chest

  1. Noun göğüs (kafesi), gövdenin boyundan karına kadar olan kısmı.
  2. Noun sandık, kutu.
    a jewelry chest: mücevherat kutusu.
    medicine chest: ilâç kutusu.
    tool
    chest: takım kutusu/sandığı.
  3. Noun kasa, hazine: bir amme kurumunun veya hayır cemiyetinin paralarının saklandığı yer.
    community chest:
    hayır işleri için umumî sandık.
  4. Noun kasadaki para mevcudu.
  5. Noun ambalaj kutusu.
  6. Noun sandık /kutu dolusu.
    a chest of spices.
  7. Noun (bkz: chest of drawers ).
içini dökmek, derdini/sırrını açmak/açılmak.
birine açılmak Verb
içini dökmek Verb
içini dökmek, dert yanmak, derdini dökmek/açmak, açılmak, içindekileri açığa vurmak.
sırrını saklamak Verb
artık ruhunu sıkmıyor
saman altından su yürütmek, kimseye sezdirmeden işini becermek.
demir sandık.
arma sandığı.
tüfek sandığı
kollarını göğsünde kavuşturmuş
bekâr dolabı: üstü yazı masası olarak kullanılan çekmeceli dolap.
seçim kampanyası fonu
yardım parası/ödeneği: hayır cemiyetlerinin ve fertlerin hayır işleri için topladıkları para.
çeyiz sandığı. Noun
sandık
ilâç/ecza dolabı.
ecza dolabı Noun, Occupational Safety
para kasası
Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı Noun, Cinema
pyx = pix ile ayni anlama gelir. darphanelerde miyar sikkelerin saklandığı sandık.
gemi kantini, seyahat esnasında denizcilere satılan elbise, ayakkabı, tütün vb. deposu.
içi kurşun kaplı çay sandığı
takım kutusu
üniversite kasası
kapaç mahfazası.
(siyasî kampanya vb. için ayrılan) mücadele ödeneği. Noun
(çay ticareti) kutu çay
göğüs hastalıkları Noun, Diseases
göğüs hastalıkları Noun, Diseases
sandık tipi derin dondurucu Noun, Food-Kitchen
üstten kapaklı sandık tipi dondurucu Noun, Food-Kitchen
çekmece kilidi
çekmeceli dolap. Noun
göğüs ağrısı Noun, Medicine-Health
kalın ses, insan sesinin kalın perdesi. Noun
çay sandığı