publicity

  1. Noun, Law aleniyet
  2. Noun açıklık, alenîlik, aleniyet, herkesçe bilinme.
  3. Noun reklam, ilân(cılık).
  4. Noun reklam/ilân malzemesi, basılı ilân/reklam.
  5. Noun umuma açık olma.
  6. Noun tanıtma, tanıtım, propaganda, tanınma.
    A campaign of publicity for a new automobile. The publicity that actors desire.
reklam olmak Verb
herkesçe tanınmayı önlemek Verb
banka reklamı
radyo reklamcılığı
genel tanıtım
bir kitap için yeniden reklam yapmak Verb
bir şeyi tanıtmak Verb
propagandadan nefret etmek Verb
itibar kaybı
posta ile reklam
halka duyurma yoluyla yasa dışı ya da hoş karşılanmayan bir davranışa avantaj sağlama
sansasyon peşinde koşan gazetecilerin kişilerin özel yaşantısına göz dikmesi
acımasız tanıtım
basın reklamı ve propagandası (tanıtım bedava yapıldığında propaganda niteliği kazanır
basın reklamı ve propogandası Noun
aleniyet prensibi Law
reklama başvurmak Verb
satış reklamı
ünlü olmayı arzulamak Verb
reklamdan kaçınmak Verb
(US) tiyatro reklamı
ticari propaganda
duvar reklamı
ilancılık bürosu Noun
reklamcılık bürosu Noun
reklam acentesi
tanıtımcı
reklamcı ajanı
reklam bürosu Noun
tanıtım kampanyası Noun, Marketing
reklam kampanyası Noun
reklam giderleri Noun
reklam şubesi Noun
reklam dökümanı
reklam giderleri Noun
reklamcılık uzmanı
havadan yapılan tv'de
havadan yapılan reklam
reklam fonu
reklamcı hilesi
reklam broşür takımı
reklam ve propoganda uzmanı
reklam ve propaganda uzmanı
reklam müdürü
halkla ilişkiler ve reklam kısmı müdürü
reklam malzemesi
reklam aracı
tv'de yöntemi
reklam yöntemi
reklam bürosu Noun
sermayesinin hisse senetleri sayısı belirsiz kişilerce satın alınmış şirket
hisse senetleri açık piyasada alınıp satılan bir şirket
reklam programı
reklam amacı
reklam temsilcisi
propaganda sözcüsü
reklam kampanyası Noun
reklam ve propaganda tekniği
reklam değeri
Reklamın kötüsü olmaz. Sentence, Advertising
Reklamın kötüsü olmaz. Sentence, Advertising
reklam kampanyası yapmak Verb
Reklamın kötüsü olmaz. Sentence, Advertising
turizm reklam malzemesi