confidence

  1. Noun güven, emniyet, itimat.
    You have won my confidence; I know I can trust you.
    to have confidence
    in someone/something: bir kimseye/şeye güvenmek/itimat etmek.
    to have every confidence in someone: birine sonsuz güveni olmak.
    I have every confidence that he will come back: Geri geleceğınden (kesinlikle) eminim.
    to put one's confidence in someone/something: bir kimseye/şeye güvenmek/bel bağlamak.
  2. Noun (Avrupada) güven oyu, parlamentoda hükümet icraatına güveni bildiren oy.
    no confidence: güvensizlik.

    motion of no confidence: gövensizlik oyu/önergesi.
  3. Noun özgüven, kendine güven, nefse itimat, itimadı nefis, cesaret.
    He lacks confidence in himself:
    Kendine güveni yok.
    Many people would be more successful if they just had more confidence in themselves.
  4. Noun inanç, kanaat, itminan.
  5. Noun sır, gizli haber.
    take someone into one's confidence: birisine sır vermek.
    to exchange confidences:
    karşılıklı sırlarını açıklamak.
    make a confidence to someone = tell someone in confidence: birine bir sır söylemek.
    This is in strict confidence: Kesinlikle gizlidir/gizli tutulmalıdır.
  6. Noun güven/itimat sebebi.
birine sırrını açmak Verb
ne yapıp edip birinin mahremiyetine girmek Verb
birine güvenerek saygı göstermek Verb
birine sırlarını açmak Verb
birine açılmak Verb
birine olan güvenini yitirmek Verb
birine güvenmekten vazgeçmek Verb
görevin kötüye kullanılması
emniyeti suiistimal
güvenin kötüye kullanılması
güvenoyu istemek Verb
güvenoyu talep etmek Verb
güven oyu istemek Verb
itimada ihanet
itimat edilen bir şeyi ifşa etmek Verb
güveni desteklemek Verb
güveni kötüye kullanma Noun, Law
itimadı kötüye kullanma Noun, Law
itimadı suiistimal Noun, Law
emniyeti suiistimal Noun, Law
iş güveni
tüketici güveni Noun, Economics
güvenilir alacaklı
güven bunalımı
müşteri güveni
güvenilir müşteri
birinin güvenine layık olmak Verb
bir sırrı ifşa etmek Verb
birinin kendisine güvenini sağlamış olmak Verb
tam güven
güven ifadesi Noun
geleceğe güvenle bakmak Verb
kendine güven kazanmak Verb
güven kazanmak Verb
kendine güveni yerine gelmek Verb
güvenoyu vermek Verb
birinin tam güvenine mazhar olmak Verb
tam güven
körü körüne güven
kesin güven
gizlice, sır/mahrem olarak, mahremane.
gizli olarak
itimat telkin etmek Verb
güven vermek Verb
birine güven telkin etmek Verb
güvenilir yatırımcı
yatırımcı güveni
birinin güveninıhaklı çıkarmak Verb
birinin güvenini doğru çıkarmak Verb
güvensizlik
emniyetsizlik
güvenilecek adam
güvenilir adam
güven belirtisi
güvensizlik oyu
birinin güvenini kazanmak Verb
güvensizlik oyu vermek Verb
satış haberleri teatisi
kişisel güven
kendine güven
kesin güvenini yitirmek Verb
meslek gizliliği
halkın güveni
kamunun güveni
güvenoyu almak Verb
güven oyu almak Verb
birinin güvenini yeniden kazanmak Verb
yeniden güven uyandırmak Verb
kendine güven
güveni sarsmak Verb
sarsılan güven
sarsılmış güven
güven belirtisi
tam güven
(parlamento) bir önergeyi güvenoyuna sunmak Verb
güvenmek Verb
sırrını açmak Verb
vergi mahremiyeti
birine bir şeyi hiçbir surette açıklamaması şartıyla söylemek Verb
mahrem olarak ele almak Verb
bir konuyu tam gizlilikle ele almak Verb
güven oyu
güvenoyu
güvensizlik oyu
güvensizlik
güvenoyu almak Verb
birinin güvenliğine sokulmak Verb
birinin mahremiyetine girmek Verb
istatistiki güvenlik
istatistiki emniyet
güvenoyu müzakereleri Noun
(tahmin) güven derecesi
güven derecesi
(tahmin) emniyet derecesi
dolandırıcılık, tavlama, kandırarak dolandırma. (Konuşma dilinde
con game denir). Noun
güven aralığı Noun, Statistics
dolandırıcı. (Konuşma dilinde
con man denir). Noun
güveninıkötüye kullanma
dolandırıcılık, tavlama, kandırarak dolandırma. (Konuşma dilinde
con game denir). Noun
güvenoyu
biriyle sıkı fıkı olmak Verb
özeksel güven aralığı.
tüketici güven endeksi Noun, Economics
gazete haberlerine güvenmek Verb
...'e inancı tam olmak Verb
birine her bakımdan güvenmek Verb
halkın güvenini yıkmak Verb
halkın güveninıyıkmak Verb
güvensizlik oyu
bir hilekârlığın kurbanları Noun
güvenoyu vermek Verb
birine güvenmek Verb
birine güvenmek/itimat etmek.
güven isteyen mevki
birine güveni tam olmak Verb
birine inancı tam olmak Verb
birine inanmak Verb
birine güvenmek Verb
birine güvenmek Verb
paraya olan güveni iade etmek Verb
birine olan güveninıyitirmek Verb