
  20. Verb değerlendirmek, değer biçmek. tahmin/takdir etmek, kıyaslamak, kıyas/mukayese etmek.
    to measure the
    importance of an issue. to measure Goethe against Hugo.
  21. Verb ölçüsü … olmak.
  22. Verb ayarlamak, oranlamak.
  23. Verb geçmek.
  24. Verb ölçü(sünü) almak.
  25. Verb ölçüsünde olmak, boyutları (uzunluğu, boyu, hacmi vb.) … olmak, belirli bir ölçüde olmak.
birine bütün duygularını ifade etmek Verb
birine değer biçmek, birinin karakter ve yeteneklerini değerlendirmek/sınamak.
I've got his measure: Onu sınadım.
(yere) uzanmak/düşmek, boylu boyuna yatmak/uzanmak, yere yıkılmak.
boylu boyuna düşmek.
boylu boyunca yere serilmek
becerisini rakibininkiyle ölçmek Verb
giderini gelirine göre ayarlamak Verb
birisiyle boy ölçüşmek/mücadele etmek.
biriyle gücünü sınamak Verb
(birisi ile) zekâ yarışmasına girişmek, fikir mücadelesi yapmak.
başkalarını kendince değerlendirmek, kendine göre değer biçmek.
(US) bir mevkiye önemli niteliklerle gelmek Verb
ısmarlama yapmak Verb
tedbirli davranış
her türlü tedbirden kaçınmak Verb
idari tasarruf
önlem almak Verb
açı ölçüsü
sıvı ilâç ölçü sistemi.
ABD de: 60
minims = 1
dram; 8
drams = 1
ounce;
16
ounces = 1
pint; 8
pints = 1
gallon (231
cubic inches).
İngilterede: 20
minims = 1
scruple; 3
scruples = 1
dram; 8
drams = 1
ounce; 20
ounces = 1
pint; 8
pints = 1
imperial gallon (277.42
cubic inches).
geçici önlem olarak
bir ara tedbir olarak
eski bir sıvı ölçme kabı.
son derece, hadden aşırı, ölçüsüz.
to be angry beyond measure: son derece öfkelenmek,
argo tepesi atmak.
kereste ölçü sistemi (birim olarak 30.5x30.5x2.54 cm3'lük hacim alınır). Noun
ölçüsüne göre satın almak Verb
ısmarlama satın almak Verb
ne şekilde olursa olsun
her halükârda
alınan bir önlemi kaldırmak Verb
yaysal ölçü: dönge yaylarını ölçme dizgesi. 1 dönge = 360°, 1 derece = 60 dakika. 1 dakika = 60 saniye. Noun
sütun genişliği ölçüsü
common time. Noun

hymnal stanza ile ayni anlama gelir. ilâhilerde kullanılan, 2'nci ve 4'üncü mısraları kendi aralarında
kafiyeli kıta:
abcb gibi. (Bazen 1 ve 3'üncü mısralar da birbiriyle kafiyelidir:
abab gibi).
Noun
telafi edici tedbir
zecri tedbirler
düzeltici önlem
karşı önlem
karşı tedbir
misliyle hareket
(a) hacim ölçüsü (uzunluk biriminin küpü cinsinden), (b) hacim ölçüleri dizgesi: mm3, cm3, m3.
her şeyi kararında bırakmak Verb
kuru şeylere özgü hacim ölçüsü. Noun
fazla olarak, fazladan, ek olarak, ilâveten, ihtiyaten.
yarı önlem
yarı tedbir
yetersiz önlem
(baskı) iki aralıklı
sert tedbirler
ısmarlama elbise yaptırmak Verb
ısmarlama giysi yaptırmak Verb
geniş ölçüde.
büyük çapta
bir dereceye kadar, kısmen.
bir dereceye kadar, kısmen.
cezri tedbir
yetersiz önlem
tedbir kararı Noun, Law
geçici tedbir kararı Noun, Competition Law
ölçüsüz davranmak Verb
haddini hesabını bilmemek Verb
satır ölçüsü
sıvı ölçüsü/ölçeği (litre, galon, vb.). Noun
uzunluk ölçüsü. Noun
ısmarlama (yapılmış) (elbise).
ısmarlama giysi
(giysi) ısmarlama yapmak Verb
bir önleme karşı kesin muhalefet göstermek Verb
hüküm vermek Verb
polise başvurma
tedbir Noun
önlem Noun
önleyici tedbir
koruma önlemi
cezalandırıcı tedbir
yardım önlemi
kanunun gerektirdiği ölçü
kısıtlayıcı tedbir
ölçü dahilinde davranmayı bilmek Verb
misilleme tedbiri
korunma önlemi Noun, Economics
güvenlik önlemi
önlemin kapsamı
metre ile satmak Verb
ölçü ile satmak Verb
mikyas koymak Verb
eksik ölçü
katı cisimlere özgü ölçü birimi
hacim ölçüsü
yüzey ölçü birimleri sistemi.
standart ölçü
ölçü standardı
kanuni tedbir
zecri tedbir
silme ölçü (hububat).
haritacı ölçüsü: herbiri 7.92 inçlik 100 parçadan oluşan 66 kadem (20.12 m.)lik mesaha zinciri.
tape ile ayni anlama gelir. şerit metre. perforated tape: delikli bant. red tape:
(a) kırmızı kurdele, (b) kırtasiyecilik, lüzumsuz formalitecilik.
şerit metre.
geçici önlem
boyuna göre
geçici önlem
üç vurgulu tempo.
ölçü birimi Noun, Units of Measurement
zamanında alınmış önlem
şarap ölçü sistemi, 1 galonu 231 inç küp olan eski İngiliz sıvı ölçeği.
bir önlemi iptal etmek Verb
bir arsayı ölçmek Verb
(üstüne) ölçmek, ölçerek karşılaştırmak, (elbise) prova yapmak.
I measured the coat against her and it was too long.
adımlamak Verb
arşınlamak Verb
ısı değişikliklerini ölçmek Verb
kulaçlamak Verb
vergi düşüldükten sonra net geliri bulmak Verb
yardım önlemleri Noun
istiap ölçüsü
hacim ölçüsü
bakım derecesi
zecri tedbir
s uzlaşma yolları Noun
s kontrol tedbirleri Noun
zarar ziyanın büyüklüğü
s ekonomik önlemler
dereceli bardak
uzunluk ölçüsü
emniyet tedbirleri Noun
misilleme önlemi
değerlendirme ölçütü
ölçüt
birşeyi ölçmek Verb
birşeyi ölçüp işaretlemek Verb
birşeyi ölçüp almak Verb
birşeyi ölçüp ayırmak Verb
birşeyi ölçerek almak Verb
biri hakkında hükmünü vermek Verb
birşeyi birşeye göre değerlendirmek Verb
birşeyi birşeyle karşılaştırarak değerlendirmek Verb
birşeyi birşeye dayanarak değerlendirmek Verb
(a) (hasmı ile) boy ölçüşmek, (b) kılıçla/kılıç kılıca vuruşmak/dövüşmek, (c) mücadele etmek, savaşmak.
biriyle boy ölçüşmek Verb
bir odanın uzunluğunu ölçmek Verb
bir otomobilin hızını ölçmek Verb
bir geminin tonajını ölçmek Verb
bir geminin tonajını ölçmek Verb
ölçmek Verb
beklentileri karşılamak Verb
beklentilere uygun olmak Verb
ölçü almak Verb
kriterlere uygun olmak Verb
kriterleri yerine getirmek Verb
yeterli olmak Verb
uygun olmak Verb
ölçmek Verb
ölçüm yapmak Verb
(a) belirli bir aşamaya/mertebeye/standarda) erişmek/ulaşmak, kâbına erişmek.
The exhibition didn't
measure up to last year's. (b) yetenekli/ehliyetli/kabiliyetli olmak, (bir işe) elverişli olmak/yaramak.
ölçüsüz
birine değer biçmek, birinin karakter ve yeteneklerini değerlendirmek/sınamak.
I've got his measure: Onu sınadım.
bir tedbiri kanun hükmünde yapmak Verb
belli bir çapta ekonomik bağımsızlık elde etmek Verb
bir tedbir kararını kuruldan geçirmek Verb
bir önlemi kurula kabul ettirmek Verb
kanuni tedbir almak Verb
bir odanın ölçüsünü almak Verb
bu tedbir işsizliği daha bir açığa çıkardı