knowledge

  1. Noun, Education-Training bilgi birikimi (Kaynak: CEDEFOP)
  2. Noun bilgi, malûmat.
    His knowledge of the subject is limited.
    intuitive knowledge: sezgisel bilgi.
  3. Noun anlayış, vukuf, kavrayış.
  4. Noun malûmat, haber, haberdar olma, ünsiyet.
    The knowledge of our victory caused great joy: Zafer haberi
    büyük sevinç uyandırdı.
    common knowledge: herksçe bilinen şey.
    to (the best of) my knowledge: bildiğime/haber aldığıma göre.
    without my knowledge: haberim olmadan, benden habersiz.
    take knowledge of: bilgi/malûmat edinmek, anlamak, ünsiyet peyda etmek.
  5. Noun bilim, ilim.
  6. Noun cinsî münasebet.
bildiğini uygulamak Verb
bilgisini uygulamak Verb
bilgisini uygulamaya koymak Verb
bilgisi hilafına
bilgisini artırmak Verb
bilgisini gösterme
bir kimsenin eğitimindeki eksiklik
bilgisini artırmak Verb
bilgiçlik taslamak Verb
ailesinin bilgisi olmadan evlenmek Verb
ana-babasının haberi olmadan evlenmek Verb
ana-babanın haberi olmadan evlenmek Verb
bilgisini sergilemek Verb
bilgiçlik etmek Verb
bile bile konuşmak Verb
bilgisiyle övünmek Verb
bilgilere erişebilme
doğrudan doğruya öğrenilmiş bilgi
etraflı bilgi
bilgi edinmek Verb
bankacılık bilgisi
herkesçe bilinmek Verb
herkesin bildiği bir şey olmak Verb
herkesin bildiği bir mesele olmak Verb
insan bilgisi sınırının ötesinde olmak Verb
bilgi öğrenmeye can atmak Verb
bilgiye aç olmak Verb
insan bilgisi sınırınin ötesinde
kitap bilgisi
bilgi dalı
iş bilgisi
cinsi münasebet
ticaret bilgisi
ticari bilgi
bilinen gerçek
herkesçe bilinen şey
tam eksiksiz bilgi
kapsamlı bilgi
kişi gerçekte bilmese dahi
kanunun o kişinin bilmesi gerektiğini varsaydığı bilgi
bilmesi beklenme Noun, Law
bilecek durumda olma Noun, Law
kültürel bilgi Noun, Anthropology
sonsuz bilgi
birinin bilgi sine başvurmak Verb
bilgi edinmek arzusu
basit bilgi
tam bilgi
ehlivukuf bilgisi
uzmanlık bilgisi
yaygın bilgi
geniş bilgi
olaylara dayanan bilgi
moda bilgisi
bilgi alanı
tüm bilgilerin kaynağı
bilginin sınırları Noun
tam bilgi
uzmanlaşmak Verb
uzmanlık bilgisi edinmek Verb
bilim için kazanç
genel kültür
genel bilgi
bir çocuğun bilgi açlığını gidermek Verb
büyük bilgi hazinesi
yarım yamalak bilgi
çok çalışarak elde edilmiş bilgi
bir bilgiye dolaylı olarak sahip olmak Verb
sağlam genel bankacılık bilgisi olmak Verb
bilgi açlığı
hamledilen bilgi
atfedilen bilgi
bilgi çoğalması
derinliğine bilgi
yakın bilgi
sezgi yoluyla elde edilen bilgi
işbilgisi
mahkemenin belli bir husus veya olayı gerek göstermeyen bilinen bir olay olarak kabul etmesi
mahkemenin belli bir hususu resen nazara alması
bir şeyi birinden gizlemek Verb
(ceza hukuku) bilmek ya da bilmekle suçlanmak Verb
bilgisizlik
kanun bilgisi
bulunan yer hakında bilgi
üreticilik bilgisi
piyasa bilgisi
pazarlama bilgisi
tıbbi bilgi
tıp bilgisi
mal bilgisi
Bildiğim kadarıyla hayır.
bilgisi idare eder
bilgi için ödeme Noun, Human Resources
insanın bizzat kendinin öğrenmiş olduğu bilgi
şahsi bilgi
insanın bizzat kendisinin öğrenmiş olduğu bilgi
şahsi bilgi (başkasından edinilmeyen , kendi bilgisi dahilinde olan şey
bilgi kırıntıları toplamak Verb
kesin bilgi
pratik bilgi
derin bilgi
bilgi peşinde olma
bilgi alanı
temel bilgi
cüzi bilgi
az bilgi
biraz bilgi sahipliği
bir şeyin aslını esasını bilerek konuşmak Verb
uzmanlık bilgisi
bilgi alanı
bilgi standardı
üstün bilgi
vergi bilgisi
imtihana çekmek Verb
bilgiye aç olmak Verb
öğrenme hırsı
tam bilgi
esaslı bilgi
bildiğim kadarıyla Adverb
bildiğime göre Adverb
bildiğime göre
bildiğim kadar ıyla
iş bilgisi
geniş bilgi
gayri meşru cinsel ilişki
mesleki bilgi
sindirilmiş bilgi
kullanışlı bilgi
herkesin erişebileceği bilgi
banka bilgisi
bilgi tabanlı sistem Information Technology
bilgilendirmeye yönelik eğitim Noun, Human Resources
bilgi ekonomisi Economics
bilgi mühendisliği (bir iş yerinde çalışanlara , kendi endüstri kolunun teknolojik gelişmeleriyle ilgili bilgi verilmesi
bilgi mühendisliği
iş bilgisi
İngilizce bilgisi Noun
hayat bilgisi
kanun bilgisi
bilgi toplumu (Kaynak: CEDEFOP) Noun, Education-Training
bilgi tabanlı sistem Information Technology
kendini tam olarak tanımak Verb
biri tarafından öğrenilmek Verb
bir tasarı hakkında herhangi bir bilgisi olduğunu inkâr etmek Verb
oldukça iyi bilgi veya beceri
bir şeyi çok iyi bilmek Verb
bir şey hakkında tam bilgi sahibi olmak Verb
bir iş hakkında tam bilgiye sahip olmak Verb
işinde kullanacak kadar bilmek Verb
kendi işini görecek kadar dil bilmek Verb
İngilizce'yi idare edecek kadar bilmek Verb
... ile cinsel ilişkide bulunmak Verb
bir başkasının içinde bulunduğu tehlikeden haberdar olmak Verb
birçok dil bilmek Verb
dünyayı tanımamak Verb
uzmanların daha üstün bilgisine başvurmak Verb
uzmanların daha üstün bilgi sine başvurmak Verb
bilincinde olarak
bir konuda uzman bilgisi olduğu iddiasında bulunmak Verb
bir konuda uzman bilgisi olduğu iddiasında bulunmak Verb
az çok İngilizce bilgisi
çok iyi piyasa bilgisi
çat pat İngilizce öğrenmek Verb
bütün bilgisini sergilemek Verb
durumu bilerek konuşmak Verb
özel bilgi gereklidir
birinin kafasına zorla bilgi sokmak Verb
Adem ile Havvanın meyvesini yedikleri için cennetten kovuldukları elma ağacı.
...'in bilgisi olmaksızın Adverb
...'in bilgisi haricinde Adverb
... bilmeden Adverb