driver

  1. Noun sürücü, süren, arabacı, şoför, otomobil/araba süren kimse.
    Who was the driver of the car when the accident happened?
  2. Noun güdücü, hayvan güden/sevkeden kimse.
    a cattle driver.
  3. Noun makinist, lokomotif sürücüsü.
  4. Noun, Machines (a) işletici/muharrik makine, (b) dişli/makara düzeninde hareket ettirici kuvvet tarafında bulunan eleman, (c) hareket kasnağı.
  5. Noun (bkz: driving wheel ).
  6. Noun dört yüzlü golf sopası.
sürücüsüz Adjective, Transport
sürücüsüz metro Noun, Transport
kaza yapmamış olan sürücü
şoför muavini
ortalama sürücü
şoföre karışan yolcu
otomobilde arka koltukta oturup şoförün sürüş tarzına müdahele eden kimse. Noun
ukalâ, kendine ait olmayan işleri tenkide, sorumlulara akıl öğretmeye kalkışan kimse. Noun
bit sürücü
otobüs şoförü
araba şoförü
şoför mahalli
arabacı Noun
otomobil şoförü
dikkatsiz sürücü Noun
CD-ROM sürücü Information Technology
şoför muavini
şoför
sürücü
vinççi
klas şoför
kıyak şoför
aygıt sürücü Information Technology
görüntü (birimi) sürücüsü Information Technology
eşekçi
aşırı alkollü sürücü
lokomotif makinisti.
(US) korucu
tehlikeli araba kullanan sürücü
uzun yol şoförü
kiralık araba şoförü
kaza yapıp kaçan şoför
vurup kaçan sürücü
vurup kaçan şoför
acemi şoför
acemi sürücü
acemi şoför
acemi şoför
uzak mesafe kamyon sürücüsü
motorlu taşıt sürücüsü
motorlu araç kullanmayan kişi
sürücünün görüş alanını engellemek Verb
otobüs şoförü
arabanın sürücünün kendine ait olması
şahmerdan, kazık varyozu/tokmağı. Noun
kötü sürücü
yazıcı sürücüsü Information Technology
profesyonel sürücü
yazar
yarış otomobili sürücüsü
yarışta kazanılan paradan alınan vergi yarış otomobili sürücüsü
ralli pilotu Noun, Sports
tehlikeli araba kullanan sürücü
(US) salcı
güvenilir şoför
dizisel sürücü Information Technology
köle gibi adam çalıştıran kimse, kölelere nezaret eden kimse.
yavaş ve ihtiyatlı araba sürücüsü.
tank sürücüsü
taksi sürücüsü
taksi şoförü Proper Name, Cinema
tren makinisti
kamyon şoförü
iyi şoför olduğu meydana çıkmak Verb
kamyon şoförü
kadın şoför
army ant Noun
sürücü yorgunluğu Transport
tahrik dişlisi
kamyon sürücüsü
büyümeyi destekleyen unsur Noun, Economics
sürücü güvenliği Transport
çarık
sürücü hava yastığı Noun, Transport
şoför mahalli
kabin
sürücü kabini Noun, Transport
şoför mahalli
sürücü bölmesi Noun, Transport
sürücü belgesi Noun, Land Transport
sürücü ehliyeti
(US) şoför ehliyeti
sürücü belgesi Noun, Land Transport
ehliyetname
ehliyet Transport
yetkili/sorumlu makam/mevki.
be in the driver's seat: yetkili/sorumlu (mevkide) olmak. Noun
sürücü imtihanı
sürücü mahallinde oturmak Verb
bir kazayı şoförün dikkatsizliğine atfetmek Verb
bir kazayı şöförün dikkatsizliğine atfetmek Verb
yönetici durumunda, kontrol mevkiinde.
(US) hasara uğramayan mallar için sigorta indirimi
sürücü ehliyetinin geçici süre alınması
şoför mahalli
kamyon şoför muavini