lack

  1. eksiklik, noksan, kıtlık, azlık, yetersizlik, nedret.
    lack of money. The plants died through/for lack of water.
  2. ihtiyaç, gereksinme.
  3. yoksunuk, mahrumiyet, yokluk.
    for lack of: … sizlik yüzünden, … olmadığı için, -den yoksun kalarak.
  4. kıt olmak, bulunmamak, az olmak, -den mahrum olmak, -e muhtaç olmak, ihtiyacı olmak.
    to be lacking
    in brains: aklı kıt olmak.
    not to lack of money: paraya ihtiyacı olmamak.
  5. noksan/eksik olmak.
    He lacks skill in debate: Tartışma yeteneği noksan.
    3 members are lacking for a quorum.
  6. yetişmemek, kifayet etmemek, noksan gelmek, olmamak.
    Time lacks for a full explanation: Her şeyi anlatmaya vakit yok.
  7. yokluk/kıtlık/mahrumiyet çekmek.
yoksulluğunu kanıtlamak Verb
vasıflarının eksikliğini kabul etmek Verb
pek ilginç yanı olmamak Verb
yeterli çoğunluk (nisap) bulunmamak Verb
yeterli çoğunluk bulunmamak Verb
kesin çoğunluğa sahip olmamak Verb
kesin çoğunluğa sahip olmak Verb
görgüsüz olmak Verb
terbiyesi kıt olmak Verb
sermayesi yetmemek Verb
tutarsız olmak Verb
koordinasyon olmamak Verb
inanılır gibi olmamak Verb
karar verememe durumunda olmak Verb
deneyim siz olmak Verb
deneyimsiz olmak Verb
hiçbir eksiği olmamak Verb
hiçbirşeye gereksinim duymamak Verb
hiçbir eksiği bulunmamak Verb
hiçbirşeye ihtiyaç duymamak Verb
hiçbirşeye ihtiyacı olmamak Verb
fon olmayış
para bulamayış
para ihtiyacı
sağduyusu olmamak Verb
uygulaması olmamak Verb
(piyasa) cansız olmak Verb
yeterli likiditesi olmamak Verb
(roman) ağır gitmek Verb
müşterisi eksik olmamak Verb
yeteneksizlik
ayrılık
intibaksızlık
ayarsızlık
teşkilatsızlık
alakasızlık
ilişkisizlik
işlevsizlik
istahsızlık
söz geçirememe
otoritesi olmama
yeteneksizlik
yansızlık
terbiye görmemiş
sermaye ihtiyacı
bakımsızlık
taahhüdünü yerine getirmeme
iletişimsizlik
güvensizlik
emniyetsizlik
(teslim edilen mallar) uygunsuzluk
muvafakat vermeme
düşüncesizlik
riayetsizlik
izansızlık
devamsızlık Noun
teslimat noksanı
rağbetsizlik
talep eksikliği
gerekli titizliği göstermeme
ciro bulamayış
itibarsızlık
rağbetsizlik
delil yetersizliği
tecrübesizlik
inançsızlık
yem kıtlığı
metanetsizlik
formsuzluk Noun, Sports
besi maddeleri kıtlığı
basiretsizlik
tedariksiz
biçim eksikliği
terbiyesizlik
bakımsızlık
tabiatsızlık
zevksizlik
başsızlık
ademi imtizaç
geçimsizlik
vukufsuzluk
inisiyatifsiz
inisiyatif siz
ilgisizlik
muhakeme eksikliği
vazifesizlik Noun, Law
yetkisizlik Noun, Law
bilgisizlik
nakit ihtiyacı
nakit kıtlığı
görgüsüzlük
geçinecek parası olmamak Verb
usulsüzlük
para kıtlığı
para darlığı
parasızlık
tertipsizlik
eleman yetersizliği Noun, Human Resources
siyasal görüş kıtlığı
mahremiyetin bulunmayışı
özel yatırım eksikliği
üretim noksanlığı
verimsizlik
oransızlık
kalitesizlik
itikatsızlık
ihtiyatsızlık
serbestlik
intizamsızlık
yeterli satış olmaması
tatminsizlik
sıkılganlık
haysiyetsizlik
görevsizlik Noun, Law
destek eksikliği
nizamsızlık
zevksizlik
yetkisizlik Noun, Law
tutumsuzluk
talep hakkı olmamak Verb
taşıt aracı yokluğu
itimatsızlık
bir örneklik olmayış
verim eksikliği
havasızlık
gayretsizlik
ana babanın bakımından yoksun olmak Verb
(kitap) sürükleyici olmamak Verb
etkisiz olmak Verb
cilası gitmiş olmak Verb
siyasi görüş kuvvetinden mahrum olmak Verb
kararsız olmak Verb
birşeye ihtiyaç duymak Verb
birşeye gereksinim duymak Verb
birşeyden yoksun olmak Verb
birşeyin eksikliğini duymak Verb
birşeyi eksik olmak Verb
birşeye ihtiyacı olmak Verb
karakteri sağlam olmamak Verb
sağlam karakteri olmamak Verb
sistemi olmamak Verb
gerekli sermayesi olmamak Verb
para sıkıntısı çekmek Verb
parasızlıktan alıkonulmak Verb
yakıt kalmadığı için yolda kalmak Verb
parasızlıktan eli kolu bağlanmış
davayı husumetten reddetmek Verb, Law
... eksikliği yüzünden
delil yetersizliği
delil yokluğunda
parasızlıktan dolayı
zaman kıtlığından
hamlamak hamlaşmak Verb
yer yokluğundan yüklenemeyen mallar Noun
birşeye ihtiyacı olmamak Verb
birşeye ihtiyaç duymamak Verb
birşeyden yana sıkıntısı olmamak Verb
talimat bulunmadığı için
hasretinıçekmek Verb