buy

  1. satınalmak, almak, mubayaa etmek.
    to buy grocery/gas/plane ticket: erzak/benzin/uçak bileti almak.

    to buy and sell goods: mal alıp satmak.
    Money cannot buy it: Paha biçilmez, çok değerli.
  2. (karşılığında bir şey vererek) elde etmek, temin etmek, sağlamak
    . to buy favor with flattery:
    yüzüne gülerek çıkar sağlamak.
    to buy peace with freedom: hürriyet karşılığında barış elde etmek.
  3. işe/hizmete almak, (maaş/ücret karşılığında) istihdam etmek/çalıştırmak.
    The Yankees bought a new center fielder.
  4. rüşvet vermek, rüşvet karşılığında elde etmek/çıkar sağlamak.
    The lawyer was accused of trying to buy the jury.
  5. Theology günah çıkarmak, günahını affettirmek, kefaretini ödemek.
  6. (iskambilde) kart çekmek/almak.
    He bought an ace.
  7. (a) inanmak, kabul etmek, ikna/tatmin olunmak.
    No one will buy that nonsense. (b) aldatılmak,
    yutmak, kandırılmak, inandırılmak.
    He bought the whole story.
  8. satın alma, mübayaa.
  9. alışveriş, satın alınan mal.
    The coat was a sensible buy.
  10. kelepir, kârlı alışveriş.
    The car was a real buy.
kendine ev almak Verb
kendi hisselerini satın almak Verb
üstün teklif yapmak Verb
kelepir
çağırmak Verb
satın almaya davet etmek Verb
bir tüketici örgütünce dikkatle denendikten sonra paranın karşılığını en iyi sağlayan ve rakip mallar
arasında en iyisi olarak önerilen bir ürün
satın alma arzusu
satın almaya niyetsiz olma
satın alma niyeti
satın almaya istekli
satın alma isteği
kapış kapış gitmek Verb
ucuza almak Verb
düşünerek karar verip değil
dürtüsel olarak yapılan satın alma
satın alma eğilimi
satın almaya niyetli
satın almaya teşvik
satın alma zorunluğu
mevsim sonu alımı
satın alma teklifi
müşteriye tanınan kredi limiti
satın alma fırsatı
satın almak için sıkıştırma
satın almaya zorlamak Verb
satın alma dürtüsü
tereffüden (artırmadan) satın almak Verb
satın alma opsiyonu almak Verb
satın alma opsiyonu olmak Verb
maktu fiyatla satın almak Verb
yeni bir radyo satın almak Verb
dolandırılmak Verb
abonman kartı almak Verb
abonman kartı almak Verb
bilet satın almak Verb
bilet almak Verb
bir tanığı satın almak Verb
tanığı satın almak Verb
görüp inceledikten sonra almak Verb
teslimi ileride yapılacak malı satın almak Verb
alıp satmak Verb
parti olarak satın almak Verb
götürü almak Verb
satın almak Verb
indirimli satın almak Verb
zararına satın almak Verb
disacyo ile satın almak Verb
başabaştan yukarı satın almak Verb
başa baştan yukarı fiyata almak Verb
başabaştan yukarı fiyata almak Verb
ucuza satın almak Verb
(US) gazeteciden satın almak Verb
toptancı fiyatına almak Verb
toptancı fiyatına almak Verb
geri satın almak Verb
yeniden satın alma indirimi (ilk satın almadaki mal miktarı göz önüne alınarak alıcıya uygulanan iskonto
rüçhanlı satın almak Verb
geri satın alma klozu
dökme veya ambalajlı mal satın almak Verb
tartı ile satın almak Verb
(Br) açık artırmada satın almak Verb
yüz adedini satın almak Verb
kapışmak Verb
ama kazançları artmakta olan bir şirkete yatırım yapmak Verb
getirisi az
anında ya da kararlaştırılmış bir tarihte teslim için sabit bir fiyat üzerinden sipariş vermek Verb
toptancısından satın almak Verb
hazır pişmiş yemek satın almak Verb
çok ucuza satın almak Verb
borsada spekülasyon amacıyla hisse fiyatlarını yükseltmek Verb
hisse fiyatlarının yükselmesini bekleyerek hisse satın almak Verb
alivre almak Verb
peşin almak Verb
peşin satın almak Verb
peşin parayla satın almak Verb
(Br) vadeli satmak Verb
vadeli satın almak Verb
vadeli satın almak Verb
satın alma fonları Noun
devlet tahvilleri satın almak Verb
taksitle ev eşyası satın almak Verb
açık artırmalı satışta mal almak Verb
indirimli satışlarda mal almak Verb
toptan mal almak Verb
halen mevcut tedarikçi firmalara yeniden sipariş verme
üç tür endüstriyel satın alma
tedarikçi firmalardan daha iyi kaliteli mal isteme
daha önce satın alınmamış bir malı satın alma
(a) toptan almak, stok yapmak, depo/istif etmek, (b) artırmada kendi malını satınalmak, malını geri almak,
(c)
buy into olarak da söylenir.
argo (bir şirketin) hisselerini satınalmak.
They tried to buy into the gas company.
toptan satın almak Verb
tek parti halinde satın almak Verb
toptan satın almak Verb
toptan satın almak Verb
toptan satın almak Verb
sigorta yaptırmak Verb
...'i sigorta ettirmek Verb
her türlü yatırımdan gelir temin etmek Verb
devlet tahvilleri de dahil
bir işletmenin sermayesinden hisse satın almak Verb
vurulmak, öl(dürül)mek, (savaşta) vurularak ölmek.
He bought it at Gelibolu.
I'll buy it:
Cevabını bilmiyorum, sen (siz) söyle(yiniz).
kendi hisselerini satın almak Verb
fiyatların ilerde artacağını bekleyerek değerli kâğıt satın alıp elinde tutmak Verb
(US) fiyatların ileride artacağını umarak tahvil veya emtia satın almak ve elinde tutmak Verb
ucuza satın almak Verb
bir hisse senedini cari piyasa fiyatının altında satın alma talimatı
para vererek kurtulmak/sıyrılmak, (birisini) satın almak, rüşvetle kendi tarafına çevirmek.
doğrudan üreticiden almak Verb
fiyatlar inmişken (hisse) satın almak Verb
borsada fiyatlar düştüğünde hisse satın almak Verb
maktu fiyata satın almak Verb
peşin satın almak Verb
hesaba mahsuben satın alma
muhayyer olarak satın almak Verb
sözleşme ile satın almak Verb
veresiye satın almak Verb
veresiye almak Verb
(Br) taksitle satın almak Verb
içten gelen ani bir duyguyla satın almak Verb
hisse senetlerinin fiyatı düşeceği kanısıyla o şirketin hisse senetlerinden satın alma stratejisi
(US) veresiye satın almak Verb
veresiye almak Verb
vadeli satın almak Verb
veresiye satın almak Verb
muhayyer satın almak Verb
krediyle satın almak Verb
sermayesini bir endüstriye yatırmak Verb
görevden kurtulmak Verb
ödeme yaparak belli bir işten
parça satın almak Verb
sadece parçalar halinde satın almak Verb
parça parça satın almak Verb
alım emri Noun, Banking
(a) bütün hisse senetlerini vb. satın almak, toptan satın almak.
He bought out an established pharmacist
and is doing very well. (b) para vererek (ordudan) ayrılmak, serbest kalmak.
to buy someone out (of the army).
bir sözleşmeyi satın almak Verb, Law
ortak bulmak Verb
bir ortağın hissesini ödemek ya da satın almak Verb
ortağın hissesini ödemek ya da satın almak Verb
icrayı önlemek Verb
para vererek kurtulmak/sıyrılmak, (birisini) satın almak, rüşvetle kendi tarafına çevirmek.
malı görmeden satın almak Verb
hazır pişmiş yemek satın almak Verb
hazır satın almak Verb
satın alma tavsiyesi
perakende almak Verb
ikinci elden satın almak Verb
aralarından bazılarının diğerlerinin paylarını satın almaya mutabık kaldığı ortaklar veya hissedarlararası anlaşma Noun, Law
alım sinyali Noun, Banking
arazi satın almak Verb
bir şeyi ucuza almak Verb
bir şeyi pahalıya almak Verb
bir şeyi örneğini görerek almak Verb
bir şeyi muhayyer satın almak Verb
bir şeyi olabildiğince ucuza mal etmek Verb
bir şeyi muhayyer olarak (denemek üzere) satın almak Verb
bir şeyi kullanılmış olarak almak Verb
defteri satın al
bir borsa simsarına bir menkul kıymetle ilgili tüm hisse senetlerini tüm öteki simsarlardan satışa sunulan
cari fiyatlarla satın alması talimatı
peştamallık vermek Verb
görüş almak Verb
alivre almak Verb
vakit kazanmak Verb
zaman kazanmak Verb
ölçüsüne göre satın almak Verb
ısmarlama satın almak Verb
kâr etmeden ya da cüzi kârla büyük çapta satış yapabilmek
bakıp incelemeden almak Verb
piyasa mevcudunun hepsini satın almak, bütün malları toplamak.
tahvilleri piyasadan kaldırmak Verb
oy satın almak Verb
toptan satın almak Verb
ipotekli satın almak Verb
tanık satın almak Verb
geri satın almak Verb
insanların satılacak eşya getirdikleri ve başkalarının oraya getirdiği eşyaları satın aldıkları hayırseverlik satışı
şirketin sermaye hisselerinin şirket çalışanları tarafından satın alınması
şirketin sermaye hisselerinin şirket çalışanları tarafından satın alınması
bir işletmenin borçlanılarak satın alınması
piyasa analistlerince hiç düşünmeden satın alınması tavsiye edilen hisse senetleri Noun
İnanmadı.
(doktor , avukat) bir meslektaşın işini müşterileri ile
vadeli satın alma
taksitle satın almak Verb
(US) ihtiyat akçesi ile satın alma
boyuna göre
fenugreek Noun, Plant Species
...'e iştirak etmek Noun, Banking

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Koku