earn

  1. Verb kazanmak.
    to earn one's living: geçimini sağlamak.
    He earns &50,000 a year.
  2. Verb hak etmek, hak kazanmak/iktisap etmek, (hak olarak) elde etmek.
    to receive more than one has earned:
    hakkından (hak ettiğinden) fazlasını almak.
  3. Verb (manevî mükâfat/şeref/şöhret vb.) kazanmak, elde etmek, liyakat kesbetmek.
    to earn a reputation by
    honesty. He earned the title of “the Great” by his victories in the war.
  4. Verb kazandırmak.
    His victories in the war earned him the title of “the Great”.
  5. Verb (bkz: yearn ).
hayatını kazanmak Verb
geçimini sağlamak Verb
ekmeğini kazanmak Verb
rızkıni çıkarmak Verb
hayatını kazanmak Verb
ders vererek geçiminısağlamak Verb
ders vererek geçimini sağlamak Verb
hayatını kazanmak Verb
kalemiyle geçinmek Verb
nafakasını hak etmek Verb
subaylığa terfi ettirilmek Verb
geçimini sağlayamaz
çalışabilir
günde 100 dolar kazanmak Verb
ancak geçimini sağlamak Verb
geçinecek kadar para kazanmak Verb
asgari ücret almak Verb
tanınmak Verb
rahat bir hayat sürecek şekilde hayatını kazanmak Verb
müreffeh bir hayat sürecek şekilde hayatını kazanmak Verb
iyi maaş almak Verb
rızkıni çıkarmak Verb
hayatını kazanmak Verb
geçinmek Verb
öğretmenlikle hayatını kazanmak Verb
bir çırpıda büyük para kazanmak Verb
bir partide çok para kazanmak Verb
para kesmek Verb
bir ad kazanmak Verb
cömertliğiyle meşhur olmak Verb
maaşıni almak Verb
maaş almak Verb
namusuyla para kazanmak Verb
alnının teriyle para kazanmak Verb
alın teri ile kazanmak Verb
iki misli ücret almak iki misli yapmak Verb
ekmeğini çıkarmak Verb
geçinecek kadar kazanmak Verb
iyi ücret almak Verb
birinin saygısını kazanmak Verb
günde altmış dolar kazanmak Verb
... haline gelmek Verb
yediği ekmeği hak etmek Verb
maaşını haketmek Verb
dürüstlükle/namusu ile/ alın teri ile para kazanmak, helâl para kazanmak.
(Br) kazanç üzerinden ödenen gelir vergisi