cry

  1. Verb ağlamak, gözyaşı dökmek.
    She cried with grief when her mother died.
  2. Verb
    cry out: bağırmak, bağırarak söylemek, feryat etmek, çığlık koparmak.
    The trapped woman cried
    out for help.
    cry out against: karşı çıkmak, sesini yükseltmek.
    cry out for: çok ihtiyacı olmak, … için yanıp tutuşmak.
    The garden is crying out for rain.
  3. Verb (hayvan) havlamak, ürümek, bağırmak, anırmak, kişnemek, böğürmek, gıdaklamak vb.
  4. Verb (av köpeği koku alarak) ulumak, havlamak.
  5. Verb (tellâl vb.) bağırarak ilân etmek, haykırmak.
    to cry one's wares: çığırtkanlık etmek.
  6. Verb yalvarmak, yakarmak.
  7. Noun ağlama, ağıt.
    have a good cry: doya doya ağlamak.
  8. Noun feryat, figan, haykırış, haykırma, avaz, yaygara, çığlık, nâra.
    war cry: savaş nârası.
    within
    cry of: (bağırınca) duyulabilecek uzaklıkta.
  9. Noun yalvarış, yakarı(ş), yalvarma.
  10. Noun ses, nida, sesle yapılan ilân.
  11. Noun bağırma, sokak satıcısının bağırması.
  12. Noun (halka) duyuru.
  13. Noun dilek, istek, temenni, kamu oyu.
  14. Noun (bkz: battle cry ).
  15. Noun (siyasi parti) ilke-söz, simgesöz, slogan, şiar, parola.
  16. Noun ağlama nöbeti, hüngür hüngür ağlama.
  17. Noun hayvan sesi: ötme, uluma, havlama, kişneme, anırma vb..
  18. Noun (tilki avında) (a) köpek sürüsü, (b) köpeklerin av kokusu alarak ulumaları.
birine sığınmak, acındırmak, merhamet dilenmek.
sığınmak Verb
merhamet dilenmek Verb
hüngür hüngür ağlamak, gözlerinden kanlı yaşlar akıtmak, teselli bulamamak, ıstırap ve kederden sürekli
ağlamak.
When her little baby died, the poor lady cried her eyes out.
doyasıya/ hüngür hüngür ağlamak.
viyaklamak Verb
(a) çok uzak.
It's a far cry to: Çok uzaktır. (b)
a far/long cry from: çok farklı, tamamıyla
farklı, (aralarında) hiç ilgi yok/dağlar kadar fark var.
The state of affairs in industry is a far cry from what it was last year.
(US) en son moda
seçim kampanyası sloganı
savaş parolası. Noun
herhangi bir kampanyada kullanılan ilkesöz/simgesöz/slogan. Noun
seçim sloganı
seçim sloganı
uzun bir yol
yakından izleyen/takip eden (köpekler için söylenir).
acı acı bağırma
(kaçan hırsızı/katili yakalamak için) çağrışma, bağrışma, halkın “tutun! yakalayın!” diye haykırması. Noun
toplu halde bağırıp çağırma, gürültü koparma, toplu protesto.
They raised a (great) hue and cry against the new rule. Noun
bağırış çağırış Noun
(a) bağırarak/havlayarak peşinden koşma/kovalama.
The dogs were in full cry after a fox.
The
crowd was in full cry after the thief: Kalabalık bağrışarak hırsızı kovalıyordu. (b) şiddetle isteme/hücuma geçme.
çığlık
dedikodu
rivayet
beylik laf
basmakalıp söz
parola
slogan
halkın sesi
savaş nârası. Noun
(siyasî mücadelede) simgesöz, parola. Noun
duyulabilecek uzaklıkta
sulu gözlü
olur olmaz şeye ağlayan kişi
ortalığı velveleye vermek Verb
timsah gözyaşları dökmek Verb
küçümsemek, kötülemek, önem vermemek, tepeden bakmak, önemsiz göstermeye çalışmak.
istemek, arzu etmek.
cry for the moon
k.d. imkânsız bir şey istemek, olmayacak hayal peşinde koşmak.
imdat çağrısı
feryat
aman talep etmek Verb
olmayacak şeyi istemek Verb
olmayacak şey istemek Verb
yarısını talep etmek Verb
bir şeyi başkasıyla yarı yarıya paylaşmak Verb
(tehlikeye/felakete karşı) uyarmak, ikaz etmek.
(a) felaketi haber vermek, tehlikeye karşı uyarmak, (b) savaşta askere tahrip emri vermek.
caymak, vazgeçmek, sözünden dönmek.
son anda vazgeçmek Verb
yalvarmak Verb
ağlaya ağlaya uyuyakalmak.
She cried herself to sleep: Ağlaya ağlaya uyuyakaldı.
çağırmak Verb
haykırmak Verb
bağırmak Verb
yakınmak Verb
bir şeyden yüksek sesle şikâyet etmek Verb
bir şeyi şiddetle istemek Verb
nafile üzülmek, boş yere dövünmek, telâfisi imkânsız bir şey için gözyaşı dökmek.
It's no use crying
over the spilt milk: Telâfisi imkânsız bir şey için gözyaşı dökmek neye yarar?
kavgayı bırakmak için seslenmek Verb
suçlu olduğunu ikrar etmek Verb
muharebede aman dilemek Verb
yeter/dur demek, teslim olmak, pes demek.
beraberliği kabul etmek, pes demek, rekabete son vermek.
birini yuhalamak Verb
bir şeyi elâleme duyurmak Verb
duada yakarmak Verb
çok övmek/methetmek, göklere çıkarmak.
sebepsiz yere imdat istemek.
sebepsiz tehlike işareti vermek.
ufak tefek şeylerde yardıma çağırmak Verb
aşağıdan almak, yelkenleri suya indirmek.
çok farklı.
Being religious can be a far cry from being kind.
...'den çok farklı Noun
'den çok farklı olmak Verb
şarkı söylemek/dayak atmak/feryat etmek vb.
give a laugh: gülmek.
give a shout: bağırmak.
bir kimseyi cezalandırdıktan sonra ağladığı için daha şiddetli cezalandırmak.
pes dedirtmek, gururunu kırmak, ağzının payını vermek.
fiyasko, neticesiz tartışma.
yakalayın ” diye bağrışmak Verb
vergi tekliflerine karşı protesto etmek Verb
(askerlik) toplanma noktası Noun
(askerlik) toplanma işareti
herkese duyurmak, alenen yaymak.