boat

  1. Noun gemi, vapur.
    fishing boat: balıkçı gemisi.
    mail boat: posta vapuru.
    take a boat:
    vapura binmek.
    to go by boat: vapurla gitmek.
  2. Noun sandal, kayık.
  3. Noun filika.
    boat-deck: filika güvertesi.
    They lowered the boats for evacuation.
  4. Noun kayık tabağı, kayık biçiminde tabak.
    a gravy boat: etsuyu tabağı.
  5. Noun sandalla gezmek.
    We boated down the river.
  6. Noun sandal/kayık ile taşımak/nakletmek.
    They boated us across the river.
  7. Noun küreği sudan çıkarıp öbür tarafa geçirmek.
hücum çıkarma botu: hücum birliklerini nehirden geçiren veya gemiden karaya taşıyan bot.
aynı sorunları olmak Verb
plaj kayığı: kolayca kumsala çekilebilen altı düz kayık.
sağlam/açık denizlere dayanıklı gemi. Noun
seyyar satıcı teknesi
kanal mavnası, kanallarda kullanılan uzun mavna.
yük gemisi
bir kişi ya da bir grup insan tarafından kiralanan su taşıtı
katlanır bot
gambot
su geçirmez bölge ve kapılarla ayrılmış bölümleri olan gemi
(US) uçak kurtarma gemisi
resmî mektupları taşıyan devlet gemisi. Noun
Alman torpidosu. Noun
ekspres gemi
araba vapuru
vapur
balıkçı kayığı/gemisi.
filama kayığı
deniz uçağı.
tekneli deniz uçağı
katlanır kayık
kaburga Maritime Traffic
yük vapuru
şilep
vapurla gitmek Verb
kayık biçiminde etsuyu kabı, sosluk.
nöbetçi filikası. Noun
balıkçı gemisi
her şeye karışmak Verb
bir gemiyi karaya çekmek Verb
kayaklı gemi.
aynı durumda, aynı koşullar altında, aynı sorunlarla karşı karşıya.
to be in the same boat: aynı
durumda olmak, aynı koşullara tâbi olmak.
şişme bot Noun
nehir gemisi: Kanadada Hudson Körfezinde ve iç sularda yük taşımak için yapılmış kürekli gemi.
patalya, küçük filika, kıç filikası. Noun
çıkarma botu
alamana Maritime Traffic
izinliler gemisi
can filikası Noun
tahlisiye aracı
botu mayna etmek Verb
Kızılderili sandalı (tabanı düz, ucu sivri, bazen yelkenli olur).
posta vapuru
yelkenli gemi kullanmak Verb
(a) fırsatı kaçırmak, başarısızlığa uğramak. (b) esas fikri/meselenin ruhunu kavrayamamak/anlayamamak.

I missed the boat on that explanation: Bu açıklamanın esasını kavrayamadım.
fırsatı (elden) kaçırmak.
You should have bought those shares a month ago; now you've missed the boat.
devriye torpido gemisi.
devriye torpidobot. Noun
hızlı bot
hücum botu
şnelbot
kanal mavnası Noun
sandal
güvertesiz gemi
açık gemi
yolculuğa çıkan tekne
bir şilebi kızağa çekmek Verb
packet ile ayni anlama gelir. posta gemisi: belirli bir güzergâhta muntazam seferler yaparak posta,
yolcu ve yük taşıyan gemi.
araba vapuru
feribot
yolcu vapuru
karakol gemisi
istimbot
karakol gemisi
kılavuz motoru
kılavuz sandalı
polis botu
(Br) vapur
motorbot
devriye torpido gemisi.
devriye torpidobot. Noun
kürek çekmek Verb
sandal
yarış kayığı
yarış kayığı
ışınlı kumanda düzenli tekne
hiç yoktan zorluk/ mesele çıkarmak, çıngar çıkarmak, işleri bozmak, oyun bozanlık etmek.
ortalığı karıştırmak, telâşa/velveleye vermek, zorluk/müşkilât çıkarmak, birliği/beraberliği sarsmak.
kürek çekmek Verb
aynı gemide yolculuk etmek Verb
kader birliği etmek Verb
rowboat. Noun
şişme bot Noun
yelkenli
tahlisiye sandalı
kurtarma gemisi
sos servisi yapılan tabak ya da sürahi
filika
dibi düz ufak kayık.
erzak gemisi
bataklık sandalı, bataklık yerlerde kullanılan motorlu ve dibi düz sandal.
mavna
(US) salapurya
torpido gemisi, torpidobot.
römorkör
gemiyle asker taşımak Verb
Alman denizaltısı
gözetleme gemisi.
nehir gemisi: Kanadada Hudson Körfezinde ve iç sularda yük taşımak için yapılmış kürekli gemi.
gemi inşaatı
kayık kancası, çengelli uzun sırık. Noun
kayıkhane
(US) iskele
kayık yükleyici
sandal çivisi. Noun
kayık yaka: kayık biçiminde kesilmiş elbise yakası. Noun
kayık yaka: kayık biçiminde kesilmiş elbise yakası. Noun
gemi firarileri: 1970'lerde Vietnamdan ufak gemilerle kaçan sığınmacılar.
kayık yarışları Noun
mavna sırığı/gönderi. Noun
vapur bağlantılı tren. Noun
kalafat Maritime Traffic
bir gemiden sandal indirmek Verb
kıçtan çarklı gemi
yandan çarklı gemi
kutlamak Verb
işi lanse etmek Verb
para saçmak Verb
gemiyi suya bırakmak Verb