dirt

  1. Noun, Textile Industry kir
  2. Noun, Textile Industry pislik
  3. Noun kir, pislik, çamur, toz, leke.
    Wash the dirt off the floor/off the child's knees.
    throw/fling
    dirt at someone: birine çamur atmak.
  4. Noun toprak (bilhassa yığın halindeki yumuşak toprak).
    dirt track: yarış pisti, yarış yapılan toprak
    yol.
    The children were playing outside playing happily in the dirt.
  5. Noun alçak/rezil/pespaye/kötü/iğrenç/pis (kimse/şey).
    treat a person like a dirt: (bir kimseyi) hiçe
    saymak, hor görmek, adam yerine koymamak, (birine) köpek muamelesi yapmak.
    She had treated them like dirt.
  6. Noun alçaklık, namussuzluk, âdilik, pespayelik, değersizlik.
  7. Noun çirkin/iğrenç/ayıp/müstehcen/açık saçık (dil, kitap vb.).
  8. Noun dedikodu (bilhassa çirkin, küçük düşürücü türü).
    She enjoys hearing a bit of dirt about her neighbors.
  9. Noun, Minerology (a) ham/işe yaramaz cevher, (b) altın madeni ayrıldıktan sonra geri kalan cevher.
âdi, düşük, pespaye.
dedikodu yaymak/çıkarmak, aleyhte konuşmak.
Stop dishing the dirt: Dedikoduyu bırak!
bir kimseye çok kötü davranmak.
tükürdüğünü yalamak, tarziye vermeye mecbur olmak.
aşağıdan almak, hakarete karşılık vermemek, kötü muameleye dayanmak/ses çıkarmamak.
moloz
burnunu yere sürtmek zorunda kalmak Verb
yere kapanmak, (ateşten korunmak için) kendini yere atmak.
(düşman ateşinden korunmak için) yere yatmak, kendini yere atmak.
We hit the dirt the moment we heard the machine gun fire.
(tren) kömür küreklemek Verb
(a) değerli maden/altın cevheri, (b) iyi sonuç veren yöntem/sistem, değerli keşif.
hit/strike the
pay dirt: cevher keşfetmek, altın madeni bulmak, turnayı gözünden vurmak, başına devlet kuşu konmak.
süprüntü
çöp
para saçmak Verb
etrafa para saçmak Verb
birine köpek muamelesi yapmak Verb
altın kumu
çamurluk
sudan ucuz, çok ucuz.
That dress was dirt cheap in the other store, I wish I'd bought it there.
çiftlik (bir kimsenin öz malı olan çiftlik).
dirt farmer: çiftçi.
dirt farming: çiftçilik. Noun
(US) arazi sahibi çiftçi
küçük çiftçi
merkez bankası kendi parasını korumak amacıyla piyasaya müdahaleye devam eder
kısmet yönetilen oynak döviz kuru
çok fakir/yoksul, bir lokma ekmeğe muhtaç. Adjective
kirlenmez Adjective, Textile Industry
kaldırım döşenmemiş yol
toprak yol
toprak sokak
kül dökülmüş yarış yolu
(US) çöp kamyonu
birine çamur atmak Verb
birine çamur atmak Verb
sudan ucuza mal satmak Verb
kir tutmak Verb
Çamur at, izi kalsın. Sentence, Idioms