green

  1. Adjective yeşil
  2. yeşil, yeşillik, çayır, çimen.
  3. yeşermiş, yeşillenmiş, yeşillikle kaplanmış.
    green fields. The country is very green in the spring.
  4. yeşil sebzelerden yapılmış.
    a green salad.
  5. taze, canlı, genç, hayat dolu.
  6. yaş, kurutulmamış.
    green lumber. Wood which is green (= which is not dry enough to burn).
  7. ham gelişmemiş, olgunlaşmamış.
    green fruit. green apples are sour.
  8. acemi, cahil, toy, tecrübesiz, saf, bön.
  9. taze, yeni.
    a green wound.
  10. soluk, rengi atmış.
    He looks a little green around the gills.
  11. (et) taze, yeni kesilmiş.
    green meat.
  12. fırınlanmamış (çömlek, tuğla vb.).
  13. (beton, çimento vb.) tam katılaşmamış.
  14. çiğ, pişmemiş.
  15. (at) yarışa girmemiş.
    green horse.
  16. mülâyim, ılıman, karsız.
    a green season.
  17. (deri) işlenmemiş.
    green hides.
  18. (her şeyi) tamam, (işlemeye) hazır.
    All systems are green.
  19. yeşil kumaş/elbise vb..
  20. putting green ile ayni anlama gelir. golf hedef deliğinin etrafındaki düz çimen.
  21. yeşillenmek, yeşer(t)mek.
işinde henüz acemi olmak Verb
elma yeşili, sarımtrak yeşil.
elma yeşili Adjective
asker yeşili Adjective
tirşe
şişe yeşili Adjective
yuvarlamaca yeşil sahası.
çimenlikte yuvarlamaca.
açık yeşil Adjective
açık yeşil sarı Adjective
kamuflaj yeşili Adjective
(trafik lambaları) sarıyken yeşil yanmak Verb
krom yeşili, krom sarısı ile Prusya mavisinden yapılan sabit yeşil renk.
(a) kobalt yeşili, sarımtrak yeşil, (b) kobalt ve çinko oksit içeren yeşil boya.
koyu yeşil Adjective
koyu zeytin yeşili Adjective
koyu pastel yeşil Adjective
zümrüt yeşili: bakır ve arsenikle yapılan parlak yeşil renkli ve çok zehirli bir boya.
İngiliz yeşili Adjective
eğrelti yeşili Adjective
denizci cenneti: ölen denizcilerin gideceği farzedilen cennet.
zeytin yeşili. Noun
orman yeşili Adjective
ilkbahar yeşili Adjective
avcı yeşili Adjective
İslam yeşili Adjective
jade ile ayni anlama gelir. yeşil, mavimsi/sarımsı yeşil renk.
koyu sarımtrak yeşil. Noun
filizi
yosun yeşili Adjective
çim yeşili Adjective
zeytunî, zeytin yeşili. Noun
loden ile ayni anlama gelir. koyu yeşil, şayak rengi, koyu zeytunî renk.
kâğıt para, banknot. Noun
nane yeşili Adjective
yosun rengi, sarımtrak donuk yeşil renk.
neon yeşili Adjective
nil yeşili, soluk sarımtrak yeşil.
ofis yeşili Adjective
zeytunî, zeytin yeşili.
yeşil zehir: 3Cu(AsO2)2.Cu(C2H3O2)2:
bakır asetat ve arsenik trioksitten ibaret haşarat öldürücü zümrüt yeşili renginde toz.
zümrüt yeşili Adjective
pastel yeşili Adjective
bezelye yeşili
Pers yeşili Adjective
çam yeşili Adjective
green ile ayni anlama gelir. golf hedef deliğinin etrafındaki düz çimen.
golf alanında kuyunun bulunduğu yer. Noun
Rus yeşili Adjective
deniz yeşili Adjective
yonca yeşili Adjective
ilkbahar yeşili Adjective
çay yeşili Adjective
yeşermek Verb
turkuaz yeşili Adjective
yemyeşil
çatışma, dalaşma, kavga, dövüş.
feared wigs on the green at the annual meeting.
yeşil yosun
(Chlorophyceae). Noun
taze fasulye. Noun
(Br) yeşillik kuşağı (bir kent çevresinde yeni inşaatların kısıtlandığı açık arazi
yeşil bülbül: GD Asya ve GB Pasifikte bulunan yeşil-mavi-siyah-sarı tüylü meyve ile beslenen bülbül.

fruitsucker, leafbird ile ayni anlama gelir.
Noun
greenbul Noun
yabancı (özellikle Meksikalı) işçinin giriş kartı. Noun
uluslararası sigorta kartı, yeşil kart. Noun, Automobiles
gümrük vergisine tabi eşyalar getirmeyen yolculara ayrılmış geçit
karsız Noel
yeşil şartlı akreditif (amir bankanın lehdara malların depolanması ve mallara ilişkin depo makbuzlarını
bankaya ibraz ve teslim etmesi karşılığında av
çuha (veya benzeri kumaş). Noun
iskambil masası. Noun
taze mısır (koçanı). Noun
(AT) üye ülkelerde tarımsal fiyatlarda büyük dalgalanmaları önlemek amacıyla kullanılan yapay döviz kurları Noun
yeşil paralar Noun
(AT) yeşil para (ortak tarım politikası çerçevesinde , üye ülkelerde tarım ürünleri fiyatlarında iniş
çıkışları önlemek amacıyla kullanılan suni döviz
yeşil-ejder
(Arisaema dracontium): KD Amerikada yetişen uzun saplı ufak çiçekli bir tür yılan yastığı. Noun
nadas tarlaya ekilen yeşil yapraklı bitki (pancar, şalgam vb.).
sermaye arayışı içinde olan ve sadece fikir aşamasındaki yatırım projeleri için kullanılan deyim
green thumb Noun
yeşillik yem
yeşil ot
yeşilbeze: kerevides vb. gibi onayaklı kabuklu eklembacaklılarda duyarga tabanına açılan bir çift bezeden herbiri. Noun
yeşil/âdi cam. Noun
çayır
yeşil çim projesi
hiç inşaat yapılmamış bir alana yeni bir fabrika ya da işletme tesisi yapımı projesi
manav
marulcuk
(Hellaborus viridis).
yeşil balıkçıl
(Butorides virescens): tüyleri koyu mavimtrak yeşil küçük bir balıkçıl cinsi. Amerikada bulunur. Noun
limonluk
yeşil jakamar
(Galbula viridis): parlak-kuşgillerden Brezilya ormanlarında yaşayan sırtı altın yeşili bir kuş. Noun
(Br) posta paketi gümrük etiketi
Grönland
Yeşil Fener Proper Name, Cinema
yeşil mercimek Noun, Food-Kitchen
yeşil ışık, trafikte “geç” işareti. Noun
izin, müsaade, ruhsat.
We're ready to build our house. We're just waiting for the green light from the council. Noun
yeşil kertenkele
(Lacerta viridis): Akdeniz bölgerinde yaşayan 30-50 cm. uzunluğunda kertenkele. Noun
yaş kereste. Noun
yeşil gübre: toprağı zenginleştirmesi için yeşil iken sürülüp toprağa katılan bitki (fasulye, yonca vb.). Noun
ayrışmamış (ham) gübre. Noun
yeşil pazarlama Noun, Advertising

blue mold ile ayni anlama gelir. mavi küf
(Penicillium): ekmek, peynir gibi gıdaların üzerinde
oluşan mavi-yeşil renkli küf.
blue mold (1).
(AT) tarım doları Noun
yeşil maymun
(Cercopithecus aethiops sabaeus): Batı Afrikada bulunan sırtı yeşilimsi gri, kuyruğu
sarı renkte bir tür maymun.
Noun
Vermont (takma adı). Noun
dinç yaşlılık
yeşil zeytin Food-Kitchen
taze soğan. Noun
önerge, hükümet önergesi. Noun
şeftali biti, yaprak biti
(Myzus persicae): birçok bitki hastalıklarının virüsünü taşıyan, bilhassa
şeftalileri mahveden sarı-yeşil renkli bir haşarat.
greenfly ile ayni anlama gelir.
Noun
bezelye Noun, Food-Kitchen
dolmalık biber
(Capsicum frutescens grossum). Noun
(her çeşit) taze biber
(Capsicum frutescens). Noun
(AT) ortak tarım politikası çerçevesinde
İngiliz lirasının hesap birimi ile ifade edilmiş değerine verilen ad
para gücü/etkisi. Noun
tarımsal devrim: tarım usullerini ve üretimi birlikte geliştirme, verimi artırma. Noun
yeşil devrim Noun, Environment-Ecology
salata
yeşil salata Food-Kitchen
bir aracılık yüklenimi sözleşmesine
katılımcı kuruluşlara ilk satış fiyatından yeni hisse senetleri alabilmelerini sağlamak üzere yazılan kayıt
yeşil yılan
(Liopeltis vernalis ve
Orphiodrys aestivus): parlak yeşil renkli, böcek yiyerek
geçinen zararsız iki tür K. Amerika yılanı.
Noun
yeşil sabun: KOH ve keten tohumu yağından yapılır, deri hastalıklarını tedavide kullanılır. Noun
(US) indirim damgası Noun
(US) iskonto markası Noun
yeşil dolmalık biber Noun, Food-Kitchen
oyun masası
yeşil çay: çay yapraklarını fermantasyona tâbi tutmadan kurutarak yapılan çay. Noun
çevreci teknolojiler Noun, Environment-Ecology
bahçıvanlık hüneri/mahareti. Noun
yeşil kurbağa
(Bufo viridis). Noun
yeşil kaplumbağa
(Chelonia mydass): sıcak denizlerde yaşayan, etinden çorba yapılan deniz kaplumbağası. Noun
yeşil sebze, yaprakları ve sapları yenen sebze. Noun
demir sülfat. ferrous sulfate Noun
kıskançlıktan çatlamak Verb
yeşil ağaçkakan
(Picus viridis): Avrupa ve Ön Asyada ovalarda yaşayan başı kırmızı, gövdesi yeşil
ağaçkakan. Uzunluğu 32 cm.
Noun
yeşil lapin Noun, Animal Species
zümrüt gibi
bir işin başlamasına izin vermek.
saz kayası Noun, Animal Species
eli bereketli olmak, sebze/çiçek vb. yetiştirmekte usta olmak.
yeşil sigorta kartı
birisini kıskançlıktan çatlatmak Verb
bir proje için onay almak Verb
biber dolması Noun, Food-Kitchen
Vadim O kadar Yeşildi Ki Proper Name, Cinema
Yeşilay Noun, Organizations