actual

  1. Adjective gerçek, hakikî, fiilî, fi'len var olan, mevcut, elle tutulabilen.
    actual expenses: hakikî masraflar.

    an actual case of treason: fi'lî ihanet.
    actual numbers of an army: bir ordunun fi'lî/hakikî mevcudu.
  2. Adjective güncel, şimdiki, şu andaki, halihazır(daki).
    the actual condition of the country: memleketin şu
    andaki durumu.
    the actual events: güncel olaylar.
  3. Adjective sigorta risklerine ve istatistiklere dayanan.
    actuarially: istatistiklere dayanarak.
kişinin kendi yetki sınırları içinde hareket etmesi
saymaca
fiziki mevcudiyet
kasa mevcudu
efektif
gerçek aktifler Noun
net aktif
hususi vekâlet
fiili temsilcilik
fiilen zilyetlik
kasa mevcudu efektif
fiili bilanço
gerçek faydalanıcı Noun, Banking
yerine getirme vakti gelmiş bir sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmemek Verb
halihazırdaki iş
piyasa değeri
(sigorta) efektif nakit değeri
(sigorta) gerçek nakit değeri
fiili durum
gerçek durum
bedensel zorlama
fiili rakip, fiili rekabetçi
fiilî rakip Noun, Competition Law
mahkemenin çağrısı üzerine duruşmaya gelen kişinin mahkemenin emirlerine uymaması
iktisap maliyeti
gerçek maliyet
üretim maliyeti
hakiki maliyet
fiili maliyet
gerçek hasar
fiili hasar
uğranılan zarar ziyanı gidermek veya telafi etmek için makul hasar tazminatı (cezai tazminat dışındaki tazminat
(sigorta) fiilen vuku bulan ölüm
fiilen teslim
fiili talep
fiili ikametgâh
hakiki kazançlar
fiili vergi
fiilî giriş
fiili giriş
hapisten fiilen kaçış
icra ile tahliye
fiili harcama
fiili masraflar
fiili giderler
nakdi harcamalar Noun
aktiflerin paraya çevrilmesi için fiilen yapılan harcamalar Noun
fiili giderler
fiili masraflar
nakdi harcamalar Noun
aktiflerin paraya çevrilmesi için fiilen yapılan harcamalar Noun
gerçek olaylar Noun
fiili sahtekârlık
hemen teslime hazır mallar Noun
ilâhî lûtuf: iyilik yapmak ve kötülüklerden sakınmak hususunda Allahın lûtuf ve inayeti.
fiili hamil
bilfiil çalışılan saatler Noun
bilfiil çalışma saatleri Noun
fiilen çalışma saatleri Noun
doğrudan doğruya öğrenilmiş bilgi
uğranan zararın gerçek değeri
fiilen kötülük yapma kastı
gerçek piyasa değeri
gerçek piyasa hacmi (belli bir fiyata veya belli bir fiyat dizisi içinde yapılan bayi satışlarının toplamı
fiili malzeme kullanımı
(sigorta) vefiyat
gerçek vefiyat
güncel nevroz Noun, Psychoanalysis
ordunun efektif (göreve hazır) asker sayısı
net harcamalar Noun
gerçek mal sahibi
fiili kâr
vasıtasız zilyetlik
eşya üzerinde fiili tasarruf
fiili zilyet
piyasadaki rayiç fiyat
piyasa fiyatı
fiili üretim miktarı
fiili kâr
gerçek kâr
gerçek kâr
efektif kur
efektif gelir
fiili alındılar Noun
gerçek yedek akçe
fiili satış
faaliyet örneklemesi
belirli bir faaliyetin yinelenme oranını saptamak için uygulanan gözlem tekniği
fiili zilyetlik
şahsa tebliğ
fiili hizmet
fiili hizmet süresi Noun, Law
bile bile işlenen günah.
işlerin şimdiki durumu
hazır
mevcut
hali hazır depo durumu
net dara (malların ambalajlanmadan önce ayrı tartılması
gerçek dara
bilfiil sarfedilen zaman
gerçek zarar
gerçek tam zayi
gerçek toplam zarar
piyasa değeri
net aktif değeri
reel değer
efektif değer
gerçek değer
değer
gerçek ücret
fiilen ödenen ücret
fiilen çalışılan saatler Noun
fiilen çalışılan saatler Noun
fiilen vuku bulan ölüm
hakikatte, işin aslında.
hakikaten, filhakika, aslında, aslını ararsan, işin doğrusu, daha doğrusu, nitekim.
Officially he
is in charge, but in fact his secretary does all the work. He doesn't mind, in fact, he's very pleased.
I finished it yesterday, as a matter of fact: Aslında/daha doğrusu onu dün bitirdim.
fiili zilyedi olmak Verb
fiili zilyet olmak Verb
şimdiki hükümet
fiilen çalışılan saatler Noun
fiilen zilyetliğin deviri
fiilen zilyetliğin devri