account

  1. Noun hesap.
  2. Noun hesap pusulası, rapor.
    account rendered: alacaklı hesabı: alacaklının ödenmek üzere borçluya ibraz
    ettiği senet vb.
    account stated: kabul edilen borç hesabı: borçlunun ödemeyi kabul ettiği kesap.
  3. Noun anlatış, rivayet, beyan, izahat.
  4. Noun sebep, neden.
    on this account: bu nedenle/sebeple.
    On this account I am refusing your offer.
  5. Noun önem, değer, kıymet, ehemmiyet, itibar, etki, nüfuz.
    of no account: önemsiz, sayılmaz.
    man
    of no account = no account man: önemsiz adam.
    things of no account: önemsiz şeyler.
    He is of very little account: Onun pek az etkisi/nüfuzu vardır.
  6. Noun tahmin, takdir, hüküm, karar.
    In his account it was an excellent piece of work.
  7. Noun banka hesabı, cari hesap, kredi/alacak hesabı.
    current account: cari hesap.
    deposit account:
    mevduat hesabı.
    overdrawn account: karşılıksız hesap.
  8. Noun hesap özeti.
  9. Noun (muhasebecilikte) gelir ve masraf hesabı.
    account of liabilities and assets: borç ve alacak hesabı.

    account payable/receivable: borçlu/alacaklı hesabı.
    profit and loss account: kâr ve zarar hesabı.
    cash account: kasa hesabı.
    outstanding account: hesap bakiyesi.
  10. Noun hesap sahibi, müşteri, borçlu/alacaklı.
    account executive: ilân acentasında müşteri hesaplarını tutmakla görevli yetkili.
  11. Verb saymak, addetmek, telâkki/itibar etmek.
    to be accounted rich: zengin sayılmak.
    to account oneself
    lucky: kendini mutlu addetmek.
    to be accounted of: sayılmak, itibar edilmek.
    He is accounted (to be) guilty: O suçlu sayılıyor.
  12. Verb hesap vermek.
    An officer must account to the treasurer for money received: Bir memur aldığı paranın
    hesabını hazinedara vermek zorundadır.
  13. Verb sorumlu tutulmak, tazmin/telâfi etmek.
    He must account for his crime: İşlediği suçtan sorumlu tutulmalıdır.
  14. Verb hesabını görmek, işini bitirmek, öldürmek.
    He accounted for five of the enemy: Beş tane düşmanın
    hesabını gördü/işini bitirdi/öldürdü.
  15. Verb
    account to: atfetmek, isnat etmek.
    the many virtues accounted to him: ona atfedilen birçok faziletler.
  16. Verb hesap etmek, saymak, tahmin etmek.
kendi hesabına çalışmak
masrafların hesabını vermek Verb
masraflarının hesabını vermek Verb
kendi namına hareket etmek Verb
kendi hesabına bir işe girişmiş olmak Verb
kendi hesabına iş yapmak Verb
hesabında yanılmak Verb
birşeyi birinin hesabına yazmak Verb
bir şeyden payını almak Verb
kendi hesabına
vasiliğinin hesabını vermek Verb
ölmek.
the great account: kıyamet günü.
hesabında tutarsızlık olmak Verb
hayatını hiçe saymak.
birinin nam ve hesabına
parasını iyi bir şeye yatırmak Verb
bankadaki hesabını açık tutmak Verb
kendi hesabına poliçe keşide etmek Verb
faiz getirmeyen hesap, faizsiz Noun, Banking
kendi kararıyla
kendi hesabına
kendi kuvvetiyle
kendi kararıyla
bir kimse adına/namına/hesabına, … yüzünden, sebebiyle.
She left her native land on her husband's account.
kendi adına hesap açmak Verb
kendi hesabına çalışmak Verb
bankada hesabında olandan fazlası için çek yazmak Verb
Br hesap limitini aşmak Verb
bütün ticaret kredilerini bir hesaba ödemek Verb
bütün ticaret kredilerini bir hesaba ödemek Verb
masraflarının hesabını vermek Verb
hesaplaşmak Verb
hıncını almak Verb
kendi hesabına yapılan işlem
kendi hesabına çalışmak Verb
mali sorumluluk
bir başka hesaba devredilecek olan karşıt veya tamamlayıcı hesap
tamamlayıcı hesaplar
müşterek hesap
(US) tahsisat hesabı
aktif hesaplar
aktif hesaplar Noun
devredilmiş hesap
genelde bir alacak hesabı olup ödünç alan tarafından bir ikrazın teminatı olarak bir bankaya devredilen hesap
aval hesabı
paranın üstü
temettüler muhasebe alt hesaplarında yer alır
bloke edilmiş hesap
senet hesabı
ikramiye hesabı
bir müşterinin bir dükkâna her ay sabit bir ödemede bulunarak
nakliye hesabı
muvakkat ve mutavassıt hesap
kapanmış hesap
kapanış hesabı
muvazene hesabı
inşaat hesabı
dükruvar hesabı
ters bakiye hesap
eyalet kanunu tahtında reşit olmayan biri için açılmış (banka , menkul değerler gibi) finansal hesap
esham ve tahvilatın muhafazası ve bunlara ait gelirlerin bankaca tahsil edilip kaydedilmesi için açılan hesap
depozito hesabı
(Br) ölen bir kimsenin hesabındaki bakiye
uzun süre kayıt yapılmamış hesap
uzun süre kayıt yapılamamış hesap
zimmet hesabı
borç hesabı
borçlu hesap Noun, Accounting
borçlu hesabı
iflas muameleleri yapılırken veya bir araştırma soruşturmada mali bakımdan güç durumda olan bir borçlunun
alacaklıları tarafından hazırlanan alacaklıl
dükruvar hesabı
yardımcı hesap
geliştirme masrafları hesabı
işletme hesabı
tediyat hesabı
ihtiyari fonların yatırıldığı hesap
sırdaş hesap
ama artık sipariş vermeyen firmalar
hareket görmeyen hesap
bloke hesap
bloke hesap
değerleme hesabı
hayali hesap
uydurma anlatı
vadeli hesap
bloke hesap Noun, Banking
fon hesabı
üçüncü şahıs borçlu bloke hesabı
genel hesap (bankanın büyük defterindeki hesap ; mudilerin ve emanetçilerin hesaplarından başka bütün hesaplar
nakit yerine çek veya benzeri varlıkların kullanıldığı kredi hesabı
garanti hesabı
küçük kasa hesabı
hatalı hesap
işlemeyen hesap
(tek bir kişi adına açılan hesap
sigortalı hesabı
müşterek hesap
pasif hesap
muvakkat veya mutavassıt hesap
geçici veya aracı hesap
geçici veya aracı hesabı
ikraz hesabı
kredi hesabı
üretim (işletme) hesabı
aylık hesap
sonuçsuz hesabı (işletmenin toplam gelir ve giderlerinin kaydedildiği şirketin kâr-zarar durumunu gösteren hesap
yabancı ve yerleşik olmayanların açtırdığı hesap
numaralı hesap
yalnız numarasıyla bilinen banka hesabı
İsviçre bankalarındaki hesaplar çoğu zaman numaralıdır
açık hesap
kapanmamış hesap
limiti aşan hesap
saptanmış kredi limiti aşılmış hesap
müşterek hesap
ortaklık hesabı
mahsup hesabı
borçlu ve alacaklıların şahsi ya da firma adlarıyla tutulan büyük defter hesapları Noun
özel hesap
şahsi hesap
posta ücreti sahibi
posta çeki hesabı
özel hesap
kâr hesabı
(devlet muhasebesi) bütçe hesabı
tasfiye hesabı
gelirlerin yatırılması ve alacaklılara oradan ödeme yapılması için açılabilecek banka hesabı
muvazene hesabı
kira hesabı
tamirat hesabı
memleket içi döviz hesabı
hesap kapatma
iade hesabı
cari hesap
emanet hesabı
masrafların ve satıştan elde edilmiş olan nihai net kârın bir dökümünü göndericiye verir
okul hesabı
tali hesap
hisse senedi hesabı
satış hesabı
üzerinde oynanmış hesap
tek hesap
ara hesap
iki ya da daha çok sayıda kişinin adına açılmış hesap
iştirak hesabı
(borsa) vadeli hesap
bir işletmenin brüt kârının
serbest transfer edilebilen döviz hesabı
yedieminin hesabı
mizanı yapılmamış hesap
muamele hesabı
kapanmamış hesap
kullanıcı hesabı Information Technology
ücret hesabı
işletme hesabı
yıllık hesap
hesap hareketleri Noun, Accounting
hesap hareketi Noun, Accounting
kabul edilmiş hesap
bakaya hesabı
denge sağlayan hesap
hesap defteri
alacaklıların yardımcı defteri
hesap sınıflaması
alacak veya borç bakiyesi gösteren bir hesabın ilgili kişiye dönemsel olarak gönderilen özeti
cari hesap
dönemsel işlemlerin kaydedildiği firma hesabı
mahsup günleri (borsadaki işlemlerin mahsup ve tasfiyelerinin icrası için borsa komitesi tarafından belirlenen tasfiye günleri Noun
radyo/televizyonda zaman satan kişi
reklam şirketinin ya da benzer bir örgütün müşterisinin tüm gereksinimlerinden sorumlu yöneticisi
(reklamcılık) bütçe sorumlusu
büyük defter hesabına benzeyen cetvel
banka cüzdanı
alacaklı tarafından hazırlanarak tetkik ve kabul için borçluya verilen hesap
alacaklı tarafından hazırlanarak tetkik ve kabul için borçluya verilen hesa
komisyonları ve borçları gösteren hesap özeti
satılmış mallar hesabı
hesap özeti Noun, Banking